Selma Erdal

Tüm Yazıları


Magazinsel Bir Yazı

  • 21 Ekim 2019 Pazartesi



Gelişmişlik düzeyimiz 6. yüzyıl ayarında olsa da, gündem değişikliğindeki hızımız uzay çağında olduğundan kuşku yok. Tüketim Toplum Modeli; yalnızca paralarımızı, duygularımızı, değerlerimizi hızla tüketmekle kalmıyor, ülkemize ilişkin siyasal olayları da hızla tüketiyor. Öyle ki bilişim alanında gerçekleştiği gibi saniyeler içinde kuramlar ileri sürerken birileri, diğeri onunkini bir an sonrasında çürütebiliyor. İşte ülkemizle ilgili olayların akışı da bu denli hızlı değişiyor.Dolayısıyla olaylara; anlıksal yaklaşıyoruz, anlıksal yorumlar yapıyoruz, çünkü biliyoruz ki Trump Agamızın tweetleri, az sonra yine değiştirecek gündemi...
Yazılı, sözlü ya da digital basın; sürekli olayları bizlere sunuyor, doğru,yetersiz, yanlış ya da yanlı ve bizler de yorumluyoruz doğru, yetersiz, yanlış ya da yanlı bakış açılarımızla, değer yargılarımızla... Bir de bakmışız ki günün akışı içinde olaylar magazinleşmiş, ciddi kararlar, önemli siyasal olaylar, anında sulandırılmış Nasreddin Hoca'nın günümüzdeki temsilcileri tarafından... Açıkçası "kara mizah"da, hiç bir ülkenin halkı, Türk halkının eline su dökemez ve yetenekli olamaz Nasreddin Hoca'nın torunları kadar, bu bir gerçek.Sanal kamusal alanda; olaylara ilişkin yorumlar karşısında saygıyla selam duruyorum, Türk halkının o kıvrak zekası karşısında... Doğal olarak bu ortamda; siyasetin magazinleşmeşi kaçınılmaz oluyor. Üstelik Osmanlı'dan beri bilinir ki "istibdat dönemlerinde" yapılır kara mizahın en hası, en alası... Karagöz, Nasreddin Hoca düş müdür, gerçek midir her ne kadar tartışmalı olsa da bu topraklar Ziya Paşa'yı da yetiştirmiştir, Neyzen Tevfik'i de, Aziz Nesin'i de... Her birisi ışıklar içinde uyusun ve ruhları huzur bulsun ki bu halk baskılara kıvrak zekasıyla, gerekli ve us dolu karşılıklar vermektedir, kendisini aptal yerine koyarak özgürlük ve demokrasi yolculuğundan uzaklaştırmak isteyenlere karşı gelmektedir.
Diyelim ve gündemde neler olup, bitiyor; şöyle bir gözlemleyelim

* İşte PKK savunmanınızŞu AGOS'da yayınlanan yazılara bakar mısınız?... Ne kadar da Kürtçülük yanlısı, HDP ve PKK savunmanı... Anlayamadım; bu Ermeniler Kürt mü ya da Kürtçülük yapanlar aslında Kürt değil de Ermeni mi?...Amma da karışık işler; Arap saçından beter.Bu ülkede o kadar çok kişi var ki her şeycikleri bilen, onlar çözsün bu karmaşayı...Ama sanıyor ki bu zavallılar "kürdistan" diye belledikleri bu arsayı, onlara verecekler. Geçeceksin bu martavalları; oraları Tevrat'a göre VAAD EDİLMİŞ TOPRAKLAR ki nam-ı diğer KENAN TOPRAKLARI...Hiç kuşkusuz son aşamada Büyük İsrail Projesi (senin BOP sandığın şey, aslında BİP) toplayacak parsayı... Elbette ki Türk Ordusu; ATATÜRKÜN ORDUSU olma özelliğini yitirip de İslam Güneşi'nin peşine düşdükçe... Bu projenin gerçekleşmesi hiç de zor olmayacak, üstelik de ABD onlara destek verdikçe...

*Son gözdeniz, Afrikalı aşkınız...Atatürk; ÇAĞDAŞ TÜRKİYE dedi.Amerika; ORTADOĞULU kimlik vermek istedi.Adam; AFRİKALI olmayı seçdi. Araplar'ın kırmızı pabuçları dama atıldı.İşin gerçeği; Charles Darwin de kuramıyla bizlere atalarımızın Afrikalı maymunlar olduğunu söylemedi mi?...Oh nihayet; aslımıza rücu ediyoruz. Çalınsın tamtamlar!...

*Barış Pınarı Harekatı ve Ateş kes sürenizNe oldu; 120 saat süreli "ateş kes" ya da "ara" süresi doldu mu ki yine şehid haberleri geliyor?...Yoksa yıllar önce Fetöcü üstlerin; PKK'lılara ateş etmek isteyen astlarını engelledikleri gibi, bu ateş kes safsatası tek yönlü olup, 120 saatlik süre içinde bizimkileri "keklik gibi avlamak" free mi?...

*Platon ne derse, desin; işte Demokrasi algınız...Uluslararası sermaye; onu istedikçe... Karşıtlarının seslerini duyan yok, onların isteklerine uyan yok!...Bu dünya düzeninde; bildiğimiz DEMOKRASİ yalnızca bir ütopyadır.Bırakınız alsınlar, bırakınız yapsınlar, bırakınız yıksınlar, bırakınız tapusunu üstlerine çıkarsınlar; bu "ileri demokratik" düzende... Helal olsun onlara; bütün tren istasyonları...Bir anımsatma:Bu "bırakınız" ön ekli özgürlüklerin; Lasswell'in liberalizmi ile hiç ilgisinin olmadığı da iyi biline!...

* Ve 68 Kuşağından kıdemli devrimci Joan Baez ablanız...Yeni yetmeler pek tanımazlar onu; çünkü tanımaları için "back ground"larında bir miktar devrimcilik olması gerekli... Kim mi o?...Hippie kılıklı, "sözde" devrimci ve "gracias al vida" ki Türkçesi ile TEŞEKKÜRLER HAYAT diyen kadın şarkıcı Joan Baez...Bugünlerde bizim basının da yazdığına göre; PİS TRUMP diye bir şarkı yapmış . İşin gerçeği şarkının Amerikan basınında yer alan orijinal adıysa "Nasty Man" ki Türkçesi Edepsiz Adam oluyor. Ve bizim yancı basın da "yememiş, içmemiş" konuyu gazete sayfalarına taşımış.Kendisi 2016 yılında "Onca savaş bölgesine, diktatörlükler altında yönetilen ülkeye, iç kargaşaların olduğu ülkeye gittim ancak Türkiye'de bugün gördüğüm kadar büyük ve öngörülemez tehlikeyi başka bir yerde gördüğümden emin değilim" sözleriyle ülkemizi eleştirerek, konserlerini iptal etmiş olan kadındır. Kendisi PİS TRUMP diye şarkı yazınca geçmişi unuttu bizim balık hafızalılar...İster unutsunlar, ister anımsasınlar ama bu kadını kahraman olarak alkışlayabilmek için; Trump yerine, PENTAGON ve İlluminatı örgütüne kafa kaldırdığını görelim, sonra bizler de alkışlarız elbette ellerimiz patlayıncaya kadar...Ama ne yazık ki böyle "eşeğini dövemeyen, palanını dövüyor" kolaycılığına prim veremiyoruz değerli dostlar!...Çünkü her Amerikan seçmeninin çok iyi bildiği gibi; Trump Aganız ilk seçimlerde gidici, gidici... Üstelik ona sövgüler düzmek; Amerikan dış politikasını değiştirmeye yetmiyor bilindiği gibi!...
*Bu da bizim bir açıklamamız...Didim yerel basınında köşe yazarlığı yapan değerli bir kadın kişi, Mavi Didim'deki köşemizde adımızın altında yazan "Kentleşme ve Çevre Sorunları Uzmanı" betimlemesini göstererek "bu ne iş dercesine bir yüz ifadesiyle" bu nedir diye soruyor.Üşenmeden anlatıyorum; Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu olduğumu ki lisans, master, doktora düzeyinde eğitim aldığımı... Ve Kamu Yönetimi'nden mezun olanların; kaymakam olarak atandıklarını (elbette ki sınavı kazanarak ve birilerine yakınlık vs. konularına girmeden)... Kamu Yönetimi eğitiminin; 4 ana bilim dalından oluştuğunu ki onların da YÖNETİM+SİYASET+HUKUK+ KENTLEŞME VE ÇEVRE SORUNLARI olduğunu... Benim de dört ana bilim dalından eğitim almakla birlikte, uzmanlık alanı olarak KENTLEŞME VE ÇEVRE SORUNLARI ana bilim dalını seçtiğimi ve de son 2 yıldır "TCK 299 ile yargılanıyor" oluşumdan dolayı, "duraklama devrimi yaşadığımı" anlatıyorum.Öylece yüzüme bakıyor ve yalnızca dinliyor, bu arada ben de kaşla, göz arası "yüzler kitabı"ndaki sayfasına bakıyorum, ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Açık Öğretim Fakültesi yazdığını görünce... Anlattıklarımın ve daha da anlatacaklarımın sıkıcı ve yorucu geleceğini düşünerek susuyorum.Şu ülke vasatın egemenliğine teslim oldukça, biliyorum benim düştüğüm duruma düşen çok kişi oluyordur günlük yaşamın içinde..."academia.edu" sanal ortamından adımızı sorgulayanlara alışkınız da... Bizi "sanki kendi, kendimize paye vermişiz" havasında sorgulayan birisiyle ilk karşılaşmamız olunca...Şaka, maka; yadırgadık elbette ki... Bu nedenle bir açıklama yapalım dedik, hoşgörüle!...