Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Madencinin yüreği zedelenmiştir

  • 11 Şubat 2018 Pazar


Benim çocukluğum Zonguldak ili Kozlu ilçesinde geçti. Babamın, önceki ismiyle kısa adı olan EKİ yani Ereğli Kömürleri İletmesinde muhasebe müdürü olması nedeniyle çocukluğum ve gençliğim burada geçti. Alın terinin, yüzündeki kömür karasıyla birleşerek yaşamını sürdüren emekçilerin vatanında geçen bu çocukluğum bana çok şeyleri öğretti. Ekmek nasıl kazanılır. Ekmek parası için yerin altında saatlerce nasıl emek sarf edilir. Kimseye boyun eğmeden, kaderine razı olarak yer yüzünden derinliklerde nasıl çalışılır. Yerin metrelerce altındaki ölüm ile yaşam dengesinin nasıl olduğunu hem yaşayan, hem gören biriyim. Madencilerin yaşadıkları bu geçim mücadelesinde aldıkları bedelin helal, yaptıkları işin ise cesaret işi olduğunu bu yörede bilmeyen yoktur. Hadi bakalım onların yaptığı hizmeti biriniz kalkıp yapsın da göreyim.

Henüz yaşımın ufak ve çocuk olduğum dönemlerden birinde, hiç unutamayacağım ve aklımda yer eden, hala çıkmayan bir olayı yaşadım. Gecenin ilerleyen saatlerinde, ambulans ve siren sesleriyle uyanarak, babam ve annemi uyandırarak bir şeylerin olduğunu söyledim. Beni yanlarına alarak camdan bakmaya başladık. Gelip geçen ambulans ve kurtarma araçlarının haddi hesabı yoktu. Bahsettiğim tarih aklımda kaldığı kadar 1962 yıllarıydı. Babam hemen üzerini giyerek, işyerine ulaşmak için garajdan araç istediğini ve acilen gittiğini hatırlıyorum. Gün ışıdığında aldığımız haberler ile çok sayıda madencinin grizu patlaması sonucunda öldüğünü söylediler. Geçen yıllarda da bu tür haberleri madencilerin şehri olan bu yerde çok duyarak yaşadım.
Günlerden bir gün, bir bayram sabahı babam bizleri alarak büyüklerimizin mezarlık ziyareti için mezarlığa gittik. Dualarımızı ettikten sonra, duvar ile ayrılmış başka bir mezarlığın yanından geçerken babama sordum. “Baba, burası hangi mezarlık? Neden ayrı?” Babam burasının şehitler mezarlığı olduğunu söyledi ve devam etti. “Geçenlerde ambulanslar kurtarmaya gitti ya, hani sen bizi uyandırmıştın. Burada vefat eden madencilerimizin mezarlığı burası. Adı da şehitler mezarlığıdır” dedi. Hatta kapı girişinde kocaman bir tabelada yazılıdır, emeğini yer altından çıkaran bu emekçilerin yattığı yerdir maden şehitlerimizin istirahatgahı. Şimdi günümüzde işimiz bitti, tamamen refaha kavuştuk. Her şey güllük gülistanlık. İş madencilere verilecek olan şehitlik konusuna geldi. Ben bu işin ucunda, madencilerimizin üzerinden siyasetin kokusunu hissediyorum. Yıllar önceden beri bildiğimiz maden şehitliği mertebesi, emeğin en önemli unsuru olan ve alın terinin yoğun mesaisini oluşturan madencilerimizin verildiği mertebedir. Şimdi ise yenilenmek üzere ısıtılarak, siyaset yapılmasına ben üzüntü duyuyorum.
Ben kömürün merkezi olan Zonguldak’ta doğmuş biri olarak, bu şehirde yaşayan siyasilere soruyorum. Ondan sonra da diğer illerde bulunan madencilerimizin ailelerinin verdiği oylarla meclise gelenlerin bu konuda vicdanları acaba rahat mı? Madencilerin verdiği oyların karşılığı bu olmamalıydı. Madencilerin emeklerinin karşılığında verilen yaşam mücadelesi içindeki verilen bu mertebede, insanları ayırmanın vebalini kimler öder bilemem ama, en az bu işi yapanlar kadar onlara sesini çıkarmayanlar da suçludur. Bu aynı zamanda her bir madencinin vicdanını ve yüreğini zedeler.