İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


M E D Y A N I N G Ü C Ü

  • 09 Mart 2018 Cuma


Duvarlar yıkılınca demir perde aralandı, Dünya halkı yeryüzüne barış gelecek sandı. Rahat bir nefes alındı, artık perde arkasında kalan halk seyahat özgürlüğüne kavuştu. Sovyetler Birliği hakimiyetinde olan ülkeler sırayla savaşsız bağımsızlığını elde etti.
Varşova antlaşmasına göre NATO sınırlarını genişletip, Rusya’yı sıkıştırıp tehdit etmeyecekti. Yazılı, sözlü anlaşmalara riayet edilmedi.
NATO kendi genişleme takdiği güderken, eski Doğu Blok ülkeleri tarihe dayanarak Rusya’dan korkutuldu. Halbuki geçmişte Rusya’nın da deneyimlerine göre korkacak çekinceleri vardı. Napolyon, Hitler de Rusya’yı (UDSSR) işgal etmişti.
Amerika Birleşik Devletleri NATO’yu öne sürerek Dünya’da tek başına söz sahibi olmaya gayret ediyor. Wladimir Putin’in dayanışma, birlikte hareket etme için uzattığı el itiliyordu.
Doğu Avrupa ülkeleri alelacele NATO’ya üye yapıldı. Bilhassa Almanya’nın katkısıyla Avrupa Birliği’ne üye olarak alındı. Yıllardır demirperdede bekçilik yapan Türkiye ise kapıda bekletildi, dışlandı.
Sınır Ukrayna, Gürcistan’a dayanınca Rusya, Kırım’da Amerika’ya dur demek zorunda kaldı. Avrupa Birliği ülkelerinde politik düşünce öncülüğünü medya yapıyor. Gün geçmiyor ki, Rusya kötülüğünden haber yapılmasın. Genişleme çabası öne sürülüyor.

Kim Sovyetler Birliğini özlemezse, kalbi yok. Kim ama geri gelmesini isterse, aklı yok. Wladimir Putin

Türkiye için de durum aynı, yalnız negatif olursa haber niteliği var. Yıllardır PKK terör örgütüyle kürt halkı arasındaki ayırımı yapmıyor. İnadına genellemeyle Türkiye’yi suçluyor. Avrupa Birliği üye ülkelerin azınlıkları ayrılmak isteyince fırsat verilmiyor, İspanya’da Katalanların bağımsızlık arzusu kabul görmüyor.
Amerika politikasının açtığı harplerin getirdiği kırılma, dökülmeleri, yarattığı kötü neticeleri onarmaya çalışan bir Avrupa var. Sığınmacılar kapıya, sınıra dayanınca bile politikasını değiştirmiyor.
Arada bir Rusya’nın dışlanmaması, birlikte çalışılması gerekir diyen politikacılar oluyor. Hemen akabinde onlara çamur atılıyor, dışlanıyor.
Almanya için İsrail’in varlığı temel öge sayılıyor, aynı sorumluluk Rusya için taşınmıyor. Elbette yahudilere yapılan, başka ülkelerdeki savaş yıkımlarıyla karşılaştırılamaz. Fakat İsrail hükümeti politikasının hataları, yahudi halkından ayrı görülmezse Orta Doğu’ya barış gelmez.
Medyadan alınan bilgiler bu yirmisekiz yılda kopuk kopuk, birleştirme bütün bir Rusya ile Batı politikasında işlenen hataları anlamak için Gabriele Krone-Schmalz’ın, Eiszeit kitabını okumak gerekiyor.
Bayan Krone-Schmalz 1987-1991 yıllarında Rusya ARD muhabirliği yaptı. 1997 yılına kadar ARD Kultur-Weltspiegel yayını moderatörlüğünü üstlendi. 2011-2016 yıllarında İserlohn Gazetecilik Yüksek Okulunda profesör idi. Petersburger Dialog
Kuruluşunda üyedir. Kısacası Rusya’yı çok iyi tanıyor, yapılan politikayı yakından takip eden şahidi oluyor.

Bayan Schmalz’ın sözlerini dinlemekte fayda vardır.
Michael Gorbatschow

Bu kitabı okuyan politikacılar Rusya-Batı politikasında bir dönüş yapabilir. Hâlâ Dünya’ya barış gelebilir, Amerika’ya birlikte yavaş, silah ticaretin için yerküreyi cehenneme çevirme denebilir. Sovyetler Birliği’nin savaşmadan askerlerini çektiğini unutmaz, takdir eder.
Karıncanın biri ağzında bir damla suyla ormanda yangın söndürmeye gidiyor. Yolda karşılaştığı arslan onunla alay ediyor. Karınca ise, herkes yapabileceği kadar yangını söndürmeye çalışmalı, diye cevap veriyor.
Ortadoğu,Kuzey Afrika ülkelerinde önce kral ve diktatörler desteklendi, sonra beğenilmeyen hükümdarlar devrildi, öldürüldü. Böylece ülkelerin betonu yıkıldı, kaosa sürüklendi, böylece mezhep iç savaşlara zemin hazırlandı.
Elbise ısmarlar gibi demokrasi gelmez. Adı üstünde ailede başlar, halkın rejimi değiştirmesine yardım etmek, ülkelerin çıkar güçleriyle çelişkiye düşerse, işte Dünya bugünkü duruma düşer.
Batı-Rusya politikasını anlamak zorundayız. Yurtdışı Türkler yaşadığı ülkelerde ve Türkiye’de yapılan yanlışların ilk etapta etkisinde kalanlar.
Batı, yani AB, ABD ve NATO hareket alanında Rusya’yı yok sayınca, Rusya da tepkisini Kırım’da, Suriye’de göstermek zorunda bırakıldı.
Batı iyi ötekiler kötü, siyah beyaz diğer renkler yok sayılıyor. Rusya ve Türkiye’nin endişelerine dikkat edilmiyor. Türkiye Suriye’de savaş başlar başlamaz, sınırda bir güvenlik alanı kurulup, sığınmacılar orada barındırılsın, sivillere yardım edilsin, dedi. Ama Batı’nın işine gelmediğinden dolayı dinlemedi.
Kim iyi kim kötü, kim kimi tehdit ediyor? Obama zamanında Rusya ilişkilerinde barışa gider gibi görülen durum değişti. Kendisine verilen Barış Ödülüne lâyik olmadığı görüldü. Basına NATO Ukrayna ve Polonya’da silahlanmayacak denildi, ama bu ülkelerle masada zamanı belirlendi.
Geçen hafta haberlerde Sırbistan’da Rusya’nın, Bosna’da Türkiye’nin etkisini yok etmek için en kısa zamanda Balkan ülkeleri AB’ne üye yapılmalı, dendi.
Eurovizyon ve Olimpiyat Kış sporlarına da politikanın siyaret ettiği görülüyor. Sanat ve sporun tarafsızlığının kalkması Dünya’ya barış değil, tehlike ve savaş getirir.
Yazar, bu kitabında Batı’nın politikasında mutlaka uygulaması gereken değişimi sıralamış. Aynı zamanda Rusya’da alınması gereken önlemleri ve eleştirileri ayrı bir yazı konusu.
Medya ancak kötü haber haberdir, prensibini değiştirmeli. Tarafsız haber yaparken, o ülkede gözlem yapan gazeteci, sosyal ve siyasi biliminsanları dinlemeli. Batı’nın işine gelmeyen haberin diğer yarısını da bildirmelidir.

Hoşça kalın!

Bu konuda mutlaka okunması gereken kitap:
Gabriele Krone-Schmalz, EISZEIT, Wie Russland dämonisiert wird und warum das so gefährlich ist.
Verlag C.H. Beck, München, 2017
ISBN 978-3-406-71412-2

www.chbeck.de