Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Lidere Duyulan İhtiyaç…

  • 24 Şubat 2018 Cumartesi


Her toplumun bir ya da birkaç lidere ihtiyacı vardır.
Çünkü, toplumu oluşturan bireyler, kendi yerlerine düşünecek ve davranacak bir diğerine ihtiyaç duyarlar.
Siyasette lider, kanaatte lider, hizmette lider… Fark etmez.
Hatta hepsi bir arada olursa daha da şekerli olur, tadına doyum olmaz…
İnsanların çok büyük bir çoğunluğu, her şeyi yeni baştan düşünüp, kurgulamayı, sorup-sorgulamayı üstlenmezler.
Öncelikle ihtiyaç duyulan hazır reçetelerdir; kolayca hazmedilecek kolay lokmalardır.
Sloganlar, düşüncelerin önünde yürür.
Ve de en önemlisi, bu tür kişiler, her nasılsa ulaşmış oldukları kanaatlerini kişilikleri ile birleştirirler.
Bir tartışmada düşüncelerini savunurken, sanki kişiliklerini savunuyorlardır.
Her hangi bir yanılma, kişiliğin yenilmesi anlamındadır.
Oysa gerçek anlamda tartışma, düşüncelerin diğer düşünceler önünde sınanması, eksiklerinin görülüp, onarılması işlevini görür. [Görmesi gerekir.]
Hatta düzeyli bir tartışma, yaratıcılığın motorudur…
Kitaplar, yeni yeni bilgiler, paneller ve konferanslar, eski bilgilerimizin yeniden gözden geçirilmesini sağlayan can-sularıdır.
Ama toplumdaki bireylerin çok büyük bir çoğunluğu, bu ve benzeri emek isteyen, sağduyu ve özveri gerektiren çabaları gereksiz bir yorgunluk olarak görür ve liderin peşine takılır.
Düşüncesini, inancını ve hatta duygularını lidere ipotek eder… Ve öylece yaşar.
Bu noktada bireyin önüne konan seçim olanağı, onun uygar düşünce [ve dünya] önündeki konumunu; yani değerini ortaya koyan bir paroladır.
İnsanların birbirlerinin düşünce, yaşam tarzı ve benimsedikleri değerler bütününden etkilenmesi en doğal bir şeydir. Hatta gelişmenin yolunu açan bir imkandır.
Ama bir insanın bir diğerine [yani küçüklü-büyüklü liderlere] tüm manevi dünyasını tabi kılması, onun kişisel bağımsızlığını yok etmesi, “kendi”sine olan egemenliğini terk ve teslim etmesi anlamına gelir.
Aidiyet duygusuna gereksinim duymanın temelinde yatan temel unsur ise, bu “terk ve teslim etme” kolaycılığının bir sonucudur.
Bağımsızlık temel ilkedir.
Ulusal bağımsızlık, kişisel bağımsızlık… Her ikisi de birbiri ile ilintili sihirli sözcüklerdir.
Aidiyet duygusu içinde kişiliklerini bulmaya çalışan insanların bağımsızlık duygusunu anlamaları pek mümkün değildir.
Çünkü, gerçek anlamda bağımsızlık, Atatürk’ünde söylediği gibi, bir karakter meselesidir…
Kişinin gücünü, kendisini ait hissettiği topluluklardan değil, kendisiden ürettiği [kişisel/uygar/aydınlık] bir mekanizmadır.


@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com