Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kutlu Olsun 19 Mayıs

  • 17 Mayıs 2020 Pazar



Nazlı Ilıcaklı'nın kanatları altında, Merve Kavakçı'nın TBMM'ye türbanla girip, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in de "Burası Millete Meydan Okuma Yeri Değildir" diye haykırdığı günden sonra, bu halka, bu ulusa meydan okuyan, okuyana...
Ve en son da kerameti kendinden menkul bir nisa ki o boşandığı kocasının soyadıyla İzmir ve Bursa televizyonlarında makyözlük yapan dünün Sevda Reggio'su ve bugünün de kerameti endinden menkul şeriat adına halkı ölümle tehdit edip, Cumhuriyet değerlerine meydan okuyan Sevda Noyan'ı... Ve sokaklarda elini kolunu sallayarak gezerken tecavüzcüsü, katili, dolandırıcısı, milleti soyanı... Ne yazık ki bu ulus, bu halk, bu ülkenin aydın insanları; ölümle, katliamla tehdit ediliyor. Ve hiç bir makam, hiç bir güç, hiç bir yasa; etmiyor olmalı ki bunları tasa; elini, kolunu bile kıpırdatmıyor. Hiç kuşkusuz eğer daha da çoğalırsa tepkiler, bu ve benzeri olaylar karşısında olduğu gibi halkı öldürmeye pek hevesli bu kadına da "mezcup" deyip, geçerler.Ama Sedat Peker gibi "değerli" evlatlarını tehdit eden "hanım ağa" lakaplı kadını yakalamaya koşa, koşa giderler. Ne diyelim?... Aydınlık düşünceden yana olan, Atatürk İlke ve Devrimleri değerleriyle yaşayan Türk halkını Tengri koruya!... Amen!...
Ve 23 Nisan'nın ardından, 19 Mayıs'ı da evlerimizde tutsak geçirirken, bilinmelidir ki içimizdeki Atatürk sevgisini, saygısını ve O'nun yüreklerimizde yaktığı DEVRİM ATEŞİNİ SÖNDÜRMEYE HİÇ BİR GÜCÜN YETMEYECEĞİ İYİ BİLİNE!...Ve O'nun yüceliğini, cüceleştirmek için dolayanlar diline; yine iyi bilmelidir ki:Eğer gerçekleşmemiş olsaydı 23 Nisan 1920 ve 19 Mayıs 1919, bugün zor derdin Şeker Bayramın, Kurban Bayramın kutlu olsun.Bu nedenle iyi bil değerini ulusal günlerinin ve Ulu Önderin Atanın... O'nun başardıkları temelidir bu ülkenin, bu vatanın!...
Ve de anımsayacak olursak bir kez daha; O'na kimler dil uzatmadı ki?... O'nu kimler karalamak istemedik ki?... Anadolu halkı o günlerin Gazi Mustafa Kemali'nin önderliğinde bir Kurtuluş Savaşı, bir bağımsızlık savaşı verirken ATATÜRKÜMÜZ, Amerikan basınında "Bir eşkiya, sarı saçlı bir çete başı" olarak tanımlanmıştır. Kuşkusuz başta Fransız basını olmak üzere, Avrupa anakarasında da benzeri sözcüklerle tanımlanmış, yerilmeye çalışılmışdır. Ardından Türk Ulusu ATATÜRK'ün önderliğinde bağımsızlık savaşını utkuyla bitirince, O'nu daha önce yeren Amerikan basını kendisinden övgüyle sözetmeye başlamıştır. Bilindiği gibi Anadolu atalarının deyişiyle buna, "bükülemeyen elin öpülüşü" denir.Bugün demokratik, hukuk, ekonomik ve sosyolojik pek çok sorunla sarmaş, dolaş olsak da...Yine de O'nun bize armağanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurlu Türk Ulusu olarak; kendimize güvenle, O'nun yolunda yürüyor oluşumuz bile, O büyük önderimizin, O büyük kahramanımızın başardıklarının bir sonucudur. O bizler için; sonsuza dek yüreklerimizde yaşayacak olan tek kişidir. O'nun eseri ve bizlere emaneti Cumhuriyet; O'nun manevi varlığıyla birlikte, hep var olacak, aydınlık yarınlara yol alacaktır, "köpeksiz köyü görünce değneksiz gezen hırsızlar gibi" ara sıra ortaya çıkıp, bu halka nefret ve ölüm kusanlar olsa bile...Ve kimler, neler denemedi ki bu ülkede Kubilay'ın başını kesenlerden beri?... Ama bu ülkede yanan devrimci ateşi söndüremedi o kelle avcıları, tersine daha da alevlendirdi. Üstelik sessiz, suskun çoğunluklar daha çok ses vermeğe başladı, bu baş kesmeğe hevesli 21. yüzyıl cellatları karşısında... Yüreklerde uyuyan Atatürk sevgisi, saygısı daha da güçlendi, velhasıl silahları geri tepti, farkında bile değiller.
ATATÜRKÜMÜZ ne demişti?... YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!...Bugünkü güzel Türkçemiz'le "YA BAĞIMSIZLIK YA ÖLÜM!"... Ama asla tutsaklıktan, suskunluktan, korkaklıktan söz etmemişti. İşte O'nun yolundan giden, yürekleri O'nun Devrim ateşiyle yanan bu ulus, bu halk; kendine ölümcül nefret duyanlar karşısında ola ki derse "Yeter artık bu saldırılar, haydi Türk Ulusu sen de ayağa kalk!" ve başlarsa bir çatışma; bundan kim ne yarar sağlar?... Elbette ki pusuda bekleyen yedi düvel!... İyisi mi sen kendini bilmez nisa, bu ülkeyi sahipsiz sanıp da bu halka, bu Türk Ulusu'na "ölüm tehditleriyle" meydan okuma!...Sen makyajcı nisa!... Dün Fetö'nün kucağındayken, bugün de egemenlerden yana maske takıp da, bu halkın ayarlarıyla oynama!... Gerçi oynasan ne olacak?... Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın da... Ne demiş atalarımız?... Sinek küçük ama, mide bulandırır.
Şu Covid 19 tutsaklığı nedeniyle, yoksun bırakılırken ulusal bayramlarımızı kutlamaktan, "ne acıdır ki sizler adına" ulusalcılık aşkımız daha da depreşti, yüreğimizde kopmaya başladı yeniden Kurtuluş Savaşımız günlerindeki gibi Vatan-Milet-Sakarya aşkıyla esen bir fırtına...Sen kafana sardığın örtü fıtratına, bir örtü de sar ağzına; yasaklar koysun diline, dudaklarına yakışıksız sözler söylemesin diye...Bilinmelidir ki yalnızca 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı günlerinde değil, yaşadığımız her günde; O'nu anmak, O'nun aydınlığında var olmak bir kıvançtır, bir onurdur, bir şereftir bizlere!...Kutlu olsun 19 Mayıs ATATÜRK'Ü ANMA VE GENÇLİK SPOR BAYRAMIMIZ!...KUTLU OLSUN AYDINLIKTAN YANA YÜREĞİ ÇARPAN TÜRK ULUSUNA!...