Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Kuşatma Altında

  • 28 Mayıs 2018 Pazartesi


Çocukluğumun geçtiği her köyün bir sığırtmacı olurdu. Büyük baş hayvanı olan herkes, Nevruz başlangıcından koç katımına dek, belirli bir ücret karşılığında hayvanlarını otlatması için sığırtmaca teslim ederdi. Sığırtmaç, uzun yaz günlerinde hayvanları otlatır, su başlarında dinlendirir, güneş vücudunu ufka dayadığında sürüyü önüne katar, köye yönelirdi. Her an sürüyü kontrol altında tutan sığırtmaç, sürü köyün ilk evlerine vardığında hayvanları serbest bırakır; her hayvan, köyün dar ve dolambaçlı yollarından hızla geçerek, sahibinin evini eliyle koymuş gibi bulurdu. Özgür iradesini bir gün diliminde kullanan hayvanın, sahibinin evini şaşırdığı görülmemiştir.
Günümüz Türkiye’sinde insanların çoğunluğu, yönlendirilmekte; özgür iradesini kullanmasına olanak tanınmamaktadır.
Başta beyin yıkama fabrikası olarak ‘görev’ üstlenen medya vardır. Haberlerin veriliş biçimine ve özellikle pek rağbette olan (!) tartışma programlarına dikkat ediniz. Her sözcük, her tavır izleyiciyi bir fikrin kuşatması altına sokmak içindir. Konuşmacıların, “Siz haklısınız, ben yanlış düşünmüşüm” dediği vaki değildir. Hakarete, aşağılamalara varan horoz dövüşü, kendi düşüncesini kabul ettirmek içindir.
Salt görsel ve yazılı medya değil, siyasi partiler, sendikalar, dernekler, kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşları (STK) yurttaşı kendi doğrultularında havuzlamak için vardırlar. .
Diyelim ki, bir siyasi partinin üyesisiniz. Oldu ya, bir toplantıda partinizin görüşleriyle çelişik görüşler ileri sürme “cesareti” gösterdiniz. Sözünüz kesilebilir, daha önemlisi size artık iyi gözle bakmazlar. Hele genel başkanla ters düştüyseniz vay halinize!
Oldum olası okullarımızda matematik dersi öcü gibi algılanır. Oysa ki, matematik, problemler karşısında düşünmeyi; probleme çözüm bulmayı sağlar. Hiç unutmam, orta okulun ilk aylarında, öğretmeniz dahil, en zor dersin matematik olduğu söylenerek gözümü korkuttular. Karnemi aldığımda matematik notum sıfırdı. Sanki birileri dürttü; sarı yapraklı bir defter aldım, 15 gün tatilinde hep problem çözdüm. İlk yazılı sınavında matematik soruları çok kolay gelmişti. Yazılı kağıtlarının okunduğu gün, okula gidememiştim. Matematik öğretmeni beni ısrarla aramış; kopya çektiğimi ima etmiş. Ertesi gün matematik dersinde korka korka ayağa kalktım. Öğretmenim hışımla yazılı sorularını kara tahtada çözmemi buyurdu. Kısa zamanda öğretmenimin ve sınıf arkadaşlarımın şaşkın bakışları arasında soruları çözdüm.
Bu on beş günlük matematik çalışması, bana matematiği sevmeyi, zorluklardan yılmamayı ve en önemlisi kendi başıma düşünmeyi öğretmişti.
Etkilerden arınarak, bilgi edinerek kendi başımıza düşünmeyi öğrenmek zorundayız. Kafamızdaki kelepçeleri kırmak, sürü gibi güdülmemek için gereklidir. Başka fikirlerden yararlanacağız, ancak kendi mantık süzgecimizden geçirmek koşuluyla