Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Kültür, Demokrasi ve Paronoya...

  • 06 Nisan 2018 Cuma


De­mok­ra­si pa­ha­lı bir sis­tem.
Sa­de­ce se­çim­le­re har­ca­nan pa­ra­nın mik­ta­rı bile dudak uçuk­la­tı­cı…
De­mok­ra­si zor bir yön­tem.
Se­çi­len­ler­de kül­tür ge­rek­ti­ri­yor; hazım, hoş­gö­rü, ol­gun­luk, il­la­ki dü­rüst­lük… Ve ben­ze­ri de­ğer­le­rin var­lı­ğı­nı ön­gö­rü­yor.
Seç­men­ler­den ise; ka­tı­lım bi­lin­ci, eleş­ti­ri ce­sa­re­ti ve sor­gu­la­ma ye­te­ne­ği talep edi­yor.
Ama bütün bun­lar yet­mi­yor…
Ger­çek de­mok­ra­si­nin var ola­bil­me­si için üç temel ko­şu­lun bir­lik­te var­lı­ğı ge­rek­li:
1.- Öz­gür­lük or­ta­mı.
2.- O öz­gür­lü­ğü kul­lan­ma ye­te­ne­ği­ne sahip ha­ki­ki-de­mok­rat bi­rey­ler.
3.- Eleş­ti­ri kar­şı­sın­da pa­ra­no­ya is­te­ri­si­ne ka­pıl­ma­ya­cak olgun, ta­ham­mül­lü, kül­tür çı­ta­sı yük­sek yö­ne­ti­ci­ler…
Öz­gür­lü­ğün ya­sa­lar­da mad­de­leş­me­si yet­mez.
Yasa mad­de­le­ri­nin içe­ri­ğin­de pi­nek­le­yen "özgür olma im­kâ­nı"nı ya­şa­ma ge­çi­recek yet­kin bi­rey­ler ge­re­kir.
Özgür olma im­kâ­nı­nı kul­la­na kul­la­na gi­de­rek özgür bir kişi olma be­ce­ri­si­ni ya­şa­mı­nın pu­su­la­sı ha­li­ne ge­ti­ren yet­kin ki­şi­lik­ler ge­re­kir.
Yö­ne­ti­ci kad­ro­la­rın kül­tür dü­ze­yi işte bu nok­ta­da önem ka­za­nır.
Yö­ne­ti­ci, ken­di­si­ne ya­pı­lan eleş­ti­ri­yi sır­tı­na sap­la­nan bir han­çer ola­rak al­gı­la­ma­ma­yı öğ­re­ne­cek­tir.
Si­ya­sal eleş­ti­ri, eko­no­mik sor­gu­la­ma ve kit­le­sel pro­tes­to [Ana­ya­sal] de­mok­ra­tik bir hak­tır.
Bu hak­la­rın kul­la­nı­la­ma­dı­ğı bir ül­ke­de de­mok­ra­si­nin var­lı­ğın­dan söz etmek müm­kün de­ğil­dir.
Eleş­ti­ri­nin var­lı­ğı­na sırt çe­vi­ren yö­ne­ti­ci, de­mok­ra­tik ol­ma­yan bir yö­ne­tim bi­çi­mi­nin pra­ti­ği içe­ri­sin­de­dir.
Ve bir de pa­ro­na­ya il­le­ti…
Söy­len­miş her sözü, ya­zıl­mış her sa­tı­rı, ken­di­si­ni ka­ra­la­mak için kal­kı­şıl­mış bir eylem ola­rak al­gı­la­mak, psi­ki­yat­ri di­lin­de “pa­ro­na­ya” ola­rak ta­nım­lan­mak­ta­dır.
Bu du­rum­da doğa ya­sa­sı [ken­di­li­ğin­den] dev­re­ye girer ve o yö­ne­ti­ci otur­du­ğu kol­tuk­tan bir aşa­ğı­da­ki kata doğru yu­var­la­nır.
İtip kak­ma­ya, “haydi kalk git,” de­me­ye gerek yok­tur; ken­di­li­ğin­den olur bu ge­liş­me…
Çünkü bir su bi­ri­kin­ti­si, eğer yo­lu­nu bu­lur­sa [mut­la­ka] aşa­ğı­la­ra doğru akar; yu­ka­rı­la­ra doğru değil…
Fi­zik­te bi­le­şik kap­lar te­ori­si var­dır: Ta­ban­dan bir­bi­ri­ne bağlı olan su kap­la­rı için­de­ki su, her iki kapta da aynı se­vi­ye­de durur.
Sos­yal ve kül­tü­rel alan­da da ge­çer­li­dir bu yasa: bir ki­şi­nin kül­tür dü­ze­yi düşük se­vi­ye­ler­de ge­zi­ni­yor­sa, siz is­te­di­ği­niz kadar onu pa­ha­lı ku­aför­le­re gön­de­rin, boy­nu­na kra­vat takın, takım pa­ha­lı giy­si­ler­le do­na­tın, o mut­la­ka bir yer­ler­den sı­rı­ta­cak­tır…
O kül­tür bir yer­den fış­kı­rıp, ko­ka­cak­tır…
Çünkü bir in­sa­nın yü­zü­ne yan­sı­yan kül­tür göl­ge­si, hiç­bir ku­afö­rün ma­ri­fe­ti ile, hiç­bir es­te­tik cer­ra­hı­nın eli ile dü­zel­ti­le­mez, hiç­bir süslü giy­si­nin yan­sı­ma­sı ile ber­ta­raf edi­le­mez…
Çünkü kül­tür bir süs de­ğil­dir.
Kir­li­lik­le­ri örten bir tül hiç de­ğil­dir.
Ünlü bir dü­şü­nü­rün o güzel sö­zü­nü bir kez daha tek­rar­la­ya­lım:
- Kül­tür, bütün bil­dik­le­ri­mi­zi unut­tu­ğu­muz­da, ge­ri­de kalan şey­dir…
Ve kül­tür­le hem/hal ol­ma­dan uygar bir birey de olun­maz, yö­ne­ti­ci de, so­rum­lu­luk sa­hi­bi bir yurt­taş da…
İnsan da!

@fa­ruk­hak­sa­l­42
www.​hak­sal.​av.​tr
fa­ruk­hak­sa­l@​gmail.​com