Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Krizden çıkış

  • 10 Ocak 2019 Perşembe


Kriz her koşulda normalden uzaklaşma halidir. Yaşantımıza ilişkin gündelik ve alışılmış normallerimizi sürdüremiyor veya sürdürmekte zorlanıyor isek; bu bir kriz halidir. Kriz, sürdürülmesi gereken değil, ivedilikle aşılması gereken bir haldir. Bunun için öncelikle sorunun adı koymak gerekir. Teşhis doğru olmaz ise, tedavi zorlaşır.
Kriz varlık tahakkümünde yoksullukla mücadeledir. Genellikle bu kavgayı varsıllar kazanır, yoksullar ise; gerekli önlemler alınmadığı zaman,kaybetmeye mahkûmdurlar. İnsanlık tarihinde yaşanmış olan binlerce örnekten birinde bir Spartaküs çıkar. Böyle bir olgu, unutulmaz bir örnek olarak tarihte yerini alır. Spartaküs’ün kaybı, yenilginin zaferi olarak onu izleyen süreçlerde yığınların kazancı olur.
Teşhis edilmeyen veya edilemeyen hastalık için çözümden söz edilemeyeceği gibi, krizin varlığını kabul etmeyen veya bunu gerektiği gibi algılayamayanlar içinde çözümden söz edilemez. Toplumun azımsanmayacak bir kesimi görmesi gerekenleri tam olarak göremediği için; olay ve olguları tam olarak göremedikleri konumlarda duyduklarına inanmayı yeğlerler(!) Bu gibi hallerde gerçek bilgiye erişimden söz edilemez. Güdümlü medya kitlelere, egemenlerin kendi çıkarlarını güvenceye alan gerçek dışı bilgiler verirler. Berat Albayrağ’ın; “Ay’a dört şeritli yol…” söylemi bu gerçeğin teyididir.
Krizin, alışılmış yaşamı sürdürememe hali olduğunu vurgulamıştık. Bu hali etkileyen bir işsizlik var ise, sorun sarmalı ile karşı karşıya kalırız. Yoksulluğun bağımlı değişkeni yoksunluktur. Fiyatı artan ihtiyaç maddelerini alışılmış biçimde alamamak bir krizin içinde olduğumuzu işaret eder. Kriz fiili yaşamı etkilediği gibi, geleceğe ilişkin umut ve beklentilerde olumsuz yönde etkiler.
Kriz dönemi tam anlamıyla bir toplumsal alt-üst oluş sürecidir. Paylaşım temelli değişim yaşamın her alanını etkiler. Sınıflar arası geçiş genlikle(yasa dışı oluşumlar dışında) üste çıkışlara kapanır, buna karşın düşüşleri hızlandırır. Toplumun orta sınıfı sürekli olarak kan kaybeder. Hiçbir şey var iken yok olmayacağı için, kayıplar bir yerlerde birikmeye devam eder. Bu olumsuz gelişmeler, zenginleri daha zengin ve yoksulları da daha yoksul yapar. Herkes kendi paçasını kurtarmaya çalışırken, egemenlerde sistemlerini yenilerler(!) Bu süreçte sisteme ilişkin talepler tabandan değil, tepeden gelir. Bu nedenle de sisteme yönelik değişiklik istem ve uygulamaları suç sayılmaz, bu süreçte ; “Kurt dumanlı havayı sever(!)” söylemi gerçekleştirilmiş olur!
Krizden çıkmak için öncelikle sorunu kabul edip, sonrada etkin kaynak kullanımı temelinde çözümleri(tasarruf ve yatırım) devreye sokmak gerekir. Uygulanmakta olan mevcut politikalar ülkeyi bu hale getirmiştir. Şimdi yapılması gereken, ortak aklı devreye sokarak yanlış uygulamaları terk etmektir.
Kar, varsılların paylaştığı bir hak; zarar, yoksulların ödemeleri gereken bir borçtur!
Dökülür yaprakları güneşin ön akşam sokaklarına…

Umut, arkasızdır abanan karanlıklardan önce.

O yalnızlık ki, tüner rüzgârın kanatlarına;

Başlar gececi korkuların nöbeti umutsuzluklarla!