Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Kriz

  • 16 Ekim 2018 Salı

True
Kriz sadece kişilerin, toplumun sorunu değil, sonuçları itibariyle dünya insanlık ailesinin sorunudur. Bir kısım zenginler konum ve koşulları nedeniyle krizi fırsata çevirme olanağına sahiptirler ve genellikle de o fırsatı değerlendirirler. Sonuçları itibariyle kriz zenginlerin malını, yoksulların canını alır(!)…
İleilgili.org sitesinde kriz ile ilgili verilen temel bilgiler:
“(Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük) Kriz, buhran ve bunalım kavramları ile eş anlamlı anılabilmekle birlikte, “bir örgütün üst düzey hedeflerini ve işleyiş biçimini tehdit eden veya hayatını tehlikeye sokan, acil karar verilmesi gereken, uyum ve önleme sistemlerini yetersiz hale getiren gerilim durum” olarak da tanımlanabilir.”
“Kriz bir mekanizmanın mevcut konumunu ve geleceğini etkileyen hiç beklenmeyen bir anda ortaya çıkan ve genel olarak önlem alınmakta geç kalınan olumsuz bir durumdur.” (Arıduru)
“Kriz; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
Birorganda birdenbire ortaya çıkanfizyolojikbozukluk, akseBirkimsenin yaşamında görülenruhsalbunalım.Çöküntü.Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya birkuruluşun yaşamında görülen güçdönem, bunalım,buhran.Bir şeyin çok kıtbulunması durumu.Bir şeye duyulan ani ve aşırıistek

Krizleri yaşamdaki etkileri hissedilir ve görünür hale getirir. Yaşantıyı alışılmış biçimde sürdürememe hali olağan dışılığı işaret eder.

Kriz: İşsizlik, yoksunluk, yoksulluk, seçeneksizlik ve çaresizliktir. Bu durumun yaygınlaşması, kişisel açmazların toplumsallaşması hali kriz olarak ifade edilir.

Kriz, üretmeden tüketerek varlık sürdürme zorunluluğudur.

Krizde varlık sürdürmek, daha önceki birikimlerini tüketerek yaşamını sürdürme çabasıdır. Varı olan varından, varlığı olmayan(birikimi olmayanlar) yaşam için gerekli tüketimi canından karşılar(!) Bu olgu çok büyük toplumsal sorunlara neden olur. Tüketecek bir birikimi olmayanlar kaçınılmaz olarak manevi varlıklarıyla birlikte kendilerini tüketirler.

Kriz daha çok öngörüden yoksun kişi veya yönetenler grubunun, gereken zamanda gerekli önlemleri almamaları sonucunda karşılaşılan bir olumsuz durumdur. Her şeye karşın olumsuz koşullar nedeniyle kriz kaçınılmaz olabilir. Bu gibi durumlarda krizin yükünün adil olarak paylaşılması hem toplum yararına hem de insanlık yararına olur. Krizin yükünü toplumun güçsüz kesimlerine(emekçiler, çiftçiler, esnaf ve işsizler) sırtına aktarmak; adaletsizliği, yaşama yönelik bir ceza ile sürdürmek anlamına gelir. Oysa bu gibi durumlarda güçlü olanlar daha çok özveride bulunmalıdır ki, toplumsal uzlaşma ve barış sürdürülerek krizden çıkılabilsin.

Birinci derecede önemli olan, sorunun gerçek boyutlarıyla algılanarak adının doğru konmasıdır. Çünkü çözüm bu somut saptama üzerinden geliştirilecektir.Krizden çıkış önlemleri krizden daha çok etkilenenlere yönelik önlemlerle birlikte sürdürülebilir. Sorun algısı sağlıklı olduğunda çözüme toplumsal katkı olanaklı olabilir. Toplumsal birliktelikle altından kalkılmayacak sorun yoktur. Kurtuluş Savaşımız bunun en tipik örneğidir. Bu noktada önemli bir sorunu dillendirmek kaçınılmazdır. Kurtuluş Savaşına karşı olan zihniyetten yana olanların bu sorunun altından kalkması mümkün değildir. Sorunlu bir yapıdan, yarattığı sorunları çözmesini beklemek hiçbir koşulda akılcı olamaz!

Bu saptamalardan sonra krize ilişkin çözümün, ortak paydalarda birleşmekten geçtiği görülmelidir. Bu koşullarda krizden etkilenmek bir yana, ondan yararlar sağlayacak azınlığın da azınlığı bir kesim var. Halkımızın büyük bir bölümü bu krizden olumsuz olarak etkilenecektir!