Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Köy Enstitüleri

  • 16 Nisan 2018 Pazartesi


Bu ülkenin çıkarının ayırtına varan her kimse, 17 Nisan’ı önemsememezlik etmez. Bu tarih, çağdaşlaşma atılımlarımızdan en etkilisi olan kurumlarımızdan Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür.
Çağdaş dünyaya açılan, bir o kadar da yerli olan eğitim ocaklarıdır, enstitüler. Köylü çocukları bu okullarda hem piyano çalmasını öğrenir, hem de taş duvar örmeyi, besicilik yapmayı…
Spor, zanaat, hele güzel sanatlar, enstitülerin olmazsa olmazlarıdır.
Bu okullar, Türkiye’nin “Rönesans”ıdır. Yalın ayak başı kabak okul kapısından içeri giren köy çocukları, özenli, bir o kadar çetin bir eğitim dönemiyle birlikte, üstü ve kafası çağdaşlıkla bezeli olarak, geldikleri köyleri aydınlatmak üzere geri döneceklerdir.
Ali Rıza Düzici adında bir ilköğretmenim vardı, Köy Enstitülü. 6 yaşında, ağabeyimin ardına takılır, kayıtsız kuyutsuz okula giderdim. Ali Rıza Öğretmen, bir gün beni yanına çağırdı, kaydımı yaptı, başımı okşayarak sınıfa götürdü. Dünyalar benim olmuştu; o heyecanı üniversiteyi bitirip öğretmenlik yaptığım okullara kadar taşıyacaktım.
Köy Enstitülerinin eskimeyen önemi, ülkenin ihtiyacına denk düşen yatırım olmasıdır. Halk güçlerinin halk yararına seferber edilmesi, günümüz dünyasının da temel meselesidir. Köy Enstitülerini halka düşman güçler kapattı. Günümüzde nehirler tersine akar olmuş; halkı çağdaşlıktan koparan “yatırımlar” almış başını gitmiştir. Ülke coğrafyasını İmam Hatip okullarıyla ‘donatan’ zihniyet kimlerse; ‘komünist yuvası’ diye yaftalayarak Köy Enstitülerini kapatan yine o kimselerdir.
Köy Enstitülerinin İsmet İnönü döneminde kapatıldığı kaydedilir. Önadı ne olursa olsun, egemen kesimler bu tarihlerde ABD emperyalizminin dümen suyuna girmeye başlamışlardır. Ülkeyi bağımlı kılmak amacıyla bizim olan, üretken olan ne varsa bu tarihler itibariyle tasfiyeye uğramışlardır.
Tasfiyenin son rötüşlerinin yapıldığı günümüzde aktörler değişmiş, ancak roller aynıdır. Baş düşman da değişmemiştir. Köy Enstitüleri, kurtuluşu ve yok oluşu göstermesi açısından kafamıza saplanması gereken bir olgudur. Anılması ve değerlendirilmesi böylesi sebeptendir