Selma Erdal

Tüm Yazıları


Konuşan Türkiye

  • 16 Eylül 2019 Pazartesi


Kamyonların arkasında sıkça görürdük şu sözleri:AĞZI OLAN KONUŞUYORVe bizler de ülkemizde, dünyamızda yaşanan olumlu, olumsuz “olay, olgu, oluşum” her ne varsa; onlara ilişkin sürekli konuşuyoruz gerçek ortamda…
Ve elbette ki sanal yaşamımızı sürdürdüğümüz; Amerika’daki DEEP BLUE belleğinin sunduğu şu sanal kamusal dünyamızda da sürekli konuşuyoruz, yazıyoruz ve her konuda “bilir-bilmez” öylesine ahkamlar kesiyoruz ki sanki tüm sorunlar çözülecek sözlerimizin ardından…
Ve sanki bizler öylesine etkili, güçlü birer kanaat önderiyiz ki düşüncelerimizin ya da düşüncesizliklerimizin izdüşümü o muhteşem sözlerimizle; biçimlendireceğiz var olan ve de yakındığımız şu düzeni istediğimiz yönde…

Ne yapalım?... Sanal dünyamızda, sanal yaşıyoruz ve öyle sanıyoruz işte…Ve elbette ki bütün bunlarla avutuyoruz kendimizi egemenler izin verdiği sürece,çünkü özgürlük alanımız da sansür hazretlerinin çektiği duvarlarla sınırlı…
Haydi bizler bir yana... Ne de olsa ne siyasal dokunulmazlığımız var, ne de arkamızda bir parti, örgüt, aşiret ya da tarikat... Sıradan bir yurtdaşız Atatürk'ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde...Ama konuşması gerekenler, konuşmaları gerektiği anda; konuşmazsa ve daha sonra dilleri çözülürse... İşte onlara Sansür Hazretleri'nden önce, benim sansür uygulayasım var. Kimlere mi?...Kimlere değil ki?... Say, sayabildiğince... Koltukları altından gidince, arpalıkları kesilince; dilleri çözülenlere...İlk öncü Abdüllatif Şener'di ve onunla başlayan bu furya, ışık hızıyla sürüyor.
İşte bu sonradan dilleri çözülenlerin en son örneği; 90'lı yılların SHP'lisi, sonrasının AKP'lisi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmış olan Ertuğrul Günay Efendi'nin ta kendisi... Ve açıkladığı konu da 16 Nisan 2017 günü yapılan Referandum'la ilgili...Bu Referandum'da EVET çıkmadığını ileri sürüyor zat-ı alileri...Bir bakıma "sahtekarlıkla suçlamış oluyor" 16 Nisan 2017 günlü Referandum'un sonuçlarını açıklayanları, onaylayanları...Ne diyelim?... O günlerden sonra "Atı alan Üsküdar'ı geçti" diye açıklamalar yapıldı kaç kez?... Duymadın mı sen a be yakışıklı?...
Abdüllatif Şener, Ahmet Davutoğlu ve şimdi de Ertuğrul Günay...
Her gün birisi konuşuyor... Ama çok gecikmeli... Ağızlarıyla kuş tutsalar da kimseler bağışlamaz onları... Dut yemiş bülbül müydünüz daha önceleri?...Gördüler ki AKP ergimeye uğruyor; bir tepik de bizden olsun diyorsunuz değil mi?...
Gerçekten de siyaset; kurnazların işi...
Ve bu arada; Gül-Davutoğlu-Babacan boy göstermeğe başlayınca siyasal arenada yeniden... AKP'li ayağına yatan FETÖ yandaşlarının da yeniden açılmağa başladı çeneleri ama AKBaşkanı eleştirmek amacıyla...
Her kavşakda, böylesi yavşakları gördükçe yakarıyorumUlu Tanrı'ya; sen koru benim aklımı diye...Aldırmayalım onların hesaplaşmalarına, kapışmalarına... Belli ki AKP ile FETÖ arasındaki; 15 Temmuz kalkışmasının hızı henüz kesilmemiş daha...Gerçi bizim de aklımız ermez böylesi alengirli işlere... Aklımızın erdiği ve bildiğimiz tek gerçek varsa o da yaşadığımız şu gezegende emperyalizme karşı savaşan tek Önder; Gazi Mustafa Kemal Paşa... Emperyalist ülkeler ve bizdeki yandaşlarından başka; Dünya'da herkes saygı duyuyor O'na...