Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Konu ortada kızacak ne var

  • 21 Nisan 2019 Pazar


Faşist birinden komünist olur mu? Elbette olmaz. Bana sorarsanız ikisinden de farklılık beklemek mümkün değil. Ne hikmetse ülkemizde böyle değişiklikler oluyor. Adam sosyal olmanın ne olduğunu bilmeden, ben sosyalistim diyebiliyor. Kalkıp eski yaşamını incelesen hiç alakası yok. Mesela bir zamanların solcusu diye bilinen biri, kalkıp ülkemize gelen mülteciler üzerinden pirim yapabiliyor. Başka bir solcu geliyor, birilerinin söylemini faşist bir konu diye açıklayarak kınayabiliyor. Vay be ne günlere kaldık.

Geçen hafta ülkenin gündemine oturan bir konu vardı. Bu konunun asıl sahibi, Bolu Belediye Başkanlığını kazanan Sayın Tanju Özcan’a aittir. Ne dedi hatırlayalım Sayın Özcan. “Ben bu şehirde Suriyelilere verilen belediye ödeneklerini keseceğim dedi. Bu sözün üzerine ülkedeki siyasiler ayağa kalktı. Neden kalktığını anlamak güç ama, söz edenlerin büyük bölümü Özcan’ın dediklerine katılıyor. Katılıyor da aşikare söyleyemiyor. Cesaretine hayranım doğrusu. Ben bu sözlerden sonra yaptığım kamu yoklamasında, solcu sağcı ayırmadan sorguladım. Mesela bir sosyaliste şunu sordum. “Bende sizin gibi düşünüyorum. Savaştan yana değilim. Hiç olmadım. Savaşta en çok zarar gören ve daha sonra travma yaşayan varlıklar çocuklardır. Güçsüzlerin, yaşlıların, çocukların ve kadınların elbette desteğe ihtiyaçları var. Sizin bu sözlere görüşünüz nedir” diye sorduğumda bana aynen şunu söyledi. “Ben savaştan kaçan ve sığınan birine karşı yapılan bu söze karşıyım.
Peki, bu ülkede bizler bu savaşa sınırlarımız açısından bir şekilde müdahiliz. Sizin bir yakınınız bu sınır ve savaş içinde asker olarak var mı sorusuna evet var dedi. Peki bu yakının bu savaşta başına bir şey gelmesi halinde üzülür müsünüz sorusuna, elbette üzülürüm. Kahrolurum ifadesini kullandı. Bizim askerimiz orada sınırlarını koruma adına maden oradaysa, neden bizim askerimiz şehit olurken, vurulurken, sokakta eğlenenlere hiç baktınız mı sorusuna ise sessiz kaldığını gördüm. Aynı soruyu bu sefer ülkücü birine sordum. Cevap diğerinden farksızdı ve hemen hemen aynı cevabı aldım. Başka bir soruda ise, belediyenin harcamaları sadece hizmet için olmalıdır. Bu hizmet yapılırken paranın başka kanala harcanmasına taraf mısınız sorusuna ise yine ortak cevap aldım. Cevapta elbette bu gerçek harcama, yaşayanlara yapılacak hizmet olmalıdır denildi. Burada bir konuyu iyi açıklamakta yarar görüyorum. Biz gelenek ve görenek olarak, muhtaç olana yardım etmeyi görev edinen ve onlara destek olan bir milletiz. Fakat bizim üzüntümüzde onların şehrin göbeğinde, benim yapamadıklarımı yapınca sosyal bir karşıtlık ortaya çıkıyor. Bu ülkenin insanı gerek sosyal, gerek ekonomik anlamda sıkıntı yaşarken, birileri aldığı desteğe rağmen keyif içinde ve bunun dozunu kaçırıyor. Sebzenin çok arttığı, geçimin zor olduğu, akaryakıtın el yaktığı bir günde biz sıkıntı çekerken akşama kadar işsiz ve boş olarak caddelerdeki atılan naraları sevmediklerini beyan eden hem sağ, hem sol görüşlü insanlara şahit oldum. Bir çok yerden gelen yardımların dışında, bir de belediyeden yapılacak yardımların rahatsızlığı başkanı elbette rahatsız etmiş ve aynı şekilde üzüntüsünü dile getiremeyen vicdanen de üzülen kendisini seçen halkına bu sözü söylemiştir. Her iki düşünce için de doğru görülen bu sorunun kızılacak yanı nedir acaba.