Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kime Ne?...

  • 25 Eylül 2018 Salı


Flörtöz volanlar, naif pasteller, ışıltılı metalikler ve siyahın karşı konulmaz cazibesi, sezonun gece hikayesini yeniden yazıyor. Özgüvenle, çekiciliğin kodlarını güncelleyen modacılar sayesinde gecelerin ecesi, kraliçesi olursunuz. Kocaeli'nde yaşamış olan İsmail; oğluna okul pantalonu alamadığı için kendini banyoda asmış...Kime ne?...Sana ne?...Sen kendine bu kışın yeni giysilerini, pırıltılı cicilerini asacak yeni bir giysi dolabı ayarlamağa bak...

Geçtiğimiz yılar boyunca; uğraşıp durdu kadınlar, ayakkabılarının renklerine uygun el çantaları bulmak için...Neyse ki bu yıl çanta ile ayakkabının rengini eşleştirme, takımlama modası ortadan kalkdı. Onun yerine eteklerin rengine uygun ayakkabı giyme modası başladı.Soma'daki maden kazasında ölen işçicinin babasının ayaklarındaki delik lastikler; hala silinmiyormuş kimilerinin belleklerinden...Kime ne?...Sana ne?...Sen kendine yeni ayakkabılar alırken; etekliklerinin renklerini yaz belleğine, etekliklerle ayakkabılarının tutmazsa birbirine renk uyumu, olur bu ülkenin en büyük moda sorunu...

İki adet palamut balığı; ayıklanıp enine, doğranacak... Diğer tarafda derince bir kabın içine bir demet maydanoz; ince, ince kıyılacak... Üzerine jülyen doğranmış iki adet soğan eklenecek...Son olarak da küp, küp doğranmış üç adet domatesle birlikte harç hazırlanmış olacak...Sonracığıma bu harcın yarısı zeytinyağıyla yağlanmış tepsiye yayılacak...Bu karışımın üzerine palamutlar dizilecek ve karışımın diğer yarısı da palamutların üzerine yayılacak...İki yüz derece ısıtılmış fırında, pişirilecek elli dakika...Diyorlar ki bu ülkede meyve, sebze, süt, yumurta, et bir yana; kuru ekmek bulamayanlar varmış...Kime ne?... Sana ne?... Sen fırından çıkan palamut pilakisinin yanına ister şarabını aç, ister rakını; sağlığına kaldır kadehini...

Bu yıl kaşların görünümü doğalmış, burunlar yine her yıl olduğu gibi havalı,ağızda dişler de tavşaninki gibi birazcık dişlek olmalı...Dudaklar dolgun, mat boyalı...Ten solgun, ama özellikle parfümünün kokusunda orkide çiçeklerinin notaları olmalı... Yer çekimine yenilen ne varsa; doktor eliyle kaldırılmalı...Yılllar varmış ki yoksulun dedeleri de, bebeleri de parasızlıkdan doktor yüzü görmeyeli...Kime ne?... Sana ne?...Tüm doktorlar ve özellikle de estetik cerrahlar;sana hizmet vermek için beklemekde...Sen güzelleşip, genç görünmeğe bak... Doyasıya genç, güzel ve sağlıklı yaşamak ancak varsıllara tanınmış bir hak...
Yaşadığın villa;Boğaz manzaralı ya da denize sıfır olmalı... Kocaman bir mutfak, gerektiğinde konuklar orada ağırlanmalı ve kuşkusuz en az altı yatak odalı ve her birinde de özel banyo, elbetteki jakuzili...Bahçede en az iki arabalık garaj... Önünde de su dolu baraj değil ama illa ki yüzme havuzu olmalı...Bu ülkede sokakdaki kedi, köpekden daha çok sayıda evsiz yaşamak için savaş veriyormuş...Kime ne?...Sana ne?... Sen saray gibi evinde keyfine bak... Sakın unutma!...Yaşamak gibi, iyi bir konutda barınmak da yalnızca varsıllara tanınmış bir olanak...


Gündüzleri avm'ler... Geceleri; tiyatro, bale, opera...Tak takıştır...Sür, sürüştür...En şık giysilerinle;geze dur galalarda, sergi açılışlarında,restaurantlarda, balıkçı lokantalarında,diskolarda, barlarda, gece kulüplerinde...Bu kış nasıl ısınacak kulübesi diye kaygılanıyormuş; odun, kömür alamayan,doğal gaz parası nasıl denkleşecek diye düşünen halk... Kime ne?...Sana ne?...Sen şampanyanı patlatıp, eğlenmene bak...Neşelen, neşelen ki gençliğine, gençlik kat...

Seçkin okullarda, seçkin kolejlerde; çocukların en az üç yabancı dil öğrenmeli...Küresel yurtdaş olmanın en önemli koşulu özel eğitim ve öğretim almak... Hobiler edinmek; özel öğretmenler eşliğinde yüzme, bale, pilates,kayak...En önemlisi de sömestr dönemlerinde ve yaz dinlencelerinde; çocukları yurtdışındaki yaz okullarına göndermek...Bu ülkede yakınında, yöresinde gidecek bir okul bulamayan çocuklar "taşımalı" düzenle ya da dağ başındaki yurtlarda baba ocağından uzakda eğitim alabilmek için çabalıyorlarmış...Kime ne?...Sana ne?...Sen çocukların için yaz okullarıyla yetinme; öğrenimlerini sürekli görsünler ecnebi ülkelerinde, janjanlı diplomaları olsun, ülkede iş aramak da nedir ki küresel şirketler onları havada kapsın...

Ülkenin fısıltı gazeteleri, sosyal medya azmanları; yayıyorlar söylenceleri "ülke batıyor" belki de "nabzı son kez atıyor" diye...Külliyen yalan...Sen yaşamındaki güzelliklerle oyalan...Üstelik TBMM'de kendisine koltuk kapan altı yüz adet Adem; Tanrı Havva'yı göndersin diye beklemiyor ya orada...Onlar düşünsün memleket meselelerini...Sen düşün yaşamındaki etiketleri; en ünlü, en pahalı, en markalı olanları ve yalnızca onlara ulaşmayı kendine amaç edin...Yaşanan olumsuzluklardan yana kaygılanmak farz kılınmamış sana... Doğa bile güçlüden yana...Kime ne?...Sana ne?...Sen bak keyfine...Yeter ki çok düşünme!...Düşünmek,düşündüğünü konuşmak ve yazmak; sağlığa zarar...Sonrasında gammazcılar tüm fiyakanı bozar...Bak demedi, deme!...