Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kesişen Kümeler

  • 19 Ocak 2019 Cumartesi


Avrupa içlerine kadar giden Türk akıncılar; BARBAR değil, KÜRESELLEŞME yanlıları olarak tanımlanabilir 21. yüzyılın değer yargıları bağlamında...Çünkü bugünlerde Amerika'nın yaptıklarını, onlar gerçekleştirmişlerdi o eski çağlarda...Günümüzde küreselleşme kuramının türettiği "öteki" kavramına ilişkin düşünceler Terörsit İslamcı'yı dışlıyor, buna karşın Türk Müslümanlar için Newyork'un göbeğinde cami yapılması konuşuluyordu 2002 yılında...Yine Almanya'da Neo Naziler Türkler'i "öteki" görüyordu ve onları istemeyen 6 neo-nazi gence Alman yargıç; Türkler'le 15 gün geçirme cezası veriyordu yine 2002 yılında...Kültür alış-verişi, birbirine tahammül etme/katlanabilme anlamında küreselleşme bağlamında verilebilecek iyi niyetli örneklerdir bunlar dünden belleğimde kalan...Yine 2002 yılından bir başka örnek daha, özellikle uluslararası eleştirilere karşı şirin gözükme çabaları için Küba yakınlarındaki Guantanama'daki Amerikan üssünde; Afganlı Talibanlar'a kıldırılan medyatik namaz görüntüleri televizyon yansılarına düşürülmüş olan...Bütün bu olaylar 25 Ocak 2002 yılına ilişkin arşivlerde bulunabilecek olayların izdüşümleridir...
İnsanlık tarihinde küreselleşmeyi bilindiği gibi ilk kez Roma İmparatorluğu, daha sonra da Osmanlı İmparatorluğu gerçekleştirmişdi, henüz Amerika Birleşik Devleri diye bir ülke kurulmadan yüzlerce yıl öncesinde...
Ve Türkiye...İslam Kalkınma Örgütü'ne de üye ve neredeyse 50 yıldır da Avrupa Birliği'ne girme çabaları içinde...Bu iki örgütün birbiriyle ilgisi yok çünkü biri İslam, diğeri Hristiyan topluluğu... Oysa Türkiye bu iki topluma da ortak, diğerine göre "öteki" olan iki kümenin de içinde ya da içinde olma çabası içinde...Burada Türkiye kültürel senteziyle; iki kümeyi birbirine yaklaştırmada/yakınlaştırmada etkin işlev görebilecek, örnek ülke görevi üstlenebilecek nitelikteydi 2002'li yıllara gelinceye kadar...Gerçi bugünlerde Türkiye'nin yönünü Batı'dan, Ortadoğu'ya, Araplık'a doğru gösterse de radar...Yine de çağdaş yaşamı, aydınlığı, Batılı değer yargılarını savunanların varlığı nedeniyle tümüyle yitirilen bir ülke değil Türkiye...Türkiye; İslam ama Arap değil, Batılı ama Hristiyan değil...İslamiyet'le gerici olunmayacağı gibi, ille de Hristiyan olmanın gerekmediği Batılı/Çağdaş kalıplara uymak bağlamında...Üstelik Türkler'in kendi uygarlıklarından, kültürlerinden, ekinlerinden, harslarından gelen özellikleri kadın-erkek eşitliği, horgörülü değil hoşgörülü olma özelliği ve Osmanlı'dan gelen tüm dinlere karşın saygılı değer yargıları...Elbette ki 2002 yılından günümüze gelindiğinde; bugünlerde bu özelliklerden ne kaldı geriye diye ülkemiz sorgulanabilir, eleştirilebilir. Yine de Atatürk İlke ve Devrimleri'nin aydınlanmasından uzaklaşılmadıkça Türkiye yine saygın, yine çağdaş ülkeler arasındaki yerini alabilir.
Ve Amerika...İşin gerçeği Avrupa anakarası ya da bugünün Avrupa Birliği ülkelerinin bir özeti, bir başka deyişle de onların yarattığı bir canavar...Yalnızca serüvencilerden değil; cani, katil, hırsız ve fahişelerden oluşan bir topluluk ki onları gemilere bindirip, kendileri gönderdiler bu yeni anakaraya...Türkiye de üç anakaraya yayılmış Osmanlı'nın bir özeti...Geçmişde onu bölmeye,parçalamaya çalışan 7 düveli bilindiği gibi Avrupalı sömürgeciler...Bugün ABD'nin yaptıklarını, o günlerde uygulayanlar ki onlar da bugün "kendi yarattıkları canavar" ABD'ye karşı oluşturdukları kendi güç birlikleriyle; onlar da "dünyanın efendisi" olmayı amaçlamıyorlar mı?..Ve İslam Kalkınma Örgütü ki geçmişde Avrupalı işgalcilerle Yemen çöllerinde Osmanlı'yı sırtından vuranların çocukları değiller mi?...Üstelik bugünlerde yeniden örgütleniyorlar Amerika'nın kuklası olarak, Türkiye'ye karşı bu Arap ülkeleri, Mısır'ı, Suudi Arabistan'ı, Suriye'si...Ve Türkler; Osmanlı'nın içindeki pek çok etnik topluluklardan biri olup da yıkıntılardan (Hasta Osmanlı'dan) Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde bir devlet kuran, Yeni Türkiye Cunhuriyeti Devleti'ni yaratanlar...O günlerde Ermeni katliamını gerçekleştirdiği ileri sürülen Osmanlı ordusunda Kürt, Laz, Çerkes, kuşkusuz herkes bulunduğuna göre ki bunca etnik çeşitlilik varken nasıl ileri sürülebilir ki bu ordunun Türk Ordusu olduğu?...Nasıl olur da Ermeni soykırımı suçlaması; Türkler'e yüklenilmeğe çalışılır?...Ama bu ulus da NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözlerinden geri dönerse,işte o koşularda ondan Ermeni soykırımı hesabı da sorulur, tazminatı da, toprağı da istenir hayasızca...Barbar olarak nitelendirilmeğe çalışılan, gerçekde barışçıl kimlikleriyle TÜRKLER; yine de bu tarihsel gerçekler çerçevesinde Avrupa Asya anakaraları arasında bir barış köprüsü, uygarlıkların karşılıklı hoşgörüsü savıyla var olagelmişken 29 Ekim 1923'den beri...ABD tarafından "öteki" kavramıyla yaftalanıp da...Sömürüldüğü yetmezmişçesine , yok edilmenin eşiğine getirilmek istenirken Ortadoğu bataklığında...Bu durumda Türk ne yapmalı?...Şöyle bir dönüp de geriye bakıp, yanlışlardan ders alıp...Öncelikle Misak-ı Milli sınırları...Lozan Barış Antlaşması...Ve Ulu Önderimiz'in YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ öğüdünün gereğini yerine getirmek için çalışmalı,çalışmalı, çalışmalı...Ve yeniden ayağa kalkmalı...