Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Kendi…

  • 20 Şubat 2018 Salı


Uyku gözünden akıyorsa eğer; yorgunluk şakaklarına dayanmış, sızım sızım sızlıyorsa, koy/ver beynini, in aşağılara… Yürekten yana yaslan.
Islatılmış duyarlılıklara inat; duru olanı ara! Koy/ver…
Bilincin dünyasından alt katlara süzül usulca.
Eğer insanların omuzlarına basarak bir yerlere varmak değilse muradın: Koy/ver!
Şaşırma.
Yalnız kalmaktan da, yalnızlıktan da…
Birisi somuttur bunların, ikincisi soyut.
Yalnızlık koyu/katı bir ilaçtır aslında; ve onu en keyifli biçimde yaşayabilmek için kalabalıklara ihtiyaç vardır.
Korkma!
O uğultuya duyulan tepkiden doğar yalnızlığın erdemi.
Evet, erdemdir yalnızlık.
Salt, sade ve sadece bir duygu değil. .
Seyrelmektir anlayacağınız.
Seyreltmektir “kendi”ni.
Sessizliğin içindeki melodiyi işitip, coşmaktır…
Coşkunun sağanağı altında sırılsıklam ıslanıp, iri bir adım atmaktır gönlüne doğru.
Bilincin o ıssız sessizlikler içinde harelenen sevincini bilir misiniz?
Öfke, sevinç ve neşe…
Bu üç şey eksik bizde demiş Mustafa Kemal Paşa…
Savaş meydanlarında düşünmüş bunları, üstüne üstlük.
Öfkenin ateşlediği sevinçli bir ruhun o özgün neşesini… Hiç düşlediniz mi?..
Çanakkale Savaşı’nın orta yerinde gün boyu insanlara ölmelerini emredip, o uzun gecelerde öfkenin ateşi içinden sevincini süzen o olağanüstü kişiliği, bir de bu pencereden seyretmeyi denediniz mi?
Altı Ok’un bir sonrasıdır vardığınız yer.
Yedinci ok kendinize dönüktür.
Bir insan “kendi”ni yaratmadan hiçbir menzile varamaz zaten.
Ok ise, sözün gelişi, o menzili hedefleyen genel ve topyekun stratejidir.
Strateji, içinde onu yaratan çok sayıdaki anlık taktiklere gereksinim duyar.
Sonra, bir de bakmışsınız vapur Samsun’a yanaşmış; ver elini Erzurum, Sivas. Ve bittabi, Ankara!
Ankara’ya varılmadan hiçbir bir şey olmaz!..
Birey öncelikle “kendi”ni yatacak; kendini yaratmadan [yine yüz kere tekrarlamak gerek:] hiçbir şey olmaz!..
Ve kaptan ancak ondan sonra çıkacak geminin kaptan köşküne.
Strateji, taktik, falan ve filan, hepsi [her şey] ondan sonra…
Ancak ve bu şartlarla çıkılabiliyor Samsun’a. Nirvana’ya, insanlık katına… Hepsi aslında aynı yolun yolculuğudur, hepsi…
Yoksa kim bilir, günde kaç yolcu varıyor Samsun’un otobüs garına, elinde bavulu, sırtında yorgunluğu: Ne oluyor?
Hiçbir şey!
Mesele yorgunluğun niteliği… Yol yorgunluğu değil meramımız: Dimağ yorgunluğu, adam olma yorgunluğu, kendini yaratma emeği, insan olma mesleği…

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com