Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kazdağları

  • 07 Ağustos 2019 Çarşamba


Doğa dostları, ülkenin geleceğini düşünen yurtseverler; KAZDAĞLARI'nda yaşanan ağaç katliamlarına, siyanürle altın arama girişimlerine karşı çıktıkları için günlerdir yöredeler.Halkın bu tepkisine karşın, zararın neresinden dönülürse kardır diyerek saldırıları durduracaklarına... 6 Ağustos 2019 günlü televizyon yansılarına AKP'lilerin sözleri düşüyor sorumsuzca ve kaygısızca, diyorlar ki:- Ağaçlar kesilirken neredeydiniz?...
Be hey egemen söz; KAZDAĞLARI'na yapılan saldırılara biz hep karşı çıktık, ama sizler bizi/halkı/ulusu/yurttaşı hiç dinlemediniz, bizim kaygılarımızı önemsemediniz, yalnızca para için çarpan yüreğiniz kaz dağları dedi, durmaksızın kaz dağları... Elin yabanı geldi; kazdı dağları. Önce Alman'ı geldi, ardından Kanadalı'sı geldi, yerlisi geldi, yabanı geldi; siz onlara yüz verdikçe, onlar da astar istercesine kazdılar dağları...Biz 2007 yılından beri; KAZDAĞLARI için ses verdik, söz söyledik, susmadık, bağırdık, ama sizler vicdansız ve sağırdınız.
Kazdağları'ndan, Karadeniz'e ; saldırılar durmuyor...Ne söylese halk; egemenler dinlemiyor...Bugün masum bir çocuk gibi kenara çekilip de pusuya yatan Abdullah Gül Efendi döneminde; musallat olunmamış mıydı KAZDAĞLARI'na ?...Ve biz de usanmadan yazdık gerçek ya da sanal ayrımı yapmaksızın; gördüğümüz her yerdeki kağıtlara öfkemizi kara mizah tadında...Paylaşalım da unutulmasın yaşadıklarımız...Ve her an tetikte, her an uyanık olalım nereden gelebileceği hiç belli olmayan benzeri saldırılara karşı...
SANKİ BAŞKA GÜLİSTAN VAR MI ?...*Bu yazı 17 Ekim 2007 günü yazıldı… Bu yazı ve benzeri pek çok yazı yazılsa da; sömürüye sunuldukça yer altı ve yerüstü kaynaklarımız, dinmedi yüreklerdeki sızı…
Nedir bu ümmet-i tabiatçıdan çektiğimiz ?...Kalmadı adap, erkan ve de izzet-i nefisŞurada ağız tadıyla höpürdetelim derken kahvelerimiziSabah, sabah tutturmuşlar; Kaz Dağları giderse, alamayız nefesi…Hay sizin nefesinize; şu kuşluk vakti kulağımı çırmalayan sesinizeBırakmıyorlar ki şu memleketi adam gibi idare edelim ve ahbaplarımızı da görelimGönüllerini hoş tutalım, aradan da biz götürelim…Yok ille de muhalefet, sanki madenleri elleştirmek milli felaketHalbuki sonunda vardır koskocaman ziyafetTabiiiki suyumuza gidenlere !...
Kardeşim; hazmedin artık, yüzde kırkyedi ile geldikYasama-yürütme-yargı; her yere adam saldıkKanun da çıkartırız, mahkemelerden de kendimize göre kararMeclis de bizim; kimin haddine düşmüş, bize vermek zarar ?...Biz istedik mi en çok parayı veren; “altın” için toprağın altını yarar…Sabah, sabah depreşmeyin; oturun, oturduğunuz yerdeNerede kaldı benim pilavı da zerde ?...
Yok efendim; “Altın aramak için siyanür toprağı kirletirmiş, madenin ömrü on yılda bitermiş”Biterse, biter !... On yıl sonrasından bana ne kardeşim; saltanat değil mi şimdi benim ?...Kim bilir on yıl sonrasında bu memlekette kim iktidar ?...Kim olmamış ki bu ülkede ziyankar ?...Şimdi mi geldi aklınız başınıza, kendiniz arandınız bizi kaşına, kaşınaKim baktı bizim kadar garibanın gözünün yaşına ?...Bakın onların çıkıyor mu avazı ?...İktidar olduk diye mesud, bahtiyar olacaklarken, kursaklarında kaldı hevesi…Biz nereden bulacaktık sanki; bunca sarı, sarı liraları sandık öncesi,Şu altın yataklarına siyanürler akmasaydı eğer ?...
Gün bugün, saat bu saat; ne yapsak yaranamıyoruzİlle de buluyorsunuz bir kabahat !...Bırakın da ümmet-i GÜLİSTAN birazcık etsin rahat !...Kaz Dağları işte, ismiyle müsemma; KAZ, mütemadiyen KAZ DAĞLARI…Ne zaman karşı geldik Rabbimin buyruğuna (haşa) ?...Siz ümmet-i tabiatçılar; muhalefetin elinde maşa…Geç safımıza; beyler, paşalar gibi yaşaAmma ve lakin yok ille de diklenecek;Zamanımızdan fedakarlık edip de çıkardığımız Maden Kanunumuz’a muhalefet edecek !...Ne olmuş yani müsaade verdiysek; “orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel koruma bölgeleri, milli park tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiat koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve su şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve de merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askeri yasak bölgeler ve imar alanları ile mücavir alanlar” ayrımı yapmadan topraklarda aransın maden, işletilsin diye ?...Amma ve lakin yine de yaranamadık şu ümmet-i tabiat yoluna baş koyan kafirlere !...Beş vakit secdeye baş koymak varken, nereye baş koyacaklarını bilmezlerHer hizmetimize ve de bilcümle topraklarımızda işler açılsın diye çıkardığımız kanunların önüneTaş koymaya kalkışırlar !...
Açmak isteriz memleketin topraklarını yabancı sermayeyeDonatmak isteriz haremimizdeki hatunları altın ziynetiyleToprağın altında mevta gibi yatan cevheri, işleyip mücevher yapmak hayırlı bir iştirİşte bu iki cami arası beynamazlar; hayrın ve şerrin ne olduğunu bilmezlerBizi hayırlı yolumuzdan çevirmek isterler;Maden Kanunumuz’a karşı HAYIR’lı arzuhal gezdirirler…
Neymiş efendim; geri çekmeliymişiz bu kanunuYoksa gelecekmiş bu memleketin sonu; insanıyla, çiçeğiyle, böceğiyleNeymiş efendim; pervasızca yağmalanacakmış toprak, yeşermeyecekmiş tek bir yaprak…Bre kafirler; on yıl sonrasını siz nereden bileceksiniz, başımıza müneccim mi kesildiniz ?...
Bir de küstahça işimizi öğretmeye kalkıyorlar bize;“Doğayı, insanı, ulusal ve toplumsal çıkarları koruyan bir yasa” arz etmeliymişiz Meclis’e !...Biz yüzde kırk yediyiz, günde beş vakit secdeye duran, Müslüman evladıBakın kanuna dahil ediyor muyuz mevtalarımızın kabristanını ?...Siz ümmet-i tabiat kafirlerinden çook fazla düşünüyoruz GÜLİSTAN’ı…Tezden imha edin; Maden Kanunumuz’a karşı gelen imza mevzuatını !...Değiştirin şu çirkin sloganı;BAŞKA KAZ DAĞLARI YOK; BAŞKA TÜRKİYE DE !... BAŞKA DÜNYA DA !...Dimağınızda olsun yalnızca; BAŞKA GÜLİSTAN YOK sloganı !...


*Bu yazı; 1980 sonrasında oluşan/oluşturulan demokrasi anlayışı ve işleyişi bağlamında yöneten-yönetilen ilişkisine ve de III.kuşak haklardan çevre hakkı üzerine bir göndermedir…** Bilindiği gibi; KAZDAĞLARI'na ilk saldırı ABDULLAH GÜL Efendi döneminde yapılmıştır. Bugünlerde kendisi; sütten çıkmış ak kaşık misali yeniden siyaset arenasında boy gösterme aşamasındadır. Günümüz iktidarını eleştirip, yeniden parsayı toplama düşleri kursa da... Döneminde yapılan yanlışların izdüşümleri, yazılarımızda yaşamaktadır. ***Biz Brezilya'daki yağmur ormanları için üzülürken, Endonezya'daki palmiye ağaçları için kaygılanırken, Kutup Bölgesi'ndeki ayılar için gözyaşı dökerken... Gelişmiş ülkelerden Kanada'nın bir açıkgözü; siyanürle altın arıyor ülkemizde...Bana ikiyüzlülüğün, riyakarlığın, çifte standartın tanımını yapabilir misin (Abidin sen değil) uluslararası çevre uzmanları, gönüllüleri, bilgeleri?...Acaba Kazdağları için neden çıkmıyor; o Batılı çok bilmişlerin sesleri?...