Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Karşılıklılık

  • 30 Temmuz 2018 Pazartesi


İstemsizde olsa zorunlu olarak iş yapanlar, borçlu olanlardır.
Birilerinden normal koşullarda vermeyeceği şeyleri almak istiyorsanız, ona karşılıksız bir şeyler verin. Karşılıksız olarak alınan şey, öncelikle ahlakı aşındırır. Bedavacılık arsızlaştırır, karşılıksız gibi gözükenin karşılığı onursuzluktur.
Sermaye kültürsüz ise; devletin laik ve demokratik olması beklenmemelidir!
Çalanlar, hakkı olduğu için alanlara aldıklarını kendilerinin verdiği gibi algı yaratarak; büyük suçlar karşısında sessiz ve tepkisiz kalmalarını sağlarlar. Hatta onları yandaşa dönüştürüp ve onlara suç yükleyerek suç ortaklığını sağlarlar. Bu nedenle haksız alanlar, hukuksuz alanlara ses çıkaramadıkları gibi, üstüne üstlük onları savunmak durumunda kalırlar. Sonuçta hak etmediklerini alanlar; hak etmediklerini zorla alanlara katkı sununca, haklılar hep kaybetmeğe mahkûm olurlar. Bu süreçler sonucunda; “Geleceğimizsiniz” dediklerini geleceksiz bırakırlar!
Kendine yetmezlikler sorun üretir. Yetmezlikten kaynaklanan sorunları çözmek için borç almak gündeme gelir. Borç alan aldığı borcun geri dönüşünü sağlayamaz ise, bunu önceki maddi birikimlerinden ve manevi varlıklarından karşılarlar. Alınan borç, önceliği belirlenmiş bir alanda yatırıma dönüştürülebilir ise, yatırım borcun geri dönüşünü sağlar. Borç bittiğinde yatırım kazanca dönüşmüş olur.
Doğada karşılığı olmayan şey yoktur. En karşılıksız gibi gözüken eylem iyilik amaçlı olan veya gösterilenlerdir. Aslında her iyilik bir karşılık beklentisi içindedir. Fakat iyilik olgusunda karşılık, iyiliğin muhatabı olan objeden değil, toplumdan alınır.
Alınan şey borç olsa bile; öncelikle alınan borç ödenecektir. Her borç ödemesinde görülmeyen kalemler vardır. Yetmezliğin bireye yansıması manevi değerlerle ilgilidir. Öncelikle hak etmeyene saygı duymakla başlar, aynı kapsamda öykünme ve eziklik de var. Karşı çıkamaz, üretkenliği körelir. Emir veya isteklere uymayı borç ödemenin gereği olarak görür. Dış çemberlerde yer alıyor gibi gözüken konularda “komut” alır ki; bu davranışların götürüsü her koşulda getirisinden fazla olur!
Ülke aldığı borçları ödeyemez duruma düşürülmüş ise; ulusal gelirin %54’üne nüfusun %1’i yani 800.000 kişi el koyuyor ise birliktelikten ve gelecekten söz etmek güçleşir!
Bilgi pozitif olarak kullanıldığında en verimli üretim aracı işlevini görür. Bu bağlamda toplumsal akıl, topluma kazandırılan akıldır.
İnsanların kendilerine benzeyenleri seçmeleri çok doğaldır.