Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Karmaşık… ve (Biraz) Karışık Bir Yazı …

  • 05 Aralık 2018 Çarşamba


Uyku gözünüzden akıyorsa eğer; yorgunluk şakaklarınıza dayanmış, sızım sızım sızlıyorsa… Koyverin beyninizi kendi haline, çıkın biraz dana yukarıya… Yüreğinizden yana yaslanın.
Islatılmış duyarlılıklarınızı durulayın… İçlerinde hiç nem kalmasın, kurutun…
Bilincin altına süzülün usulca, yükselin!
Eğer insanların omuzlarına basarak bir yerlere varmak değilse muradınız: omuz verin aklın egemenliğine, kışkırtın onu, özgürlüğünü bağışlayın aksın bildiği gibi.
Boşansın zincirlerinden, kurtulsun toplumsal tutsaklıklarından, yaşamınızın tek düzeliğinden sıçrayarak kişiliğinize egemen olsun!
Korkmayın!..
Yalnız kalmaktan da, yalnızlıktan da…
Birisi somuttur bunların, ikincisi soyut.
Yalnızlık koyu/katı bir ilaçtır aslında… Onu en keyifli biçimde yaşayabilmek için kalabalıklara ihtiyaç vardır.
Sinmeyin!
Kalabalığın uğultusuna karşı oluşturacağınız dirençten doğar yalnızlığın erdemi.
Evet, erdemdir yalnızlık.
Salt ve sade… Ama sadece bir duygu değil.
Seyrelmektir.
Seyreltmektir “kendi”ni.
Sessizliğin içindeki melodiyi işitip, coşmaktır biteviye, sürekli ve yeniden: Yenilenerek…
Coşkunun sağanağı altında sırılsıklam ıslanıp, iri bir adım atmaktır bilince doğru.
Sahi…
Bilincin o ıssız sessizlikler içinde harelenen sevincini bilir misiniz?
Öfke, sevinç ve neşe…
Bu üç şey eksik bizde demiş Mustafa Kemal Paşa…
Üstüne üstlük, savaş meydanlarında aklına düşmüş bu büyük düşünce.
Siz tuhaflığın kocamanlığına bakınız…
Öfkenin ateşlediği sevinçli bir ruhun o özgün neşesini, düşlemiş!..
Çanakkale Savaşı’nın orta yerinde gün boyu insanlara ölmelerini emrettikten sonra, gaz lambası ile aydınlanan küçücük çadırının içinde [gece boyunca] öfke kavramının içinden sevinç üretebilen o olağanüstü kişiliği, bir de bu pencereden seyretmeyi denediniz mi?
Hiç şaşırmayın, nereden çıktı demeyin: Altı Ok’un bir sonrasıdır vardığınız yer.
Yedinci ok kendinize dönüktür.
Bir insan “kendi”ni yaratmadan hiçbir menzile varamaz çünkü.
Ok ise, sözün gelişi, o menzili hedefleyen genel ve topyekûn stratejidir.
Strateji, içinde kendisini oluşturan çok sayıda anlık taktiklere gereksinim duyar.
Sonra, bir de bakmışsınız vapur Samsun’a yanaşmış; ver elini Erzurum, Sivas. Ve bittabi, Ankara!
Ankara’ya varılmadan hiçbir bir şey olmaz!..
Birey öncelikle “kendi”sini varacak… Çünkü, “kendi”ni yaratmadan hiçbir şey olmaz!..
Ve kaptan ancak ondan sonra çıkacak geminin üst katındaki köşküne.
Ancak ve bu şartlarla çıkılabiliyor Samsun’a. Yoksa kim bilir, günde kaç yolcu varıyor Samsun’un otobüs garına, elinde bavulu, sırtında yorgunluğu: Ne oluyor?
Hiçbir şey!
Mesele yorgunluğun niteliği... Yol yorgunluğu değil meramımız: Dimağ yorgunluğu, adam olma yorgunluğu, kendini yaratma emeği, insan olma mesleği…

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr