Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kandırılıyoruz Velhasıl

  • 10 Temmuz 2018 Salı


Şimdi bu başlığa bakıp da...Benden gıcık kapan kim varsa...Hah işte yine bastı mantara; yine yanlış yazı geliyor yolda sanacak, ama yağma yok...Öncelikle; inanıyorum, güveniyorum Sayın Cumhurbaşkanımızın sözlerine, çünkü o yemin ederken ne dedi?...-Sadece bize oy verenlerin değil 81 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım...Bu durumda da Y-CHP'lileri de kınıyorum ve yemin töreninde ayağa kalmadıkları için ve bu saygısız tavırları için de ZÜĞÜRD TESELLİSİ tanımlamasını uygun buluyorum...Cumhurbaşkanı yemin ederken ayağa kalkmamak, Y-CHP tipi muhalefetin en gösterişli biçimi olsa gerek...Afferin size!... Onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz ve de totonuz göğe erdi... Yıllar önce Deniz Baykal efendi işler çevirirken aklınız neredeydi?...Şimdi sizler sürekli oturun paşa, paşa; sakın kalkmayın ayağa bir daha...Çünkü kalkacak olursanız muhalefet makamındaki koltuklarınızı da kaptırabilirsiniz; haberiniz ola...Velhasılı kelam; herkese sonsuz selam...Biz gelelim anlı, şanlı kandırıkçılara...1. sırada; VODAFON...VODAFONE tam kandırıkçı...Örneğin Didim'de baz istasyonları yok (dolayısıyla radyasyon da yok; bu da iyi tarafı yörenin)... İstanbul'dayken, Didim'e yerleşmeden önce TTNET'e sordum; altyapınız var mı, "3G mobile" Didim'de işe yarar mı ?..." dediler ki yaramaz... Ve VODAFON'a sordum; dediler ki hemen alın, ama Didim'e gidince hava aldım, yok çekmiyor, işe yaramıyor...Sonra paşa, paşa TTNET şubesine gittim, hem telefon, hem de internet...Bir kaç günlüğüne İstanbul'a geldiğimizde, doğru VODAFON'a gittim ve kandırdınız beni dedim; hani çekerdi Didim'de sizin internet?...Sonrasında kem, küm; baz istasyonları olmayınca iyi hizmet veremiyoruz...Eee ben size bunu sormadım mı; sordum...Neden yalan söylediniz; beni kandırdınız, ben bu interneti iptal etmek istiyorum dedim...Tamam ettirebilirsiniz, ama 250 TL modem parası ödeyeceksiniz...Adamlar hizmet satamasalar bile, modem satıyorlar...Nasıl hizmet ama?... İnsan kandırmacada bir numaralar, bir numara...

2. sırada; organikçi bir firma: City Farm...Şu üç günlük dünyada; doğduk, yaşadık ve elbette ki öleceğiz. Kuşkusuz Yaradan izin verdiğince yaşayacağız...Elbette ki Yaradan'ın, Doğa'nın insan türüne biçtiği süreyi tamamlamağa çalışmak da en büyük hedefimiz. O hedef de nedir?...Kemik oluşum yaşımızın 5 katı olan süreyi tamamlamak...Çünkü her canlı kemik oluşum, gelişim sürecinin 5 katı kadar yaşamak üzere programlanmış bilim insanlarının bulgularına ve açıklamalarına göre...Ki biz insanların kemik oluşma, olgunlaşma yaşı 25 olduğuna göre; bu 25 sayısını da 5 sayısı ile çarptığımızda elde edilen sayı 125...Bunun da tıbben karşılığı insan türü için ömür, yaşam süresi;125 ve hatta 150 yıla göre ayarlanmış. İşte bu süreci uzatan ya da kısaltan da insanların kendi doğruları ya da yanlışlarıymış. Bu süreyi dolu, dolu tamamlamak için öncelikle sinir, stres yaşanmamalı, alkol-uyuşturucu-sigara bağımlılıkları olmamalı ve daha pek çok etken,pek çok olumsuz dışsalıkdan uzak durulmalı...Amma ve lakin en önemlisi de sağlıklı beslenme konusunda çok özenli seçimler yapılmalı...Öncelikle GDO'lu besinlerden, katkılı yiyeceklerden kaçınılmalı, doğal beslenmeden, evde kaynatılan tencerelerden konmalı sofraya yemekler...Daha da ötesinde organik beslenme için arayışa girişmeli...Girişmeli de...Sertifikalı, markalı, iddialı organik markalar da bile hile, al, aldatmaca varsa; ne yapacağız bu durumda?...Elbette ki yakaladığımız anda; teşhir edeceğiz, kamuoyuna duyuracağız. İşte bu bağlamda kandırıkcı bir marka; City Farm...Organik bal diye satışa sunduğu, etiketine bakıp da güvenip aldığımız City Farm markalı çiçek balı...Devirelim de kavanozu, saklama kabına alalım balı derken, kapdan, kaba akışını beklerken...Bir de ne görelim?...Organik denen bal kavanozunun dibi şeker kesmiş...Vay be; nasıl da kandırılmışız dedik şaşkınlıkla...Kim bilir daha neleri satın aldık acaba; "organik" sertifikası var diye güvenip de?... Kim bilir neler yedirdiler bize; katkısız, ilaçsız, organik diye, diye?...Durum böyle olunca da kandırıkçıları kamu oyuna duyurmak olmalıdır üzerimize vazife...Ah, ah nerede o günler, nerede o güzel günler?...Hilesiz, aldatmasız, kandırılmadan yaşadığımız günler kaldı çok gerilerde...Kandırılıyoruz velhasıl; insanların tek derdi, tek amacı, tek tutkusu PARA olan, yalnızca tüketime dayalı şu acımasız düzende...