Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kalleşliğin Böylesi

  • 07 Ocak 2019 Pazartesi


Kaçıp giderken insan kaynaklarımız ülkemizden ve onların aracılığıyla GAYRİSAFİ MİLLİ HASILAMIZ kaçırılırken ülkemizden...İnsan kaynaklarımız üzerine biraz düşünsek mi bugün acaba?...
Bilindiği gibi insan kaynaklarımıza yatırım yapıldığında...Sonuçda insana yatırım harcamalarından yararlanan elbette ki toplumdur. Eğitilen kişi eğitim görmeseydi; eğitim süresinde geçen yıllarında bir işde çalışarak gelir elde edebilirdi. Eğitim görmekle; çalışınca kazanacağı paradan yoksun kalmaktadır. Burada fırsat maliyeti söz konusu olmaktadır.Eğitimde geçen yıllar nedeniyle, para kazanma fırsatını kaçırmanın maliyetidir bu...Daha anlaşılır bir açıklamayla...Kişi eğitim süresince kendi parasıyla okumaz. Finansmanını dışarıdan ailesi ya da devlet karşılıyor olabilir. Okumanın maliyetine;para kazanmakdan mahrum kalınan kazanç da eklenmektedir ki buna "fırsat maliyeti" denir.İnsan kaynaklarının oluşması için bir tasarruf/birikim gereklidir.Burada kişi çalışmayıp, eğitim alarak daha yüksek gelir elde edeceği için "geleceğe yönelik" birikim yapmış olmaktadır.
Kuşkusuz insana yapılan her harcama için yatırımdır diyebilmek tartışmaya açık bir konudur. Elbette ki her harcama bilgi ve beceriyi arttırabilir ama kişi artan bilgi ve becerisini gelir getirmesi için kullanmayabilir. Örneğin; bir kişinin piyano dersi aldığını düşünelim. Bunun için bir takım harcamaları olacakdır. Kişi piyano dersini yalnızca zevk için alıyorsa, bir başka deyişle müzikle ilgili bir işkolunda çalışıp para kazanmak amacıyla ders almıyorsa, bu durumda yapılan harcamalar yatırım harcaması değil, tüketim harcamasıdır.Başka bir örnek olarak; kişi sağlığını salt işini aksatmamak, üretimini düşürmemek amacıyla değil de...Yalnızca hastalanmamak için düşünüyorsa, yalnızca bu amaçla sağlık hizmetleri için harcama yapıyorsa, yapılan bu harcamalar yatırım harcaması değil, tüketim harcamasıdır.Gerçi bu tür harcamaların ne kadarının yatırım, ne kadarının tüketim harcaması olduğunun sınırının çizilmesi çok zordur.
İnsan kaynaklarını bir yana bırakıp, konuyu daha da pekiştirmek için fiziksel kaynaklardan bir örnekleme yapacak olursak; eğer bir harcama mal ve hizmet üretmek amacına yönelik olarak kullanılıyorsa üretim, keyif amacına yönelik yapılıyorsa israf/tüketim olarak değerlendirilir.Örneğin; alınan bir kamyonet üretim için alınmışsa, bir işte kullanılıyorsa bir yatırımdır.Buna karşın yalnızca gezmek ve tatil yapmak amacıyla kullanılıyorsa tüketim olur.
Bu kısa açıklamalarımızdan sonra; gelelim ülkemizi terk edip, kaçanların durumlarına...Örneğin; işadamları bu ülkede üretirler,ülkenin çalışanlarına/emekçilerine/işçilerine iş verirler. Bu nedenle değer görürler. Çünkü onlar risk de alırlar.Buna karşın...Ülkede pek çok ayrıcalıklardan yararlanırlar. Yatırımları devletçe desteklenir, ülkenin bankalarından kolaylıkla kredi alırlar,varsıllıklarına varsıllık katarlar. Üstüne üstlük bir de "varsa" vergi borçları bağışlanır, onlar için özel aflar çıkarılır.Ama bir gün bakarsınız ki ansızın bir başka ülkenin uyruğuna geçmek için, yabancı bir ülkenin pasaportu için bu ülkede kazandıklarını alıp, götürürler, ülkenin parasını başka ülkelere verirler. Bunca süredir üretim olarak değer bulan harcamalar, buharlaşır, başka ülkenin kasasına gider, ama terk edilen ülkenin tüketim harcaması olarak,o ülkenin zarar hanesine yazılır.Yine bu ülkede eğitim görenler, ülkenin devlet ya da özel okullarında eğitim görenler; eğer bu ülkede çalışırlarsa elbette ki bu üretimdir, yapılan harcamalar boşa gitmemişdir, bu durum verimli bir yatırımdır. Ama yabancı ülkelere gidip, orada çalışmağa başladıklarında; işte o zaman koskocaman kayıpdır, tüketimdir, ülkenin kaynaklarının boşa harcanmasıdır. Yıllardır "beyin göçü" olarak bu tür kayıpların da ülkemizi yönetenlerce engellenemediği, bu göçün durması için önlemler almadığı da bilinmektedir.Eğitimli yurtdaşlarımızın, insan kaynaklarımızın yabancı ülkelere kaçarak, bu ülkeye verdikleri maddi ve manevi zararlar yetmezmiş gibi...Bir de işadamlarının ki onlar bu ülkenin kaymağını yiyenler, sefasını sürenler, kasalarını dolduranlar...İşte onların birikimlerini yabancı ülkelere kaçırmaları bu ülkeye karşı yapılan en büyük ihanetdir, hıyanetdir, bu ülkeye verilen zarardır ve ülkenin kaynaklarını çalmakdır, ülkenin sırtından bıçaklanmasıdır.İşte o zaman diyor ki insan...Besle kargayı, oysun gözünü....Besle kargayı, çalarak varımızı, yoğumuzu terketsin ülkeyi...Bu ülke daha önce görmemişdi bugüne değin kalleşliğin böylesini...Fıtratında meğer bu da varmış.Selma Erdal; Didim,7 Ocak 2019