Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kalkınmada Naylon Kaynak

  • 17 Aralık 2018 Pazartesi


12 Eylül 1980 gününden sonra ülkemiz için yeni bir dönem başlamışdır. Bu günden sonra Türkiye için iki ayrı alanda arayışlar da başlamışdır.Üstelik bu arayışlar onca yılın ardından bugünlere değin sürüp gitmekde...Bu süreçde çok önemli değerlerimiz süpürülüp giderken, yerine "kakma akıl, sokma çivi" ya da akıtma suyla değirmen döndürme girişimleri bağlamında içsel ve dışsal düzenlemeler, karışımlar yapılmakda...İki ayrı alanda sürüp giden arayışların ilki "ekonomik alanda sanayileşmeyi gerçekleştirme" girişimleri, ikincisi de "toplumsal ve kültürel alanda yeni bir (TÜRK değil) Türkiye kimliği"bulabilme arayışları...
Kuşkusuz sanayileşmeyi gerçekleştirme bağlamında bir takım açmazlarımızın, darboğazlarımızın olduğu da bilinmektedir. Bu darboğazları aşamadığımız için de bir türlü azgelişmişlik ya da gelişmekde olan ülkeler eşiğini aşıp, gelişmişler topluluğuna katılamıyoruz bunca yıldır.Darboğazlarımıza gelince...Bilinen yetersizliklerimizi ne kadar çok yinelersek de; ne değişiyor o da başka bir sorun ya her ne ise...Öncelikle kalkınma ve ekonomik büyüme ile ilgili darboğazlarımızdan girersek söze...Gittikçe artan yüksek orandaki işsizlik...Gelişigüzel süregelen yüksek kentleşme oranı...Hızlı nüfus artışı...Tarımdaki düşük yatırım hacmi...Yetersiz kentsel ve kırsal altyapılar... Düşük tasarruf oranları...Sanayide düşük kapasite kullanımı...Sanayide ve tarımda teknoloji transferi sorunları... Düşük ihracat hacmi...Düşük dış finansman hacmi...Verimsiz KİT'ler... Vergilendirme sistemi...İyi düzenlenmemiş bir sermaye piyasası...Ve en önemlisi de kalkınmanın kurumlardan kaynaklanan darboğazlarından söz etmeğe gelince sıra...Siyasi istikrarsızlık...İlkel bir yönetim ve bürokratik yapı...Günün, çağın koşullarına ayak uyduramayan bir eğitim düzeni...Yürütmede gecikmeler ve aksamalardan yakınılırken, ansızın değişen yönetim biçimi...Ve de kalkınmanın halkın refahıyla, gönenciyle ilgili darboğazlarına da şöyle bir değinirsek...Kişi başına düşen ulusal gelirin düşük olması...Gelir dağılımındaki eşitsizlikler...Sağlık hizmetlerinin "gelişmiş ülkelere göre" geri ve yetersiz oluşu...Düşük yaşam standardı...Gecekondulaşma...Çarpık yapılaşma dolayısıyla geri ve yetersiz belediye ve kamu hizmetleri...
Ama bundan böyle bu darboğazları düşünüp de daralmak...İç karartmak yok...Çünkü bu darboğazları aşmak için çözüm bulundu müjdeler olsun ki...Nasıl mı?...1 Ocak 2019 gününden başlayarak herşey yoluna girecek, yatırımlar için de paralar Hazine'ye girecek...Çünkü "bakkal amcanın Azraili" süpermarketlerde alışveriş yaparken alacağınız her naylon torba için 25 kuruş ödeyeceksiniz...Ve bu 25 kuruşun da 15 kuruşu Hazine'ye gidecek...Ülkemizde de kalkınma gerçekleşecek...Ülkemiz sınıf atlayacak; azgelişmişler topluluğundan , gelişmişler topluluğuna çıkacak...Bir çeşit ülkelerarası high society durumları...Bu nedenle yok öyle naylon torba almadan alışveriş yapmak...Yoksa kalkınma gerçekleşmez ülkemizde...Her şey sizin ne kadar çok tüketip, ne kadar çok naylon torba aldığınıza bağlı, odaklı, endeksli...Sakın ola ki naylon torba almamazlık etmeyiniz; ona göre!...Ve sakın, sakın ola ki bu ülkede onca vergi toplanıyor; bu vergiler yatırımlara gitmiyor mu diye sorgulamağa da kalkışmayın; anlaştık mı?...Biliyorsunuz...Üç beş gün önce yazmışdık hani şu Fransız kökenli SA etiketli marketdeki "kasiyer kızımızın bize öğrettiğine göre üstelik de çevreyi korumuş olacağız...Bundan iyisi Şam'da kayısı...Gerçi onları da toplamakda Amerikanın bozayısı...Hele bir naylon kalkınmamızı gerçekleştirelim de...Onların da üstesinden geliriz Ulu Manitu'nun izniyle...