Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kadın, Kadına Konuşuyoruz

  • 20 Ekim 2018 Cumartesi


Gazetemizin sahibesi sevgili Filiz Korkmaz ve ben; bundan böyle her hafta KADIN KADINA söyeşiler başlatdık DİDİM TV kanalında...İlk buluşmamızda öncelikle Didim'i konuşduk...Filiz hanımın; "Söyler misiniz Selma Hanım; Didim sizce ne anlam taşıyor?" sözlerinden oluşan sorusuna karşılık neler söylemedim ki?...Didim’le 2015 yazında tanışdım, sonrasında buraya yerleşme kararı aldık, Didimli olduk. Ne yazık ki 2015 yılından bu güne;Didim hızla büyümekde, hızla yapılaşmaya açılmakda…Bugün orta halli emeklilerin yaşam beldesi olan Didim;bana yıllar öncesinin Bursası’nı anımsatıyor. 60’lı yıllara kadar emekli kenti olarak bilinen doğduğum kent Bursa’yı anımsatıyor. Bursa şeftali, kestane bahçeleriyle, en çok üç katlı yapılarıyla, zeytin bağlarıyla, en çok da ipek böceğinin besin kaynağı dut ağaçlarıyla bezenmiş bir kentdi. 1968 yılında ülkenin ilk sanayi bölgesi; Bursa’nın 1. dereceden tarım alanı Yeşil Bursa Ovası’nın ortasına kurulunca... Bursa yeşil kimliğini de, doğal güzelliklerini de, yaşanabilir olma özelliklerini de yitirdi. Artık emeklilerin zorlanmadan yaşadığı bir kent olmakdan çıktı, ülkenin en pahalı kenti sıralamasında en baştaki yerini aldı. Sanayileşmeye bağlı gelişen kentleşme de o güzelim Bursa evlerinin yok olmasına neden oldu. Bugün Bursa da, İstanbul gibi gökdelenlerin gölgesinde kimliğini yitirmiş bir kentdir ne yazık ki…İşte Bursa’nın geçmişindeki o güzelliklerini bugün hala bünyesinde barındıran Didim; Bursa gibi, İstanbul gibi, daha da yakınlara gelirsek çarpık yapılaşmayla güzelliklerini yitirmiş Bodrum ve Kuşadası gibi yaşanabilirlik özelliklerini yitirmesin isterim.Didim;elbette ki öncelikle tarih kentidir, eski Yunan uygarlığının beşiğidir.Bunları tüm Dünya insanları ile paylaşmak, dolayısıyla bu uygarlıklardan kalan anıtları ve özellikle de Apollon Tapınağı’nı gezginlere göstermek çok güzel…Bu gezginleri ağırlamak için de oteller, konuk evleri yapmak da gerekli…Ama Didim’in havası da güzel, doğası da güzel, dolayısıyla onların da korunması çok daha önemlidir, gereklidir.
Benim bu yakınmalarım karşısında; Filiz hanım; "Anladığım kadarıyla; Didim’deki bu hızlı yapılaşmayı eleştiriyor gibisiniz." diye yorum yapınca da...Ben daha neler söylemedim ki?...
Daha birkaç gün öncesinde yine önemli bir gün vardı;16 Ekim Dünya Gıda Günü… Birleşmiş Milletler Tarım Örgütü ( FAO diye bilinen örgüt) 1979 yılından beri 16 Ekim Günü’nü Dünya Gıda Günü olarak duyurmuşdur. Özellikle artan Dünya nüfusu ve kentsel yapılaşma sonucu azalan tarım toprakları nedeniyle insanlığın açlık felaketine uğramaması için önlemler alınması amacıyla böyle bir gün belirlenmişdir.2018 yılı Dünya Gıda Günü teması da “2030 yılına kadar açlığa son vermek mümkün” sözleriyle açıklanmışdır.Bu nasıl olacak?... İnsanlar hızla kentleşme uğruna tarımsal alanları yok ederken, tarım topraklarını betonla kirletirken, buğday ekmek yerine toprağa çimento demir gömerken; bu nasıl olacak?... Daha dünlere kadar kendi, kendini besleyen ülkemiz; bugün dışarıdan tarımsal ürünler alıyor…Meralar yapılaşmaya açılmış, hayvancılık ölmüş, hastalıklı etler ülkemize giriyor.Tarım sektörü can çekişiyor ama inşaat en birinci sektör; ülkenin her yeri şantiye…Elbette ki bu güzel yöre Didim de bir ucdan bir uca şantiye…Toprak; üretilmesi olanaksız bir doğal kaynak. Onun tarıma elverişli özelliklerini bozarsanız, kirletirseniz, demir çimentoya boğarsanız; artık onun canını almış olursunuz, toprağı öldürmüş olursunuz.Ne yazık ki Didim’de yeşil alanlar acımasızca saldırıya uğruyor ama hiç kimse de bunu umursamıyor. Herkes kısa günlü karların peşinde, oysa uzun dönemde; Didim’de tarımsal üretim yapılamayacak günler geldiğinde, burada yaşayan halk nasıl beslenecek?...Dışa bağımlı beslenme neye benzer?... Eskilerin dediği gibi; elden gelen öğün olmaz, o da anında bulunmaz…
Filiz hanım, kaygılarıma katıldı ve sonra bana dedi ki:- Sizi anlıyorum; Dünya’da açlık en önde gelen sorun.Uzmanların dediğine göre günümüzde savaşların çıkma nedeni bile açlık…Kuşkusuz bu konuda özenli olmalıyız, tarım topraklarımızın değerini bilmeliyiz. Yapılaşma nedeniyle tarımsal toprakların kaybından başka; sizce Didim’de öne çıkan başka sorunlar var mıdır?...Şimdilik bu kadar...Bu söyleşinin tamamı;işte burada, bekliyoruz sizleri de...