Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Kader Mahkumları

  • 24 Mart 2020 Salı


Hapishaneler dopdolu. Hükümlüler ve tutuklular koğuşlarında alt alta üst üste. Bir yatakta 3 kişi yatıyor; genelde nöbetleşe. Eğitimci, yakın dostum Turgut hocam, bir tutukevinin izleyici kurulunda görevli, mahkumların acınası koşullarını ifadede kelime bulmakta zorlanıyor.
Son yirmi yıla yakın dönemde çok suç işlendi, hiç bu kadar suçlu olmadı. Bu kadar suç ve suçlunun varlığı aynı zamanda yönetimsel kırılganlığın bir göstergesi. Başka bir söylemle yönetim tarzının zaafiyetinin işareti. Toplum iyi yönetilirse, yöneticiler “iyi vatandaş” örnekliği oluşturusa, yönetilenler de o derece suçtan uzak örnek yurttaş olurlar.
Bir Atatürk dönemini düşünün; hiç bu kadar “rant-yönetici” ilişkisi ayyuka çıkar mıydı? Çünkü Atatürk’ün Bakanları öğle yemeklerini sefer tasında evlerinden getirirlerdi. Ne zaman “Benim memurum işini bilir” sözü çıktı, o zaman “Çalıyor, ama çalışıyor da” sözü “haklılık” kazandı.
Bir 17-25 Aralık olgusuna tanık olduk; ayakkabı kutusunda Eurolar, taşımakla tükenmeyen Dolarlar, paha biçilmez kol saatleri... Görünürdeki üst düzey kamu yöneticileri Meclis düzleminde suçlu bulunmadılar.
Cumhuriyet döneminde yönetim tabakaları bağlamında hiç bu ölçüde zenginleşme yaşanmadı.
Bir hesap yapılacak olursa; Türk Ceza Kanunu hükümleri “bağımsız ve tarafsız yargı” marifetince tüm yurttaşlara-yöneten yönetilen ayırdedilmeksizin-uygulansaydı, acaba ne kadar ek cezaevi yaptırmak zorunluluğu doğacaktı? Bu bakış açısıyla; cezaevlerinde yargının hışmına uğramışları “kader mahkumu” diye nitelendirmek hiç de mantıksız bir önerme değil. Zaten yasalaşması kesinlik kazanan “infaz kanunu”, yargısal değerlendirme kaygısıyla değil, coronovirüs belasının tetiklediği hapishanelerdeki doluluk endişesinden doğmaktadır.
Namık Kemallerle birlikte demokrasi mücadelesinin öncülerinden biri olan Ziya Paşa büyük adam. Lise yıllarında O’nun; “Bed-esle necabet mi verir hiç üniforma/Zerdüşt palan vursan eşek yine eşektir” türünden beyitleri ezberimiz olmuştu. Ancak bu yazıya uygun düşen şairin şu beyitidir: “Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz/ Bir kaç kuruşu mürtekibin cay-ı kürektir” (Devletin milyonlarını çalanlar yönetim kademelerinin en üstünde yer alırken, birkaç kuruşu çalanlar kürek cezasına çarptırılmaktadır)