Selma Erdal

Tüm Yazıları


Kaçak...

  • 07 Temmuz 2018 Cumartesi


Elektrikteki kaçak değil bu, hani bir yerlerden sızıp da insanı yerinden zıplatıp, çarpacak türden…Gerçi elektriğin de KAÇAK olanı var sürekli vebali faturalarımıza eklenen…Eklense de KAÇAK elektriğin bedeli sırtımıza, yine de yenilmiyoruz hırsımıza; ödüyoruz…Amma ve lakin bizim buralarda durumlar pek sakin de nedense sınırlarda pek uslu durmuyor ülkemize TC diyenler…Yeşil kart, gerçek yoksula inat, bu ülkenin tüm avantasını yiyenler…Ki onlar için Devlet hazinesi deniz, yemeyen domuz…Bizlere gelince; çalıştığımız ölçüde tokuz…Ne Devlet’e yıkılırız, ne de avanta, beleş bekleriz, vergiyi, vergiye ekleriz yurttaşlık yükümlülüklerimiz neyse yerine getirmek de boynumuzun borcu…Kuşkusuz değildir haram evimizin harcı, özellikle de KAÇAK…Ne KAÇAK elektrik, ne KAÇAK sigara, ne KAÇAK gümrüksüz alış-veriş yabandan; girmez hiçbir yanlış yoldan kesemize kara para…Bir de bakalım sınırboylarımıza…Ve geriye saralım filmi anılarımızda…Türkiye’de kaçakçılığın tarihi; Cumhuriyet öncesi ve sonrası…Dağlarda eşkıya gezerdi Hamido ile Barzani’nin babası…Ve külliyen en az yedi köyü olan toprak ağası; kaçaktan beslenir marabası…Ve de onlara göz yuman Jandarmanın dolar cebi; gelse de celbi ayrılmak istemez sınır karakolundan çünkü kaçaktan avanta dolgun…Ara, sıra kurşunu yiyen kaçakçının evi üzgün, anasının, kadınının yüzü solgun…

Anlayamadım gitti; şu KAÇAKÇILIK meslek midir ?...
Sınırboylarında yaşayanlar için tanınmış bir ayrıcalık, hak mıdır ?...


70’li yılların sonunda, Bülent ECEVİT’in başbakanlığı döneminde; Gümrükler lime, lime edildi. Memurlar sorgulandı, yargılandı. Görev yerlerinden alındı, kimileri de memurluktan atıldı ama KAÇAKÇILIK sürdürüle geldi.


Kuşkusuz KAÇAKÇILIK; yalnızca günümüze özgü bir olay değil, Cumhuriyet öncesi ve sonrası ve de günümüzde sınırboylarında yaşayan işadamı kisveli para babası; bilindiği üzere sermayeyi KAÇAKdan yapmış, pek çoğunun dedesi KATIRCI…Ki o KATIRCI meslek erbabının katırları; KAÇAKÇILIK için en önemli ulaşım aracı…


KAÇAK ve KAÇAKÇILIK üzerine yıllar önce Uğur MUMCU’nun dizi yazıları vardı bu ülkenin gündemine; bir dönemin ünlü öykücüsü Bekir YILDIZ, “Kaçakçı Şahan”la gözümüze, gözümüze soktu konunun hasını…Ve Tarık AKAN’ın “Katırcılar” filmi; konunun beyaz perdeye yansıyan “toplumsal içerikli” senaryosu…Çıkarılsa bu ülkenin ekonomik kayıplar kapsamındaki KAÇAKÇILIK ENVANTERİ ve de o günlerdeki söylemiyle KAÇAKÇI LEŞİ bilançosu;PKK leşleriyle sayıları yarışır, kafalar iyice karışır... Kimler, kimler düşmüştür kara toprağa KAÇAK yolunda; genç, yaşlı ayrımı yapılmaksızın, şu sınır boylarında ?…


Başlarında sermayeyi veren toprak ağası, KAÇAK yoluna baş koyan marabası…Kurşunu yediklerindeyse; KAÇAK rantiyesi ağaya değil, Devlet’e çıkar günahın da, vebalin de faturası…
Oysa bu Devlet; topraksız köylüye toprak için, bölgeler arası dengesizliğe karşı koymak için Doğu- Batı ayrımına düşmeksizin ATATÜRK döneminde de yaptı fabrikaları, ÖZAL döneminde de yöreye…Ama nedense bir son verilemedi şu KAÇAK yolundan ekmek yeme inadına ilişkin töreye…GAP bolluk, bereket getirse de tarlaya; onlar tarlaya mayın ekerler, tohum değil…İlle de marabalık yapacaklar ağaya, sürdüre gelecekler yaşamlarını KAÇAK yollarında böylesine sefil…Neden böyle kaçakdan söz ettik durduk, yere derse okur...Şu Suriyeliler; merhametimize maraz getirmekdeler...Hiç bir yerde tek, tekin durmamakdalar... Büyük kentlerde halkın huzurunu bozmakdalar...Taciz, tecavüz, cinayet...Hırsızlık, dolandırıcılık ve ille de kaçakçılık; işte bunlardan dolayı kopuyor kıyamet...90'lı yıllara kadar; en barışçıl kent sayılan, polisiye olaylarla anılmayan kentim Bursa'da bile KAÇAK sigara ve uyuşturucu satdıkları gerekçesiyle geldikçe şu Suriyeliler gündeme... Üstelik de ellerinde palalarla; onları engellemek isteyen mahalle sakinlerinin üzerine saldırmaları nedeniyle...KAÇAK ve KAÇAKÇILIK üzerine; üç, beş söz ederek, toplumsal kaygılarımıza değinmek istedim.Her gün televizyon yansılarında; uyuşturucunun etkisiyle, ölüme doğru sürüklenen genç bedenleri izledikçe, bu toplumsal yaraya tez günde çözüm üretilmesi için çabaların daha da artırılmasını diledim.Umalım ki ülkemize sığınan Suriyeliler; gençlerimizi zehirleyerek, koynumuzda beslediğimiz yılana dönüşmezler... KAÇAK ve KAÇAKÇILIK soysuzluğunu meslek haline getirmezler...