Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


İyi Parti Kongresi’nden Notlar…

  • 08 Şubat 2018 Perşembe


İyi Parti Kongresi’nden Notlar…
Kongre salonu dopdulu denecek kadar kalabalıktı. İnsanların heyecanı yüzlerinden okunuyordu, yeni bir yolda yürümeğe başlamanın heyecanı. Türkiye’nin anaç partileri son yıllarda siyasetin kapalı av alanı olmuş; ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak isteyen bir kısım yurttaş kendilerini dışlanmış hissetmişti. İşte onlardan bir bölük, tekrardan özlemini duydukları bir başka siyasi platformda yer almanın heyecanını yaşıyorlardı.
Enerjileriyle, güler yüzleri ve modern giysileriyle kadınlar dikkati üzerlerinde topluyordu. Hemen hemen türbanlı yoktu, başı kapalı olanlar ise geleneksel başörtülüydüler. Topluca fotoğraf çektirmelerde 5 kadın, 1-2 erkek manzaralarını gören yanımdaki Mavi Didim Gazetesi sahibi dostum Ergun dayanamadı, kulağıma eğilerek şöyle dedi: “Yakında İyi Parti’de erkek kotası olacak!”
Genel Başkan Meral Akşener’in adı söylendiğinde; adının sonuna “hanımfendi” ekleniyordu. Akşener’in kongreye gönderdiği mesaj dikkatle dinlendi. Net mesajlar veren metnin bir bölümünde şöyle diyordu: “Bizler İYİ Parti’deyiz, çünkü bizler demokrasinin ayaklar altına alınmasına seyirci kalamıyoruz. Çünkü bizler haksızlığa, hukuksuzluğa karşı susup oturamıyoruz. Çünkü gençlerimiz mutsuz ve umutsuzken bizler mutlu olamıyoruz. Çünkü bizler binlerce yıllık tarihimizin ve Atatürk’ün emanetini sahipsiz bırakamıyoruz. Çünkü bizler Türk Milleti’nin huzur içinde, refah içinde, çok daha İYİ bir Türkiye’de yaşayabileceğine inanıyoruz.”
Kongre boyunca bir zamanların sol şarkısı Ali Rıza Binboğa’nın “Gel kardeşim, elini ver bana”sında başka bir müzik çalınmadı.
Birçok konuşmacının konuşmalarını “Ne mutlu Türk’üm diyene!” söylemiyle bitirmesi, salondan yoğun alkış aldı.
Oy kullanma kuyruğuna 146 delege girdi. Kuyrukta bir aile vardı, genç karı koca ve iki küçük çocukları… Başka parti kongrelerinde gözlemlemediğim bir manzaraydı.
Kongre sonunda partililer “aile fotoğraf” çektirdiler. 90’ına yaklaşan bir nine bir elinde bastonu, diğer elinde Türk bayrağı ve kolunda kendisine yardımcı olan yakınıyla kendisine arkalarda bir yer buldu. Fotoğrafda gözükmesi şüpheliydi, ancak o, çekimden sonra zafer kazanmış bir komutan edasıyla topluluktan ayrılıyordu.