Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


İttifak

  • 23 Şubat 2018 Cuma


Ortak amaçta buluşan farklı kesimlerin ilkeli olarak uzlaşmasıdır ittifak. Bir toplumda uzlaşmak her koşulda tabanı genişletir. Toplumsal açıdan bakıldığında, yaygın taban optimum yararı işaret eder. İlkeli olmak olayın etik yanı ile ilgilidir. Toplum yararı temelinde gurupların çıkarı gözetilir. Aynı zamanda eylem ve istemler temel haklara aykırı olamaz. Bu temel hakların kapsamında tüm varlıkların var olmaya ilişkin hakları da yer alır. Özellikle doğal yaşam biçimleri ve farklılıklar güvenceye alınır. Kişisel olan inanç ve ibadet özgürlüğü ile sosyal ve siyasi haklarda gözetilir.
İttifakların demokratik olması gerektiğini söylemeye gerek yok. Toplumdaki eşitlik ve adalet duygusunu pekiştirirken, bireylerin güvenlerini de gözetmiş olur. Ayrıca ittifakların toplumu bölmemesi gerektiğini de söylemek gerekmez.
Buraya kadar, konu ile ilgili olması gerekenleri kısaca hatırlatmış olduk. Bizim siyasi kültürümüzde ittifak genellikle hoş karşılanmaz. Belki de bunda daha önce yaşanmış olan olumsuz örneklerin payı vardır. Oysa her siyasi partinin temelde bir ittifaklar bütünü olduğu bilinir. Dahası, çok uç örneklere rastlanabilir. Örneğin; en zengin ile en fakir aynı partide birlikte olabilir. Sorun birden fazla parti olunca; üstede vurgulandığı gibi taban genişler. Taban genişledikçe dar çıkar grubunun paylaşımdaki paydaşları artar. Egemenlerimiz doğrudan bu gerçeği dillendiremeyince ittifakları itibarsızlaştırmayı yeğlemiştir.
Şimdi ülkemizin özel durumuna bakabiliriz. İktidar kendi geleceği için ittifakı bir çözüm olarak görüyor. İttifak yaşamın doğasında var ve nedenle de yadırganmaz. Bu noktada ittifak değil, ittifakın hangi amaca hizmet edeceği tartışılmalıdır.
Toplum geçmişe yönlendirilerek geleceğe(olmayan) gitmek üzere koşullandırılıyor ise; ortada aşılması gereken önemli bir sorun var demektir. İşte bu nedenle geriye doğru giderken çözümler ilkelleşir!
İttifaklara ilişkin ilk değerlendirme, III. MC’nin oluşturuluyor olmasıdır. En kötü olasılıkla ittifak dışında %50’lik bir kitle var. İttifakın temel amacı ise, tüm yetkilerin bir kişiye devredilmesini sağlamaktır. Hayırda birleşmeyi başaran kitle, aynı şeyi bir daha gerçekleştirme zorunluluğu ile karşı karşıyadır.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde sosyalist sol ve öteki kesim kendi adayını göstermeli ve tüm potansiyel harekete geçirilmelidir. Türkiye’de ben varım diyen her grup ne kadar olduğunu saptamalıdır.
Bu süreçte CHP sola yöneldiğini eylem ve talepleriyle hissettirmelidir. Birinci turda kazandırmama temelli hareket başarıya ulaştığı zaman, zaten II. Turun ittifakı ortaya çıkmış olacak.
İktidarın tek kişiye teslim edilmesi halinde ne meclis, ne parlamento kalmayacağı için, partiler olmayacağı gibi, muhalefet de olamayacak. Kelimenin tam anlamıyla bulunduğumuz nokta olmak ya da olmamak noktasıdır. Tek kişi iktidarı gerçekleştirildiği an yasal ve kurumsal olarak yapılabilecek hiçbir şey kalmayacak(!) Sonra kuyuya atılan taşı çıkarmak için onlarca yıl ve milyonlarca insan kaybı yaşanacaktır.
Halka en büyük kötülüğü diktatörler değil, onların hizmetinde olan hukukun katilleri yapar!