Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


İtibarımız sıfırlanıyor mu ?

  • 03 Ekim 2018 Çarşamba


Bu itibar konusunda yazdığım dördüncü yazı oluyor. İlk yazdığım hariç, ardışık üçüncü yazı bu.İtibar öncelikle bir saygınlıktır. Üstelik bu saygınlık evrensel geçerliğe sahiptir. Öncelikle tüm varlıkların varlığını korumasını ve yaşamını sürdürmesi hoşgörüsünü içerir. Sevgi, saygı, güven ve hoşgörü yaşamlar için en uygun ortamı yaratır.
Demokratik, katılımcı ve hukukun üstünlüğünü temel alan ülkelerde; bireylerin, kurumların ve devletin itibarından söz edilir. İtibarın bileşenleri içinde; saygı, sevgi, güven, hoşgörü ve öngörülebilirlik var.
Ülke büyük açmazlarla karşı karşıya iken, tek aranmayacak şey, itibar olmalıdır. Böyle bir beklenti içinde olmak tek kelimeyle aymazlıktır. Yönetenlerin aymazlığı ülkeler için sorunlara neden olabilir.
Osmanlıyı, hanedanın öngörüden yoksun olan yeteneksizleri batırdı. Şimdide Türkiye Cumhuriyetini Osmanlı zihniyetinde olanlar batırma çabasındalar. Bunu bilerek ve isteyerek yapıyor olduklarına inanmak çok güç. Gine de bilmeden ve istemeden böyle bir eylem içinde olmaları onların suçsuz oldukları anlamına gelmez.
Kendileri kazanırken kimlerin kaybettiğini görmeyenler sadece kendi yakınlarına ve ülkelerine değil, dünya insanlık ailesine ihanet ederler. Oysa en güzel yaşam, paylaşılan yaşamdır.
Özgürlük, seçenek kullanarak istendik bir yaşamı sürdürebilmektir. İstendik yaşamın başkalarına olumsuz etkisi olmamalı aksine, pozitif katkısı olmalıdır. Özgür yaşam benimsenen kültürün dönüştürülerek sürdürülmesidir. Dönüştürme, gereksiz olanları ayıklayıp, olması gerekenleri ekleme işlemidir.
İtibar değerlendirmesi eylem algısı üstüne yapılandırılır. İtibarda belirleyici olan eylem ve onun algılanmasıdır. Hal böyle olmasına karşın algı kişilerin özeline ilişkin ahlaki bir kalıba oturması beklenir. Algıları onu etkileyen etkenlerden ayıklamanın kolay olmayacağı kesindir.
Özgürce yapılan şey kişileri mutlu eder, tatmin eder ve sorun çözer. Mutlu olmak yaşamı yaşanılası kılmalara aralar kapıları. Tatmin, özgüven artmasına olanaklar sunar. Özgüven bilinçli ve ilkeli duruştur. Bu duruş itibarı belirler. Sorun çözme güvenli yaşamın sigortasıdır. Sorun çözmek geleceği şimdilerden kurma ayrıcalığıdır. Sorun çözmek değişim ve dönüşümün güvencesi ve etkileyenidir.
İtibar toplumların antibiyotiğidir. Aşırı doz bozunumlara, sapmalara, yanılgılara ve yıkımlara neden olabilir. Uygun doz uyum, uzlaşma, birliktelik, dayanışma, iyilikler, hoşluklar ve güzelliklere olanaklar sunar.
Şeffaflık ile itibar arasında bir ilişki var. Şeffaflık güvenirlik ve öngörülebilirliktir.
Abartılı itibarla yaygın itibarsızlaştırma iç içe geçmiş durumda. Önce önder konumunda olan kişiler itibarsızlaştırıldı. Sonra ülkenin gözbebeği kurumlar itibarsızlaştırıldılar.
Üretim birimleri konumlarına bakılmaksızın satıldılar. Sonuçta halkımızın kamusal mülkiyeti sıfırlandı. Ülkenin itibarı o ülkede yaşayan vatandaşlar ile kurumların itibarından oluştuğu için itibarımız hızla düşmeye başladı. Tüm kaynaklar yabancıların kontrolüne geçti. Sadece tüketen bir topluluk olarak çaresizliğimiz ile baş başa bırakıldık. Şimdi ülkenin beyaz veya mavi yakalı emekçilerine, çiftçilerine, esnafına ve hatta henüz birikimlerini koruyan orta sınıfa sadece hizmet sektöründe çalışma alanı bırakılmaktadır. Asgari ücretle, sendikasız ve gelecek güvencesi olmayan köleler topluluğuna dönüştürülmektedir.
Ülkenin tüm birikimleri tüketildi. Bu birikimler fabrikalardı, dereler, denizler ve ormanlarımız, limanlarımız, yollarımızdı. Kurumlarımız bu ülkenin en büyük birikimleri idi. Bütün bunlara ilaveten yetişmiş, deneyimli ve liyakat sahibi insanlarımız vardı. Bu insanlar önce ötekileştirildiler, sonrada konumlarından uzaklaştırıldılar. Barış imzacısı akademisyenler işlerinden atıldılar.
AKP’nin iktidar süreci içinde Erk’in kendilerine sağladığı (ihaleler) olanaklarla semirenlerin bir kısmı da ülke dışına çıkmayı yeğledi. Sonuçta ülkemiz maddi ve manevi tüm birikimlerini yitirdi(!) Orta sınıfta yer alanlarda önümüzdeki zorlu süreçte yavaş yavaş tüm birikimlerine(ev, araba, arsa, arazi ve işyeri) elveda diyecekler!...