Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


İtibarımız

  • 29 Eylül 2018 Cumartesi


İtibar; saygı görme, değer verilir olma ve güvenilir olmak halidir diyebiliriz.Genel olarak bir ülkenin itibarı o ülkenin sıradan vatandaşlarının saygınlığı ile eşdeğerdir. Bir birey yaşama ilişkin temel hak ve özgürlüklerini özgürce yaşayabiliyorsa, birey yaşam açısından saygın bir konumdadır.
Özgürlük görece olmasına karşın bir olanaklar sorunudur. Muhtaçlık her koşulda temel haklar açısından özgürlüğü bozar. Bağımlılık özgürlükle bağdaşmaz. Bu nedenle kendisine yetebilen kişi özgürdür. Biat edilerek sürdürülen varlık, maddi koşullar açısından yeterli olsa bile temel haklar açısından özgür olamaz.
İtibar ile olanaklar arasında yadsınamaz bir etkileşimin olduğu kesin. Olanakları olan kişilerin pozitif algı yaratmaları olasıdır. Nasrettin Hoca’nın “Ye Kürküm Ye” fıkrası bu gerçeği işaret etmektedir. Farklı olan kişilerin(sıradanlara göre) itibarı farklı olur.
Olaya temel haklar açısından bakmamızın nedeni, yaşamı yeniden üretmekle sıkı sıkıya ilişkilidir. Fiilen üreten (emekçiler ve sanatçılar) ve yaratanlar, toplumlarda itibar sahibi olması gerekenlerdir. Dolayısıyla itibar sınıfsal bir olgudur. Bunun için üretilenlere saygının gereği olan itibar, üretenlerin emeğine el koyanlara mal edilemez. Yönetenler, yaşama ilişkin temel haklar açısından olumlu puan aldığında, izafi bir itibar kazanmış olur. Üretenlerin yaratmış olduğu değerleri, ihtiyaçları gözeterek ve adil olarak dağıtan itibar kazanabilir. Yani, adil olan yöneticiler itibar kazanırlar.
İtibar görecedir. Görece oluşunun temelinde “gasp” yatar. Hak etmediklerine el koyanlar, itibar kavramının içini boşaltarak kendi yararlarına hizmet edecek biçime dönüştürmüşlerdir. Şehirleri canı pahasına savaşarak alanların kimler olduğu bilinmez. Fatih’inİstanbul'ualdığı bilinir, hepsi o kadar. Sadece kişisel buluşların bir kısmı mucitleriyle anılır.
Üretim ile itibar ilişkisine kısaca değinmeler yaptık. Üretimden sonra iki olasılık gözüküyor; istenir olan üretenlerin saygınlık kazanmasıdır. İstenmeyen biçim ise, üretilenlere el koyanların kendilerine saygınlık (itibar) peydahlamasıdır. Ülkemiz açısından soruna yaklaşırsak; Kurtuluş Savaşının verilmesi başlı başına bir saygınlık olgusudur. Bunu öteki saygınlıklar izler. TBMM’nin kuruluşu ve Cumhuriyetin ilanı ulusumuza dünya ölçeğinde saygınlık kazandıran eşsiz örneklerdendir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra o yoksunluklar içinde ve 1929 bunalımına karşın 15 yıl içinde 45 adet ülke ölçeğinde üretim yapan tesislerin kurulması itibarımızı tartışılmaz biçimde artırmıştır.
Atatürk’ün 15 yılda ülkeye kazandırdığı üretim birimleri 16 yıl içinde satıldı. Üretime bağlı olan itibar bağlamından koparıldı. Ağır aksak üretilenler dışında tükettiklerimizin tamamını dışarıdan alıyoruz. Yani, itibarı yabancı emekçilere ait olan ürünler tüketiyoruz.
Milli gelirimizin büyük bölümüne el koyan nüfusun %1’i (880 bin) şimdilik stoklarını harcayabilirler. Oysa nüfusun 56 milyonu açlık ve yoksulluk sınırımın altındadır. Bu noktada itibardan söz etmek her geçen gün daha da güçleşmektedir. ”Kölesi olan özgür olamaz!”
Öteki canlılar açısından soruna yaklaşırsak; pozitif davranışların öteki canlılar üzerinde yaratmış olduğu algı itibardır. Bu nedenle itibar için algılanır eylem zorunluluğu var. Bu tanım insan temelli, tür ayrımcı bir tanım değil. Özellikle “öteki” canlılar ifadesi kullanılmıştır. Eylem algısı ile ilgili vurguda aynı amaca yöneliktir. Bu öteki canlılar içinde insanların ardından hayvanlar gelir. Hayvanlar en duyarlı itibar algısına sahip olan canlılardır. Hayvanları bitkiler izler.Cansız diye adlandırdığımız varlıkların algılarıyla ilgili çalışma ve bulgular yok.Fakat insanların doğaya karşı tutum ve davranışları da bir algı yaratır.
Hayvanların algı konusundaki duyarlılığına vurgu yapmıştık. Örneğin; köpekler her insana karşı olumsuz tavır almaz. En duyarlı varlıklardan biri attır. En uysal at bile bazı binicilerini sırtından atar. Buna karşın, kazara üzerinden düşen sürücünün başında bekler.
Sözün özü şu; hiç kimse zorla veya zorlamalarla itibar sahibi olamaz! Kültüre, sanata ve bilime karşı olanların itibarlı olması söz konusu olamaz