Selma Erdal

Tüm Yazıları


İstiyorum

  • 11 Eylül 2019 Çarşamba


Ormanları acımasızca yok edenler, yakanlar, yapılaşma uğruna ağaçları kesenler; "Doğa'daki kaynaklar tükeniyor, kağıt elde etmek için ağaçlar kesilmesin "diyorlar büyük bir ikiyüzlülükle...Ve sanal ortamda yazmak öneriliyor; kağıtlar için kesilen ağaçlara ilişkin kandırıkçı yalanlar eşliğinde...Herşeyin GDO'lusu, yapayı, kimyasalı var da kağıdınki mi yok?...Yoksa; üretin, yaratın!...İpeğin, pamuğun, ketenin, viskonun, yünün yapayı oluyor da...Kağıdın neden olmuyor?...Gerçek okur; kitaba dokunur...Yok öyle sanala yazmakla yetinmek; Molier'in CİMRİ'si gibi, cam kavanozun dışından reçeli yalamak...İşin gerçeği bu özendirme, sanalda yazmayı destekleme; gelecek nesillere kurulmuş bir tuzak, kitap okumasınlar diye, kitaba dokunmanın tadını alamasınlar diye...Sanala yazmak, suya yazmak gibi...Kalıcı değil ki...Amerikan patentli Deep Blue hazretleri; istediği an yok eder sizin sözlerinizi, bildiklerinizi, bildirmek istediklerinizi...Korkmayın; kitaplara dokunun, kitaplardan okuyun...Ağaçları, ormanları yakıp, yerleşmelere açarken kimsenin ciğeri yanmıyor ama sıra kitaplara gelince "sözde" tasarruf tedbirleri alınıyor dünyaya cehaleti, bilgisizliği pazarlayan çok bilmiş sömürgen egemenlerce...Onların bu planlarını, projelerini bozmak adına; kağıtlara basılı kitaplar, gazeteler, dergiler okumak istiyorum!...
Estarabim diye ezgiler söyleyip, yaratıcı,üretici geçinen Erkin Koray...Meğer Hint müziklerinden aşırıyormuş...Hint dizilerini izleyin de "tarabim, tarabim " nağmelerini duyun...Orhan abiniz Araplar'dan, Erkin abiniz de Hintliler'den...Sezen ablanız da Yunan'dan aşırmacı...Aman da aman; hepsi de ne yaratıcı, ne yaratıcı!...Oysa geçmişe baktığımızda; sanatsal değeri olan özgün besteler,özgün güfteler...Bizden, bizim olan sesler, sözler, tınılar...Hafız Burhan,Münir Nurettin, Zeki Müren, Yesari Asım Arsoy dediğin; aşırmamış ki hiç kimselerden...Bugün sanatçı diye geçinen şarkıcı, türkücü, arabeskçi... Bizlere sanatçı diye dayatılan onca yetersiz ve yeteneksiz kim varsa...Onların yerine değerli, donanımlı,bestekar, güftekar ve sesiyle ruhumuza dolan gerçek sanatçıları alkışlamak istiyorum!...
Tarım işkolu gün be gün geriye saydırılırkan...Türk tarımı iyice bitirilirken...Neden üretmiyorsunuz diye soranlara yanıt verenler...Yalnızca yakınıyorlar; mazot, gübre, tarımsal ilaç için...Geçin bunları, geçin!...Bunca yokluğun, yoksulluğun nedeni;TEMBELLİK...Tarlayı ekip,biçmeğe üşenenlerin tembelliği...Günümüzde yaşanan patates, soğan kuyrukları;efendilikden,köleliğe düşmenin karanlık resmi...Mazot, gübre, traktör yokluğu üzerine sözler türetmesinler bizlere...Cumhuriyet'in ilk on yılında hangisi vardı ülkede?...O tarımsal üretimle; Osmanlı'nın borçlarını ödedi bu halk; Atatürk'ün önderliğinde...Atatürk'ün "bu ulusun efendisi diye tanımladığı köylü" yokluklara sığınmaz....Atası'ndan gördüğü yöntemle tarım yapar, başkalarınınki olmasa bile öncelikle kendi ailesinin karnını doyurur, patates soğan kuyruklarına girmek yerine... Yeniden kurtuluş savaşı vermekden söz ediyor herkes...Onu neyle yapacaksınız?...Daha toprağı işlemekden kaçınırken; nasıl kurtuluş savaşı vereceksiniz?...Bu tarımsal kurtuluş savaşı...İlkel yöntemlerle, karasabanla, tohumu avuçla serperek, çapalayarak, orakla biçerek...En doğal, en temel yöntemlerle... Tarlaları yapılaşmağa açmak, tarım topraklarını arsa mafyalarına kaptırmak, sonra da paraları cebe atmak; ne yazık ki kolay geldi köylüye...Monsanto'nun GDO'lu tahıllarını yemek varken; bağ, bahçe mi ekilirmiş?...Diyerek işin kolayına kaçmayan...Yemece yerine, imece geleneğini yeniden uygulamaya koyan, kooperatifleşerek dayanışmaya başlayan üretici, çiftçi, tarımcı, ulusunun efendisi köylü yeniden bu ülkeye baş tacı olsun istiyorum!...
Pazarı ele geçirmiş; Hintli'nin, Çinli'nin kumaşları, etiketinde yazıyor "ateşle yaklaşma" uyarısı...Temel ham maddesi petrol artığı, sentetik, insan sağlığının düşmanı "sözde" kumaşlar...Oysa bu topraklarda kara tezgahlar; ne ipekliler, ne pamuklular, ne kadifeler dokudular...Yeniden tarlalarda pamuk...Yeniden dut ağacının yapraklarıyla beslenen ipek böcekleri... Tez günde üretilmeli...Bu yurdun kızları yeniden ipek kumaşlar, ipek halılar dokumalı...Kızların çeyiz sandıklarını yerli malı dokumalar doldurmalı...Tenlerimizi bu ülkenin pamuklusu, ipeklisi sarsın istiyorum!...
Televizyon yansılarından çocuklara çizgi roman kahramanları, prenses masalları, Yunan mitoloji kahramanları aracılığıyla yabanın kültürü aşılanıyor.Türkün çocuğu, yaşlısı, genci kendisini Türk kimliğinin dışında başka adreslerde arıyor.Dedem Korkut efsaneleri, Keloğlan masalları, Nasreddin Hoca fıkraları, Köroğlu destanları, İncili Çavuş öyküleri, bilmeceler, bulmacalar, maniler; boynu büküp kalmış, geçmişin anılarında...Bu ülkenin çocuklarına bizim olan ne varsa; öğretilsin, anlatılsın istiyorum!...