Selma Erdal

Tüm Yazıları


İstemiyoruz!...

  • 11 Nisan 2018 Çarşamba


Freud der ki; ilk yıllarımız çok önemlidir kişiliğimizin gelişiminde, özellikle ilk dördüncü yılımıza değin…Ve yine der ki; bu yıllarda ana-baba yanında, sevgiyi, ilgiyi görmek, onların yanında, gözetiminde, yuva sıcaklığında büyümek; ilerideki yaşlarımızda kişiliğimizi belirleyici tutum ve davranışlar üzerinde olumlu işlevler görmekte…Bireyin toplumsallaşması ilk kez bu çağda, aile ocağında, yuva sıcağında gerçekleşmekte…Daha sonrasında okul çağıyla birlikte bireylerin gelişimine, kişilik oluşumuna ana-baba yetkesinin dışında “öğretmen” olgusu eklenmekte ki yetkisiyle, karışımıyla, buyurganlığıyla, biçimsel (resmi) kimliğiyle yaptırım gücü ana-babanınkinden daha güçlü, hoşgörüsü ya da hoş görüsüzlüğü ana-babayla karşılaştırılamaz bile…Ve hele ki ülkenin egemenleri çokça da sokarlarsa burunlarını onların işlerine, sürekli buyruklar ki genelgeler, yönergeler, talimatlar yağdırarak “Bundan böyle; bizim istediğimiz gibi biçimlendireceksiniz bu sübyanları, talebeleri, arka bahçemizin nadide çiçekleri ve davamızın mücahidleri olacak bu veledleri…İnisiyatif kullanmak, bizim buyruklarımız dışında tutum ve davranış sergilemek yasak sizlere” dedi mi de…İşte ana-baba kucağındaki saltanatın hemen sonrasında, çocukları ana-baba elinden koparıp, onlara 29 Ekim 1923’den beri sürdürmekte olduğumuz düzenin dışında, bambaşka bir dünyayı tanıtıp, Kemal ATATÜRK’ün dünyasını düşman belletip, karanlığı doğru, gerçek, yaşanması gereken bir dünyadır diye öğretip, “mızraklı ilmihal” benzeri cehennem, ahiret, Kemal’in yolundan gidenlerin, onlar gibi yaşayanların sonu iki cihanda da felaket ; dua, sihir, büyü, efsun, bu yoldan gelenler mahsun, diğerleri cehennemlik öğretileri…YETMEMİŞ...Bilindiği gibi bir deTECAVÜZ var günümüz eğitim düzeninde...Bir de yazmış Nazım usta; “Hoş geldin bebek; yaşama sırası sende"
Ama bu düzende; başta TECAVÜZ olmak üzere her türlü melaneti yaşama sırası sende be çocuk...
Ne yazık ki artık düzen budur...Din işleri, devlet işleri; bir diğerinden ayrı durmak şöyle dursun, birbirine geçirdi iyicesine dişleri, sanki pitbul köpeğinin çenesi...Allah ile kul arasında kalmaktan sıkılan DİN; kayıverdi kamusal alana, bulaştı din tüccarlarının dilinde her türlü yalana…
Bu düzende; Siyasette, ticarette, (b)ilimde; hamil-i kart yerine, “hamil-i tarikat yakinimdir” dönemi başladı göğsünü gere, gere...
Bu düzende;cinsellik de, dinsellik de yalnızca serbest değil, artık çoktan seçmeli...Kadın, kız, kızan;yetmez, getirin biraz da oğlan...İşte biz istemiyoruz böylesi bir düzen...
Atatürk’e küfür;Atatürkçüler’e tükür, kadınlara tekme...
Her geçen gün gidiyoruz daha da geriye...Böylesi çağdışılığı istemiyoruz!...Kadınsan ya vesikalısın ya da nafakalısın. Ayaklarının üzerinde duracak bir fiyakalı olmanı istemezler.Kadınları engelleyen düşünceyi istemiyoruz!...
CUMHURİYET Kadına kişilik kazandırmıştır;yasalar karşısında EŞİT YURTDAŞLIK kazandırmıştır.Kadının kazanımlarına el ve dil uzatılmasını istemiyoruz!...
Kadına ya boncuk dizdirirler ya göz süzdürürler. Nedense beynini kullanacağı eğitimi bir türlü vermezler.Kadınların yok sayılmasını istemiyoruz!...Yasalarda kadın haklı; ama toplumda urganlı,halatlı.
Eğitimli kadınsa; kanatlı,ezilmez ayaklar altında... Kadının eğitim hakkının gasp edilmesini istemiyoruz!...
Ne akan kan, ne yiten can, ille de Cumhuriyet için tek adam; o da olacak Başkan…İşte bizi böylesine tutsak almaya kalkışan bir düzeni istemiyoruz!...
İşçiler ezilmiş,limon gibi süzülmüş...Yetmemiş neredeyse her alanda özgürlüklere zincir vurulmuş...Saldırılar başlamış ULUSALCILIK ve LAİKLİK kavramlarına…Cem Evi, Cami, Kilise, Havra çeşitliliğinde yaşayan bu ulusun; birbirinin kanına girmesini istemiyoruz!...Özellikle de TRUMP; savaş trampetlerini çalarken, ülkemizde kargaşa/kaos istemiyoruz!...