Erol Yıldız

Tüm Yazıları


İstediğin kadar anlat neye yarar

  • 20 Mart 2019 Çarşamba


Bundan böyle siyasilere hiç bir şey sormayacağım. Ben artık köylüye, muhtara, çiftçiye soracağım. Senin tarlan nerede, neden ekmiyorsun diye soracağım Senin tarlandaki ürününün tohumu nerede diye soracağım. Sen tohumunu artık ambarından neden çıkarmıyorsun diye soracağım. Niğde’de çok.dostum var. Onlarla beraber köylüye gidip soracağım. Nerede senin patatesin nereye gitti diye. Bolu’ya gidip oradaki köylüye soracağım sırayla. Sevgili köylü nerede senin o güzelim sarı kızın diye. Ne oldu kimlerin eline gitti diye soracağım defalarca. Ödemiş’e gideceğim peşine. Oradaki köylüye çiftçiye soracağım. Nerede kardeş senin o mis gibi kokan patatesin diye.

İşin hikayesi önceden yazılmış. Bu hikaye öyle bilindik hikayelerden değil. Bu hikaye anlaşmalı, bu hikaye vatana kast edilmiş yok ediliş, bu hikaye bağımsızlığımızın elden alınma isteği. Bu hikaye gerçekten çok farklı. İnsanı kahreden bir çalışma modeli bu. Hiçbir ülkenin hiçbir üniversitesinde tezi hazırlanmamış. Fazla değil kısa bir tarihe bakmak yetiyor. Köylüye ve çiftçiye yeni bir kanun hükmünde kararname çıkarılarak, bundan sonra kendin tohum üretemeyeceksin. Kendi tohumunu üreterek patates ekersen su. Teşkil eder ve pazarda satamazsın. Sadece devletin kurumları tarafından sana verilecek olan tohumu ekeceksin denildi. Ben böyle biliyorum. Daha iyisini biliyorsan bana söyle. Bende eşek değilim ya özür dileyeyim herkesin huzurunda. Bu çalışma ne işiydi bilen var mı? Elbette biliniyor ama ses eden çıkmadı bu güne kadar. Adı ise çok basit Avrupa Birliği normları. Kim kazançlı olacaktı bu çalışmadan? Her şey aleni ortada. Benim beş yaşındaki torun bile anladı olacakları siz anlamadınız.
Mazot fiyatlandı pazarda alışverişe gelen garibanın parasına göz diktiniz yalan mı? Mazot zamlandıkça Pazar tezgahındaki patatese verdiniz ayarı. Sanki o ayarı, sizin tohumunuza göz dikenler değil de ürününüzü tüketenler bu hale getirdi. Çocuğunun geleceğini tarlana değiştin ve iş için kendini, emeğini sattın. Günlük yaşamayı tercih ettin. Geleceğini satarak tarlandan vazgeçtin. Senin geleceğin aslında tarlana ektiğin o ürünündeydi. Şimdi oturmuş pazardaki tezgahında ağlıyorsun.
Yazdıklarım yalansa bana söyle bileyim. Patates bundan bir ay kadar önce otuz ilde ekimine yasak getirildi. Evet doğrudur. Neden geldiğinden haberin var mı? Onu da ben söyleyeyim. Patatesler hastalıklı denildi. Çünkü sana devamlı söylediğimiz ektiğin tohum genetiği değiştirilmiş dedikçe bize güldün. Şimdi sen ağlıyorsun. Ama ben sana gülmeyeceğim. Seninle birlikte tarlana hürmeten ağlayacağım. Şimdi o yasaktan dolayı ihtiyaç denilerek dışarıdan patates ithal edilecek. Üstelikte gümrük vergisinden muaf. Daha ne diyeyim sana bilmiyorum.