Erol Yıldız

Tüm Yazıları


İşsiz gençliğin kredi borcu

  • 16 Nisan 2018 Pazartesi


Öğrencilerin psikolojileri bozuldu. Bunun hiç şakası yok. Bundan böyle şaka kaldırmayan bir konu bu. Altını çizmek gerekiyor. Öğrenciler zaten stresin büyüğünü lise çağlarında yaşıyor. Adeta yarış atları gibi yarıştalar. Onlar için kum pist, çim pist önemli değil. Her alanda koşma yeteneğini kazanmışlar. Aileler birer seyis, çocuklar ise koşulacak saf kan gibiler. Üstelik karmaşası bol olan bir sistemin içinde yer alıyorlar. İlkokul çağından üniversite çağına gelene kadar her sene değişen sınav sistemi ile kafaları arap saçı gibi oldu.

Lise son sınıfa geldiğinde ise, iki dağın arasında kalmış gibi çırpınan yüreğini ne şekilde sakinleştirecek kendisi de bilmiyor. Kazanamazsa şayet sıkıntı büyük. Ailesinin birkaç senedir dişinden tırnağından arttırarak onu üniversiteye hazırlarken, onun kazanma dürtüsünü ateşliyorlar. Ya kazanamazsa ne olacak. Bunca masraf ve bunca çilenin ardından yapılacak ne kalıyor geriye. Nasıl yüzüne bakacak o ana babasının. Ne cevap verecek onlara. Baba ve ana çalışma koşullarına göre aldıkları ücret ile kıt kanaat geçinirlerken, sadece sınavı kazanamama korkusu değil, kazandıktan sonra nasıl okuyacağı telaşı da var işin içinde.
Diyelim kazandı. Gittiği şehirde nasıl okuyacak? Kayıt yaptıracak ve peşine kalacağı yeri ayarlayacak. Yurtlar yetersiz. Girebilmesi için bin bir meşakkat var ucunda. Sorgulama var. Karşılığında utanç duyguları var. Ailenin muhtaç olduğunu bildirmen gerekiyor. Yani fakirsen bu iş olur diyor yetkililer. Ya olmazsa iş daha vahim oluyor. Özel yurt var sırada. Yıllık milyonlar dönüyor buralar için. Devlet yurdunda on kişi bir arada, özel yurtta ise paralar deste deste. Onlar olmadı mı iş daha vahim. Özel ev arama derdi. Millet javs gibi bakıyor yollara. Gelse şu öğrenciler de onlara evimizi kiralasak diye. Hayatında bir arada göremediği kadar para akacak kucağına öğrenci sayesinde. Baba ne kadar yollayacak her ay ona. Zor be kardeşim. Çocuk derslerine mi bakacak, yoksa ihtiyacı olan para için mi mücadele edecek. Ya da partime iş bulacak. Ders yerine patronun ağız kokusunu dinleyecek.
Bir de devletin ona tanıdığı haklardan yararlanacak. Öğrenci kredisi. Kaç para bu kredi bilen var mı? Öğrenci olmayan pek bilmez. Kendisi nereden bulduysa alacak parayı ağzında en kaliteli sigarasını tüttürürken, akşamları evinde yudumlarken bilmez bu işlerin ne şekilde döndüğünü. Yoksa ahkam keser. Devlet büyükleri der ki, çocuklar merak etmeyin. Biz size yiyecek kadar paranızı vereceğiz. O da aynı yurt koşulunda olduğu gibidir. Ailenin yaşamını deşifre et, ona göre sana kredi tahsis edelim. Sanki trilyonlar bağışlıyorlar.
Zor da olsa okulu bitiriyorsun. Okul bittikten sonra işe başladığında, aldığın burs miktarı taksitlere bölünüyor ve ödüyorsun. Hani iş imkanı nerede peki. Yok iş falan. Çalışırsan özel sektör orada. Git başla ve aldığın paraları öde. Nerede iş diye sorarsan, vay sen devleti tenkit ediyorsun ha diyerek başın belaya giriyor. Demesen iş nerede bulda göreyim seni. Hadi şansın yaver gitti ve işe başladın. Hadi şanslısın az da olsa kurtardın. Ya bulamadın ne olacak? Borç batağına gireceksin. Ya baban bankaya yamulacak ödemen için. Ya da devlet sana icra getirecek. Seçim öncesinde gençlere diyorlardı ya umarım hatırladınız hepiniz. Meclis gençleşecek. Gençlerimiz artık meclise girecek sözleriyle büyük umutların dağıtıldığı o günler aklıma geliyor. Bir standa yanaşarak sormuştum seçim öncesinde. Sayın vekilim nasılsınız. Hayrola ne dağıtıyorsunuz diye. Genç yüzüme bakarak gülmüştü ve hayrola hocam ne vekili demişti de ben açıklamıştım. Hepiniz vekil olacaktınız ya onu kastettim diye. Hangi parayla ve hangi kontenjanla bu olacak. Adam işe giremezken, harcayacak para bulamazken, kredinin bedelini ödeyemezken, icra gelirken bu verilecek vaat mi sizce?