Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


İslamiyosyon

  • 27 Ağustos 2018 Pazartesi


Normal mi, yoksa takıntı mı dersiniz; ulusal ve dinsel bayramlarımızda mesajlaşmayı yeğlemem, dost ve akrabalarımı telefonla arar, bu vesileyle hal/hatır sorarım.
Siyasal ve sendikal mücadelelerin içinde yoğrulmuş, 12 Eylül işkence hanelerinden geçmiş bir dostumu aradım, bayramını tebrik ettim. Kısa sohbetimiz esnasında kaygısını dile getirdi: “Anlamıyorum; bunca sömürüye, yolsuzluğa, adaletsizliğe rağmen hala niçin oy veriyorlar?”
Bu temel kaygı yahut kabullenememişlik çoğu yurttaşın kafasını kemirmekte, mantıklı bir yanıt aranmaktadır.
Oysa, her şey o kadar açık ki…
Demokrat Parti’den başlayarak Adalet Partisi ile sürdürülen ve 12 Eylül Darbecilerin açık desteğini alan Siyasal İslamın nasıl serpilip yurt sathına yayıldığı hepimizin malumudur. Bu ülkeyi “İslam ülkesi” yaratma istemi, AKP iktidarı döneminde projeye dönüştürüldü. İktidar nimetinden yararlanmanın ön koşulu-üstü örtülü de olsa- kadınları türbana sokan, binlerce İmam Hatip okulu ve yüz binlerce İmam Hatip talebesini toplumun hücrelerine yrleştiren, tarikat ve cemaatleri iktidar ortağı yapan bu projeye Batılılar “İslamizasyon” diyorlar.
Atatürkçüler, laikler bu sürecin ülkeyi nereye vardıracağını hesap edemediler. Üstelik Erdoğan’la “mezara taşınacak sırları” paylaşan Genel Başkanlarına, siyah çarşaflı kadına Atatürk devrimlerinin simgesi “Altı Ok”u taktırarak; toplumu dincileştirme sürecine yamanmaya çalıştılar.
Böylesi bir sürecin sonunda ne olacağı belli değil mi? Bir tarafta emperyalist patentli bir gericileştirme projesini uzun vadeli, sabırla inşa eden Siyasal İslam, diğer tarafta tepkisini saman alevi misali ani parlamalarla gösteren aydınlanmacılar. Geldiğimiz nokta şaşırtıcı değildir.
İslamizasyon projesinin gerçekleştirilmesinde emperyalist devletlerin rolü belirleyici olmuştur. Siyasal iktidar, onca ekonomik krizlere karşın onların desteğiyle ayakta tutulmuş; Türkiye, bilinçli bir şekilde şimdilerde yaşadığımız kör çıkmazlara sürüklenmiştir.
Kaygılarımızı arttıran etkenler bellidir: Siyasal İslam ve Batılı emperyalist devletler. Bu gerçekten yola çıkarsak en azından kafamızdaki sisleri dağıtmış olacağız.