Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


İrili-Ufaklı (Bazı…) Gerçekler

  • 18 Aralık 2018 Salı


Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar.
Ünlü bir atasözü şöyle diyor:
- Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, salakların “abuk-subuk”luklarıyla başa çıkmak zorunda olmalarıdır.
Şöyle bir bakın yakın-orta-uzak çevrenize; ne görüyorsunuz?

+ + +

Birileri şöyle düşünüp, kurdukça kuruyordu:
- Masanın başköşesine kurulacağım. Başkan olacağım, en önde yer alacağım. Gazete köşelerinde, fotoğraf karelerinde hep bir yerler bulacağım. Sonra oraya şey, buraya müdür, bir basamak sonra da o koltuğa oturacağım…
Ama bütün bunları içinden geçiriyor, hırsının üstüne hırs katıyordu.
Bu tür “birilerini” tedavi etme konusunda uzman bir psikoloji bilgini olan Alfred Adler ise, bu konuda şöyle buyuruyor:
- Bazen insanlar, kendini beğenmişlik ya da kibir sözcüğü yerine kulağa daha hoş gelen “hırs” sözcüğünü kullanarak kendilerini biraz da olsa temize çıkarmaya çalışırlar… Ama nafiledir. Çünkü gören bir göz bu karartmayı aşar…

+ + +

Herkesin kolayca kabul edeceği gibi, “hırs, insanı kör ve ahmak eden habis bir virüstür…”
Ayrıca, insanların ruhunu zehirler, dostluğu kemirir, kıskançlığı ve hasedi besler.
Acaba mı diyorsunuz?
Çıkın sokağa, biraz yürüyün: Orada sizi bekliyorlar… Hemen de selam verecekler, size iyi günler dileyecekler, dikkatli olun!

+ + +

Gerçek, gerçektir!
Ama bazı kişilerin “gerçek” karşısındaki duruşu, tavrı ve tepkisi farklı olabilir.
Bir toplumun fertlerini birbirlerinin fotokopisi hale getirerek kullanışlı hale getirmek bazı kişilerin amacı ve hedefi olabilir.
Ama, herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir… Gelin bu son cümleyi hep birlikte bir kez daha düşünelim.
Önemli olan düşünmek, sorgulamak, çözmek ve ilerleme yönünde zenginleşmek için sürekli olarak öğrenmektir.
Öğrenmek ise, akıntıya karşı yüzmek gibidir: Çünkü, ilerleyemediğiniz takdirde gerilersiniz.
Hayat bir akış içerisindedir. Sürekli bir akış ve hareket.
- Durursanız, düşersiniz…
İnsan beyni de bu sürekli devinişe ayak uydurmak zorundadır.
Gerçeklerden korkmak, onları görmezden gelmek ve gerçekleri dile getirenleri düşman bellemek; ilkelliktir, gericiliktir, bağnazlıktır.

+ + +

Bir de keskin sirke vardır, bilirsiniz… Hani şu kabının dibini delip de geçen sirke…
Ama küpün delinmesine şunun şurasında ne kaldı ki?.. Takvimden bir yaprak daha düştü/düşecek…
Hani nerede sirke? Ve nerede o dibi delik küp?..

+ + +

Eski bir Çin atasözü, insanla gerçek arasındaki ilişkiyi şöyle belirtiyor:
- Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanımalı!..
Bir kez daha bakıyoruz uzak-yakın çevremize…
Çevremizdeki insanları gerçeğin ölçüsü ile bir kez daha tartıyoruz.
Onların gerçekle olan münasebetlerini yeniden gözden geçiriyoruz:
- Gerçeklerden yararlanıyorlar mı?,,
- Yoksa gerçeklerden korkuyorlar mı?

+ + +

Hangi sonuçlara vardınız, merak etmemek elde değil…

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr