Selma Erdal

Tüm Yazıları


İnsanın Değeri

  • 14 Mayıs 2019 Salı


Bu aralar yine gündemde Termik Santraller var; halka rağmen, halkın karşı çıkmasına karşın yapılması için ısrarcı olunan Termik Santraller... Termik Santral tartışmaları bitse, bu kez gündeme oturur Nükleer Santraller...Sözün özü; paragözlerin hepsi, elbirliğiyle şu Cennet ülkenin çevresini, doğasını, yeşilini, merasını illa ki katledecekler.Çevreye duyarlı,son teknolojilerle kurulacak olsa tesisler diyeceğiz de...O da olmaz, olamaz; çünkü santrallerin konuşlandırılacağı yörenin halkları, santrallere karşı. Zorla dayatmalar karşısında da başkaldırmaya hazırlar. Umalım ki önce çevre, doğa diyerek; ülkemizi çöllere çevirecek,yeşilini kurutacak, havasını, suyunu kirletecek yanlış kararlar alınmaz.Çünkü ülkemizde siyasetçiler; ne halkımıza, ne de ülkemizin doğasına yeterince saygılı, sorumlu değiller.Örneğin; dün...Ki dün dediğimiz; Chernobil Nükleer Reaktör kazası günleri... 26 Nisan 1986'dan günümüze kadar gelen insanlığın acı hatırası...Ve o günlerden anılarımızda kalan resmi ağızların sorumsuzca açıklamaları...İşte onlardan biri:-Biz olaydan ancak iki buçuk ay sonra Türkiye'nin radyasyona maruz kalabildiğini öğrenebildik. Halbuki olaydan yarım saat sonra alarm verilip tedbirler alınması gerekirdi. Türk halkı için çok üzgünüm.Kim demişti bu sözleri?...Kameraların karşısında radyasyonlu çay içerek, halka "bi'şeycik olmaz" gösterisi sunan Anavatan Partili Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral demişti.Ve daha sonrasında konuyla ilişkili başka ne açıklamalar yapılmıştı?...-Çayın radyasyonlu olduğunu biz 1986 Mayıs ayında biliyorduk.Fakat ben bunu açıklamadım. Çünkü Doğu Karadeniz açısından çok önemli bir üründü.Bu açıklamaları yapan kişi de Ahmet Yüksel Özemre ki kendisi bu açıklamaları Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı kimliğiyle yapmıştı.


Kanser hastası bir kadın, Akbaşkan tedavisi için destek vermiş, manevi kızım diyerek de değer vermiş. Ama o "herşey güzel olacak" diyerek İmamoğlu'na destek vermiş.Kadıncağızı önce sosyal medyada linç etmeye kalkışmışlar, daha sonra da sokağa çıktığında da kasığından bıçaklamışlar.Kadın diyor ki;-Ben yalnızca br makyözüm, siyasetçi değilim. Tedavime yardımcı olan Sayın Erdoğan'a minnettarım ama İmamoğlu'nu destekliyorum. Ne var bunda?...Bu nasıl bir davranış, bu nasıl anti-demokratik bir yaklaşım?...İnsanlar düşüncelerini değiştiremezler mi?...Oylarını dün ona verdiyseler, bugün de bir başkasına veremezler mi?... Daha anlaşılır bir dille "oylarını ödül ya da ceza olarak" diledikleri gibi kullanamazlar mı?...Oyları; hep aynı partinin tapulu malı mı?...Ve siyasetçiler; parti, parti gezip, görüşlerini değiştirebiliyorlar da seçmen neden değiştiremezsin?...Üstelik de değiştirdiği için neden linç edilsin ya da ölümle burun, buruna gelsin?...Demokrasiyi özümsemek, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak,seçme ve seçilme hakkını kullanmak bağlamında; tercihlerini değiştirebilmek suç mu, kabahat mi?...Özellikle de yerel seçimlerde; siyasal partiden daha önemli olan adaydır, adayın kişiliğidir, halka yakın ya da uzak gelen vaadleridir, programıdır, verdiği sözleridir.Dolayısıyla kişi A partisinin oydaşı, yandaşı olsa da, yerel seçimlerde B ya da C partisinini adayına özgür iradesiyle elbette ki oy verebilir.Nedir bu bağnazlık?...Nedir bu "davadan döneni vurun" yaklaşımı?... Bu tür ilişkilerin yaşandığı bir ülkede; demokrasi yerleşebilir mi?...Üzerinde çokça düşünülmesi, hem de endişeyle düşünülmesi gereken olaylar yaşanıyor ülkemizde; burası Türkiye olur böyle diyerek de geçiştirilmeyecek ve de geçiştirilmemesi gereken olaylar yaşanıyor bu ülkede...Nereye gidiyor bu ülke?...Zorbalık düzenine mi?...
İşte böyle ülkemizde yaşanan olaylar bağlamında, insana verilen değer, yurttaşın saygınlığı, halkın söz hakkı...Ve Türk halkına karşı suç işleyenler...Konu halkın sağlığı, can ve mal güvenliği olduğunda; duyarsızlık...Konu halkın oyları olunca da oylarını çöpe atmakla yaşatılan haksızlık ve halkın umutlarını, beklentilerini, özgür iradesini yok saymak da bir bakıma hırsızlık...Yaşadığımız yüzyılda, belki de insana en az değer verilen ülkeler sıralamasında, şampiyon olacağız bu gidişle.