Erol Yıldız

Tüm Yazıları


İnsanca yaşamak herkesin hakkıdır

  • 04 Aralık 2018 Salı


Artık başka şeyleri düşünmeyip, yıllarca söyleyip yazdığımız insanların eşitliği ele alınmalıdır. Başımızda yıllarca dolanan belaların ayıklanmasıyla, geçim derdinde olanların durumları ayarlanmalıdır. Zaten Anayasamız da zaten böyle diyor. Dini ticaret haline getiren ve gerçek inananları sömüren sahte dincilerin yaptıklarını hep birlikte gördük. İslam’da bile eşitlik ön planda tutulmuştur.

İnsanlar doğar büyür ve ölür. Bu doğa kanunudur. İnsanlar doğduğunda hangi uyrukta doğduklarını bilmezler. Dinleri nedir, dilleri nedir hiçbir şeyden haberleri olmaz. Zamanla büyüyüp geliştikçe öğrenir ve büyüklerinin desteğiyle öz benliğine kavuşur. İnsanların nerede hangi şartlarda yaşayacağına bizler değil, ailesinin desteğiyle o karar verir. Dünyada hiçbir anayasa insanların farklı görüşlerine göre sınıflandırma yapamaz. Herkes eşit hak ve özgürlüklerde serbesttir. Anayasalar düzenlenirken, zengine şu fakire bu diye dayatılmaz. Zenginin de fakiri de anayasası aynıdır. Kanunlar eşit seviyede ve herkesi ilgilendiren boyuttadır. Kimse kimseden üstün değildir. Kimse kimsenin resmi olmamak kaydıyla dinine, diline, yaşamına, sosyal faaliyetlerine karışamaz. Bu onun doğal ve anayasal hakkıdır.
Hukuken bu böyle olsa da dinen de aynıdır. Aslında dini gerçek olarak bilenler eşitliğin yaşanmasını öğütleyen tek kurumdur. Dünyada ise kişisel çıkarlar daima ön plana geldiğinden çok önemli bir unsur olan din konusu insanları tedirgin ettiği için, her seferinde dini sömürüyle kullanılmaktan kaçınılmamıştır. Globalleşen dünyada artık her din, her dil ve ırktan olan insanların bir arada yaşadığını görmekteyiz. Kimse kimseyi sen busun diye dışlamaya hakkı yoktur. Bunun aksi olan yerler vardır ki, onlarda az gelişmiş ülkelerdir.
Aynı ülkede yaşayan gayri Müslüm birinin ölümünde onun Müslüman adetleriyle defni söz konusu değildir. Bir Müslümanında ölümünde onun başka bir dini tören ile defnedilmesi söz konusu değildir. Peki şimdi sormak lazım. Sen bir Müslüman olarak ölümünde başka bir dinden olan insan gibi Kilisede veya başka bir ibadethanede yapılacak olan dini töreni ister misin? Bu olmayacağına göre o halde lüzumsuz ve insanların kafasını karıştıran uygulamaların önüne geçmek gerekir.
Dünyada mevcut her bir dinin ibadethanesi var. Uluslar arası hukuk gereği de gerekli görüldüğü taktirde yabancıların da ibadet edebileceği yerleri açmak ve onların ibadetine destek vermek gerekir. Nasıl bizler Almanya’da, İtalya’da, İngiltere’de ve başka bir ülkede, yaşayan vatandaşlarımız için ibadethane açma isteğimiz oluyorsa, bizler de ülkemizde yaşayan gayri Müslimlerin isteklerini yerine getirmek zorundayız. Bunun dışında diyanetçe verilen fetvalar halkın kafasını karıştırarak insanlar arasında ayrımcılığa neden olmaktadır. Bu da dine günah olarak belirtilmiştir. Müslüman olupta farklı bir mezhebe bağlı birine onun ibadet ettiği bir yere ben o adı kullanmam dersen, günahını ötede sizin deyiminizle fazlasıyla çekersin. Kul hakkını yükleniyorsun. Ayıptır ve günahtır.