Erol Yıldız

Tüm Yazıları


İnsan sağlığı tehdit altında

  • 10 Mart 2018 Cumartesi


Zeytin ağacının geçmişteki hikayesini bilmeyen, ne zeytin yağının değerini anlar, ne de şeker fabrikasının ürettiği şeker pancarından üretilen şekerin değerini bilir. Bence ilk olarak zeytinin insan sağlığına verdiği değeri, ardından şeker kamışından elde edilen şekerin sağlık için ne olduğunu okuyup öğrenmek gerekiyor. Gelin birlikte geçmişe biraz uzanalım.

Kurtuluş savaşının ardından küllerinden var edilerek kurulan bu ülke, elinde avucunda parası kalmayan bir ülke konumundaydı. Payitahtın, çevremizi kuşatan vampirlere borcu olması nedeniyle, ancak bu borçları ödedik. Ülkenin ayakta kalabilmesi ve kısa zamanda üretici toplum olabilmesi için bir şeyler üretmesi gerekiyordu. İşte on yılda kısa bir zamanda böyle bir gelişim sağlanmasının hikayesi budur. Ülkemiz tarım ve hayvancılıkla işe başladı. Bir yandan üretiyor, diğer taraftan halkın tüketiminden arda kalan kısmını satarak gelir elde ediyordu. Bunların başında zeytin gelmekteydi. Atatürk, zeytin koruma ve ıslahı ile ilgili kararnameler çıkararak, zeytinin ehlileştirilmesi konusunda adımını atmıştır. Bununla kalmayıp zeytin ağacına zarar verenler için yaptırımlar ortaya koymuştur.
Kısa zaman içinde zeytin yağı üreten küçük çaplı da olsa atölyeler kurularak, zeytin yağının dışa satışı sağlandı. Bu meyanda ülkeye para akışı sağlandı. Atatürk’ün ölümünden sonra, on bin tona yaklaşan zeytin yağı üretimi, ABD tarafından gözlemlenerek, “Bu yağ insan sağlığına zararlıdır. Sakın kullanmayın. Siz o yağları bize satın. Biz size daha sağlıklı mısır özü yağı yollayalım” diyerek ülkemizin çevresine yeniden pençesini koymaya çalışmıştır. Bizden zeytin yağını peşin parayla alırken, kendisi mısır özü yağını borçlandırarak vermiştir. İşte size ABD demokrasi anlayışından bir örnek.
Ben bunları niye yazdım. Çağdaş olarak bu işi düşünenler zaten bunları biliyor. Kafası karışan, hayatında kitap nedir diye bilmeyen, birilerinin sözüyle hareket eden, kendilerini çok sevdiğim ve acıdığım bu değerli halkıma bilgi olsun diye anlattım. Aradaki farkı artık siz bulmanız gerekiyor.
Şeker fabrikalarının satılması isteği, bence ABD’nin yapmak istediği çalışmaların bir başka kısmıdır. Geçmişte yapamadığı bazı işleri, şimdi yaparak, ülkenin manevi değerlerini ele geçirme çalışmalarıdır. ABD’de bulunup, onların yardakçısı olanlar, kim oldukları bellidir. Bunların işbirliği sonucunda işler bu hale gelme eğilimindedir. Şeker aslında her haliyle insan sağlığını tehdit eden bir unsurdur. Fakat şeker pancarından geri adım atılıp, nişastalı ürünlerden elde edilen glikoz tarafından sağlanması insanların sağlığıyla oynamaktır. Hatta bunun temeli ABD’ye dayanıyor. Nişasta bazlı şekerin en yoğun elde edildiği tahıl mısırdır. Mısır en çok ABD de üretilen bir tahıldır. ABD, bizim en büyük müttefikimiz olarak kendisini lanse etmektedir. Bu sebeple ortaya konan bu konu, ABD’nin bizlere çok daha fazla mısır nişastası satacağının sinyalidir. Kendisi satmasa da, bir başka ülkeden geçiş yaparak sağlayabilir. Bunu sadece muhalefet diye karalamadım. Bunu benim karşımda düşünen insanların sağlığı için ne kadar önem taşıdığının altını çizmek için karaladım.