Selma Erdal

Tüm Yazıları


İnsan Gibi Yaşamak

  • 07 Ocak 2019 Pazartesi


Turgut Özal; Naim Süleymanoğlu'nu Bulgaristan'dan getirdi, Cep Herkülü Süleymanoğlu da 1988 Olimpiyatları'nda yarıştı ve Türkiye'ye altın madalya kazandırdı. Nasıl ki uluslararası spor ya da dans yarışmalarında, eski Sovyetler'in,komünist düzeninden kaçmak isteyen sporcuları ya da sanatçıları; Avrupa ülkelerine ya da Amerika'ya iltica ederlerdi...İşte 90'larda yaşanan Bulgaristan'daki Türkler'e yönelik asimilasyon (kendine benzeştirme) politikaları sonucunda pek çok Türk Anayurdu olan ülkeye, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne geldiler. Ama yerleşik halk tarafından istenmediler, dışlandılar, aşağılandılar üstelik de öz-be-öz Türk olmalarına karşın...Ki onlar Osmanlı Devleti döneminde özellikle Karamanoğlu Beyliği'nden; Balkanlar'da Osmanlı'nın eline geçen topraklara yerleştirilen Karaman Türkleri'nin soyundan gelmekteydiler.Ve onlar Anadolu'da yaşayan Ermeni, Kürt, Türk halkından çok daha Türk'düler, ama istenmediler...Ve onlar; çalışkan insanlardı, özellikle Bursa'da sanayi bölgesindeki fabrikalarda üstelik de düşük ücretlerle çalışdılar, çalışdılar. Naim Süleymanoğlu gibileri de ülkeye spor yarışmalarından altın madalyalar armağan etdiler. Ama hiç sevilmediler...
Bugünlerde yine Osmanlının Rumeli ve Balkan topraklarından; Türkiye Cumhuriyeti'ne göç etmiş yurtdaşlarımıza sanal ya da gerçek ortamlarda kin, nefret, düşmanlık içeren saldırlar yapılmakda...Oysa üç anakaraya yayılmış Osmanlı Devleti'nin "aryan" olarak değerlendirdiği, devşirip Yeniçeri olarak ordusunda ya da Sokollu Mehmet Paşa gibi sadrazamlık makamında görevlendirdiği insanların soyundan gelenler,bugün hedef tahtasına konulmakda... Türkçülük yapanların da, Kürtçülük yapanların da düşmanlığına uğramakda...Buna karşın ne savcılar, ne avcılar; böylesi eleştiriler karşısında suskun kalmakda, ama konu Suriyeliler'e ilişkin bir eleştiri, bir açıklama, bir tepki yazısı olsa, hemen hesap sormaktadırlar.Bugün Osmanlıcılık oynayanlar...Osmanlı'nın devşirdiği, kotarıp pişirdiği,"Osmanlıyız, pek namlıyız" diye marşlar bellettiği insanları dışlamak isteyenleri görmezden gelmektedirler.Dün Osmanlı'nın baştacı; Rumeli Balkan halkları, bugün dış kapının, dış mandalı yapılmak istenmektedir.Oysa bu insanlar; 29 Ekim 1923'den beri, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ilkesini özümsemiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yurtdaşı olmakdan kıvanç duymuşlardır.Suriyeliler bu ülkeye dayatılırken, Osmanlının Rumeli-Balkan halkları dışlanmak ve bu ülkeden geldikleri topraklara gerisin geriye ışınlanmak istenmektedir.Bu halklar; Balkan Savaşı sonrasında yitirilen topraklardan, yalnızca ve yalnızca Osmanlının tebası/uyruğu Müslüman halklardan oldukları için gelmişler, bu ülke için Çanakkkale'de ve Kurtuluş Savaşı'nda savaşıp, şehid düşmüşler, sağ kalanlar da Anadolu'ya göçmüşlerdir. Onlar Cumhuriyet'in kuruluşundan beri bu ülkede çalışmış, üretmiş, askerliğini yapmış, vergisini ödemiş yurtdaşlardır. Ne yazık ki onlar bugün...İstanbullu'un neredeyse adım atmasının yasaklandığı Taksim alanında; "Suriye, Suriye" diye bağırıp, Suriye bayrakları açarak yılbaşı kutlamaları yapanlar kadar değerli bulunmamakdadırlar.Ki onların bir bölümü; evlad-ı fatihandırlar...Ki onların bir bölümü; alp erenlerin torunlarıdır...Ki onların bir bölümü; fetihlerde canlarını, kanlarını vererek Osmanlı Devleti'ni İmparatorluk yapan Slav, Arnavut,Makedon kökenli Yeniçeriler'in torunlarıdır.Hem Osmanlıcılık oynama hevesleri taşıyıp da, Osmanlı'dan, Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalan bu halkları dışlamağa kalkışmak, Türk Ulusu kavramı içinde ergiyip, özleşmiş bu yurtdaşları ayrıştırmağa kalkışmak...Nasıl bir düşüncenin ürünüdür?...Bu tür tutum ve davranışlar; yoksa Suriyeliler'i bu ülkenin yutdaşlarına zorla dayatmak için yapılan planlı girişimlerin yan ürünü müdür?...Bu ülkede Rumeli, Balkan devşirmeleri varken; Suriyeliler mi size rahatsızlık veriyor sorularını sormak için bir gizli el,bir gizli akıl tarafından düzenlenmiş bir oyun mudur?...Bu ülkenin halkı, Türk Ulusu; üç anakaraya yayılmış Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ülke bilmiş, Türk-Kürt, Laz-Çerkes, Arnavut-Boşnak, Makedon-Pomak ayrımı yapmaksızın NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ilkesini özümsemiş ve birlikte barış içinde yaşamışdır.İlerici-gerici, laik-dinci, Türk-Kürt kavgası çıkarmayı beceremeyenler; yoksa bugün için bir de Anadolulu-Rumelili kavgası çıkarma hevesinde miler?...Boşuna heveslenmesinler; bu halk, bu oyunlara gelmez...YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ diyen ATASI'nın yolundan dönmez...Ve...Misafir de misafirliğini bilsin; Atatürkün kurduğu Devletin düzeninde,efendiliğini bozmasın...Yemek yediği çanağı pisletmesin...Suriyeliler de Rumeli-Balkan halkları gibi, Osmanlının uyruğundaydılar der, sineğe çekeriz. Yeter ki tadımızı kaçırmasınlar, birileri de Rumeli Balkan Türkleri'ni hedef gösterip kaşınmasınlar...Amerika'da nasıl ki yetmişikibuçuk millet birarada yaşıyorsa...Bu ülkenin halkıyla birlikte uygarca, insan gibi yaşamasını becersinler...Bu halkın sabrını çokça da zorlamasınlar...Selma Erdal; Didim, 6 Ocak 2019