Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


İnançlar

  • 07 Şubat 2019 Perşembe


Din ve milliyetçilik seçeneksiz ve çaresiz insanların son sığınaklarıdır. Son sığınaklar en büyük direnişlerin odaklandığı noktalardır. Yönlendirilen ve güdülebilen insanlar taammüden cahil bırakılan kişilerdir. Yaşama ilişkin bilgilerin çoğunluğu kulaktan dolmadır ve yaptıklarının büyük bölümü taklitten öteye gitmez. Maddi değerlere sahip olamadıkları için manevi değerlerle yetinmek zorunda bırakılırlar.
Bu kesimde yer alan kişilerin farklılıkları kabul etmeleri söz konusu olmadığı gibi, onların varlığına tahammülleri de yoktur. Aynı aksak mantık yaşamın öteki alanlarında da geçerliliğini sürdürür. En çok en az bildiklerine inandıkları için sürekli olarak aldatılırlar(!) Örneğin; kadın eşit ve özgür bir birey değildir, erkeğin hizmetinde olması gerekendir. Doğanın varlığını koruması ve sürdürmesi akıllarının kıyısından bile geçmez. Hayvanlar onların tasarrufunda olan varlıklardır. Kendi inançlarının dışında kalan tüm inançlar batıl ve batıl inançlılar da kâfirdir(!)
İBADET.
Allah ile kul arasında olması gereken yükümlülükler toplamıdır. İbadet üzerinden itibar kazanılmaz. Allah ile kul arasına girenler, bilmezlik alanını doldururlar. Bu alana egemen olan ruhbanlar yaşam için yararlı şeyler üretmedikleri halde tıpkı egemenler gibi üretilenlerden pay alırlar. Egemenlerin yanında yer almaları onların çıkarlarının gereğidir. Sömürü ortaklığındaki uzlaşıları hiç bitmez(!)
Sözcü Gazetesinden Necati Doğru, 100 milyon dolara mal olan Çamlıca camii ile ilgili olarak şunları yazdı: “Allah israfı sevmez. Halk soğan ile patatesi sayı ile aldığı şu günlerde 100 milyon dolara cami yapmak Allah’ın gücüne mi gitti Allah’ın tokadı mıdır? Yoksa “dış borçla pahalı cami dikme hesapsızlığının” sonucu mu?”
Camiyi yapan yüklenici iflas ediyor ve camiye 17 bin metrekare halı dokuyan Avşar Halı da iflas anlaşması istemiş.
TASARRUF.
Tasarruf dendiği zaman bunu sadece vatandaşlardan beklememek gerek. Halktan toplananları teorik olarak ülke yararına harcayanlar da tasarruf etmeli. Tasarruf açısından soruna yaklaşıldığında araç saltanatına son verilmeli, kamu kurumları kiracılıktan kurtarılmalı. En önemlisi, yol, köprü ve hava alanı gibi ülke için önceliği tartışmalı olan projelerin halkın sırtına kambur yüklememesi için gizli sözleşmeler gözden geçirilerek güncellenmeli. İtibardan tasarruf olmaz söylemi de yeniden gözden geçirilmelidir. Güçlü devlet, en güçsüz vatandaşına kol-kanat geren ve onu insan onuruna yaraşır biçimde yaşatan devlettir!
Yaşamı yaşanılmaz kılmadayken çıkarcılar;

İnsan yaşam hakkını savunurken insandı.

Sözcükler yoruldu; kelimeler kör, topal kaldı.

Duyarsızlıklarda, acının anlamı söndü kahrından!