Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


İmamoğlu’ndan Alınması Gereken ders

  • 04 Nisan 2019 Perşembe


İmamoğlu’nun farklılığı nerede?
Adamı üç ay önce, İstanbul’un “kıyı-köşe” bir ilçesindeki insanlar dışında hiç kimse tanımıyordu.
Şu anda ülkenin her bir köşesinde İmamoğlu konuşuluyor.
İktidar medyası ona karşı suskundu.
Hemen hemen yandaş medyada onun yer aldığı görüntü süresi sıfıra yakındı.
AKP’nin karşıt propagandası ise, en yüksek kattan vahiy olarak iniyor; sürekli/durmaksızın/her an tekrarlanıyordu.
Ama İmamoğlu İstanbul sokaklarında durmadan ilerliyordu. Caddelerde, sokaklarda, meydanlarda tam bin kilometre yürüdü…
Bin kilometre boyunca binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce insanla yüz yüze geldi. Konuştu, dert dinledi, inandırıcı sözler verdi.
Yürüyüş, siyasal tarihte örneğini gördüğümüz bir başka “Uzun Yürüyüş” gibiydi…
Halkla birleşe birleşe yürünüyor, halkın içinden geçiliyor, yüreklere halkla birlikte yönetim inancı aşılanıyordu…
İmamoğlu’nu farklı kılan bir diğer unsur ise, onun “kendi yolunda” yürümesiydi.
Kimseyle didişmedi.
Seçim çalışmalarına önce Ankara’dan başladı.
Saray’a gitti: Kendisine, CHP’ye, Altı Ok’a bizzat Cumhurbaşkanından açıkça oy istedi…
Bu hamle gerçekten anlamlıdır.
Bu hamlenin anlamını kavramak, Türk siyasetinin seviyesini yükseltecek, stratejik becerinin kalitesini geliştirecektir.
Mesele kindar bir saflaşma değildir, hizmet yarışıdır. İmamoğlu, Cumhurbaşkanına “Ortaya iyi bir hizmet koyarsam, sizin bile oyunuzu alırım; alacağım,” demektedir…
Sonra…
Yürüdü İmamoğlu!
İktidara yürüdü.
“Hak yemedim, yedirtmem,” dedi. Ve hakkın ve haklılığın arkasından, haksızlığa karşı yürüdü.
Ve en ön önemlisi, yürüyüşünü sürekli kıldı.
Saman alevi gibi bir parlayıp, bir sönmedi.
Masa başını terk etti, yönetmeye talip olduğu halkın içine daldı.
Çalışmalarını reklamcılar yönetmedi; kampanyasına strateji becerisi olan uzmanlar omuz verdi.
Yüzünde boyalı bir maske değil; içtenlik vardı, yalınlık, açıklık, samimiyet vardı.
Ve halk da ona böylece inandı, güvendi ve büyük yürüyüşünde arkasına takıldı.
Türkiye aydını İmamoğlu’ndan kendi payına dersler çıkartmalıdır.
Çirkin siyasetçiler; bencilliği, adamcılığı, koltuk düşkünlüğünü sürdürdükleri kısır çekişmelerin odağına yerleştiren tüm sayın muhteremler bu yürüyüşün anlamını kavramalıdırlar.
Siyaseti kumpas, iftira, karalama ve çamur atma araçlarını kullanarak yapmaya çalışan fazilet yoksulları İmamoğlu örneği üzerine bir kez daha düşünüp, kendilerine çeki düzen vermelidirler.
Tarihte yalpalamalar, geri gitmeler, yıkımlar, çöküş anları olabilir…
Ama tarihin çizgisi her zaman gelişmeden, daha özgürlükten, daha daha demokrasiden yana yönelmiş, o çizgide yükselmiştir.
İmamoğlu’nun toplumumuza verdiği dersten mutlaka, sadece aydın kesimi değil, herkes yararlanmalıdır.

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr