Adnan Güllü

Tüm Yazıları


İkileme

  • 12 Aralık 2018 Çarşamba


“Tarih bilgisi tüm insanlığın hafızasıdır. Tarih bilinci artıkça insanlığın bilgi ve becerisi, deney birikimi artarak dağarcığı da dolar”
Tarihin tavanarasında bulduğum ve pek az bilinen Osmanlılara ait iki bilgiyi kapsayan konuları meraklısı olan okuyuculara sunuyorum…
KAYMAKAM
VEKALETEN YÖNETİCİ
“Kaim- makam” (makamda duran) yetkileri üstlenen vekil demektir. Osmanlı Devleti’nde, sadrazam sefere gittiğinde, dönüşüne kadar payitaht İstanbul’da, SADARET KAYMAKAMI unvanıyla bir vezir kendisine vekalet ederdi. Aynı sırada padişahta da Edirne ‘de ise bir başka vezir sadrazamın ikinci vekili olarak ve RİKAP KAYMAKAM unvanıyla padişahın yanında bulunur; payitahttakine İSTANBUL KAYMAKAMI denirdi. Tanzimat döneminde taşra yönetiminde düzenlemelere gidilirken vilayet ve sancakların, kaza denen bölgeleri, konumlarına göre kaza kaymakamlığı ve nahiye müdürlüğü olarak örgütlendiğinde, kazayı vilayet valisinin vekili sıfatıyla yöneten mülkiye amirlerine KAYMAKAM dendiği gibi orduda da binbaşılıkla miralay(albay) arasında ki rütbeye de KAYMAKAM denildi.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir ara, vali karşılığı İLBAY, kaymakam yerine İLÇEBAY, sözcükleri benimsendi. Ancak bunlar ve SAYLAV (Milletvekili), ŞARBAY (Belediye Başkanı) KAMUTAY ( Büyük Millet Meclisi) gibi birçok Türkçe karşılık yasallaşamadı. Askeri rütbe kaymakam yerine ise yarbay öngörüldü.
Sonuç: Günümüzde de İl ve İlçe yöneticilerimiz Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre ama Osmanlı Devletinden kalma vali, kaymakam sanlarıyla görev yapıyorlar.

FESİN İÇİNDE Kİ KAFA KAĞIDI
Tezkire-i Osmaniye
Osmanlı Devleti uyruklarına verilen 24x35 cm boyutlarında tek yaprak kimlik belgeleri, 1863’te yapılan tahrir-i nüfus (genel nüfus sayımı) sonrasında verilmeye başlandı. Halk arasında nüfus tezkeresi, nüfus kağıdı, çoğunca da kafa kağıdı denen bu belgenin ön yüzünde, bezemeli bir çerçeve içinde matbu olarak üstte padişahın tuğrası ve “DEVLET-İ ALİYYE-İ OSMANİYE TEZKİRESİDİR” başlığı, alt köşede “NEZARET-İ UMUR-I DAHİLİYE” (İçişleri Bakanlığı) mührü vardı. Tezkirede, kişinin isim ve şöhreti, baba ve ana adları, doğum yeri, tarihi, dini, mesleği, evli olup olmadığı, boyu, göz rengi, nüfus kütüğü, Osmanlı uyruğu olduğuna ilişkin kayıtla, bir kuruşluk pul, mühür ve tarih; arka sayfada ise diğer bölümler vardı. Tezkirelere “kafa kağıdı” denmesi, erkeklerin bu belgeyi sekize katlayıp feslerin içinde ki kesede taşımalarındandı. Böylece Osmanlılığın simgesi olan, fesle uyrukluk belgesi tezkire daima bir arada bulundurulur; kontrollerde “Kafa kağıdını çıkar!” dendiğinde, tezkire göstermeyen karakola götürüldü.


Adnan GÜLLÜ
Tarih Araştırmacısı