Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


İçsel Devrim, Demokrasi Ve Özgürlük…

  • 08 Mart 2018 Perşembe



Sürekli olarak savunduğumuz iki ilke olan özgürlük ve demokrasi kavramları, aslında birbirinin devamı ve tamamlayıcısıdır.
Özgürlüğün zaferi ANCAK;
1. Demokrasi [ve kültürün]; bireyin gelişmesi ve mutluluğunu temel amaç sayan bir toplumda gerçekleşmesi mümkündür…
2. Bireyin [vatandaşın] kendi dışında bir güce boyun eğmeme ve o gücün uydusu olmama yönündeki direnci ile mümkün olabilir…
3. Bireyin vicdanı, idealleri ve düşüncelerinin dış talep ve yönlendirmelerin içselleştirilmesi ile oluşturulmadığı bir toplum düzeninin kurulması ile hayata geçirilebilir…
4. Sözünü ettiğimiz vicdan, ideal ve düşüncelerin bireyin –gerçekten- kendisine ait olduğu ve kendi benliğinin özelliklerinden kaynaklanan amaçlar olarak [kendisi tarafından] belirlenme imkânını içeren bir mücadele süreci içinde yaratılabilir…

Evet… Kolay iş değil… Biliyoruz.
Ama amaçlarımızı ideallerimizin düzeyine yükseltmek zorundayız!
Aydınlanma çağının kapısını ancak böyle bir içerikle çalabiliriz.
Kapı açılır mı?
O bize bağlı…
Çalışmamıza, alın terimizin katsayısına ve gerçekten “aydın” olmayı ne kadar istediğimize koşut bir süreçtir bu…
Aslında seçim çok basittir.
Ya gerçekten özgür bireyler olmayı ve içsel özgürlüğümüzü toplumsal alanda da egemen kılmak için gerçek demokrasiyi savunacağız.
Ya da kendi dışımızdaki güçlere boyun eğen çağdaş/toplumsal/uydu/köleler olarak yaşamımızın vadesini doldurup, bu dünyadan def-olup gideceğiz.
Evet… Gerçekte bu seçimi yapmak son derece kolaydır.
Ama seçtiğimiz yolda dirençli bir güç ve nitelik yüklenerek yürüyüşümüzü azimle sürdürmek biraz zordur.
Siyasal ve ekonomik bir dönüşüm, bir devrimle gerçekleştirilebilir.
Ama uygarlık ve onun ikiz kardeşi olan kültür, sadece yasa çıkartmakla gerçekleşmez.
Bu yola çıkabilmek için gerçek bir devrim daha gerekir:
- İçsel devrim!..
İçsel devrimimizi gerçekleştirmeden demokrasi, özgürlük, hak, adalet, hukuk, erdem vs… gibi kavramların içi boş kalır…
Boş kalınca da, bu boşluk, egemen ideoloji tarafından özenle doldurulur.
Ve gemi –böylece- önce su alır ve sonra da yavaş ve yavaş batar, kaybolur…
Ve toplum… Batan geminin ardından bakar ve ağlar!
İşte… Hepsi bu kadar.

www.haksal.av.tr
@farukhaksal42
www.soruyusormak.com