Erol Yıldız

Tüm Yazıları


İçmeye ayranı yok, başka düşüncelerde

  • 14 Aralık 2018 Cuma


Siz kaza yapmadıkça kaskolar her sene artmaya devam edecek. Sakın ha böyle dedi diye kaza falan yapmaya kalkmayın. Allah korusun. Siz bence araba almaktan vaz geçin. En iyisi böyle. Bakın geçenlerde bir arkadaşım ne dedi. “Ben bir film şirketine öneri götürdüm. Çevireceğiniz filmde benim arabamı kiralayın. Aracım takla atsın, yansın. Bana da para verin. Ben kendime idare edecek kadar bir araba alırım.”

Yakında film şirketlerinin önü araba kuyruklarıyla doluyormuş. “Abi ne olur şu aracı kiralayın. Size feda olsun. Biz olamadık ama siz bari aracımı filmde oynatın. Arabam meşhur olsun.” Bir zamanlar eski arabalar meşhurdu. Tanıdığım biri İstanbul’dan 64 model impala almıştı. Hem de üstü açık. Gitti sanayide rengini pembe ye değiştirdi. Koltuklar yenilendi. Ondan sonra bir hava bir hava aklınız durur. Adam sanki Los Angeles’ta film çeviriyor. Bir de laf yayıldı etrafa, bu araç Türkan Şoray’ın film çevirdiği araç diye. Daha sonra birilerine sattı aracı. O zamanın parasıyla şimdi küçük bir saray alınır.
Memlekette aracı olmayan kalmadı gibi. Herkes elindekiyle yetinmiyor. Her seferinde bankacı müdür amcası ona güler yüzle yaklaşarak, sanki kendisini kırk yıldır besleyen babası edasında veriyor krediyi, o da alıyor bastırıp parayı. Arabam ile trafikte işlemim yapılırken gördüm. Adamın içecek ayranı yok, arabasının plaka işlemi için elleri kovboy gibi açılmış. İki koltuğuna da karpuz girer cinsten. Aradan biraz zaman geçince yüzünün şeklini bir görseniz şaşarsınız. Kireç gibi maşallah. Sanki Bodrum’da denize nazır villa almış da bembeyaza boyamış gibi.
Efendim bu araç merakını anladım da, ya bu işin diğer başka yönü ne olacak diye karabasanlar ile her gece uğraşıyorum. Kasko işi aldı başını gidiyor. Zorunlu trafik sigortası ise, kendisi de ne yaptığını bilmeden bir halt peşinde. Hani demiştim ya bir yazımda, bu fiyatlar böyle kalmaz diye. Şimdi sırası gelmişken kasko için gelen zam sizi üzmemeli. Ben kara geçtiğimin inancını hala yitirmedim. Aldığım bin lira ile kendime şöyle bir güzel akşamları bakıyorum. Gerçi benim param bana geldi ama, yine de kaskodan alınacak yeni ücret dilimi, o yediklerimin acısının çıkacağının kanıtıdır. Bir gün yersen acıyı, yaşarsın sonradan sancıyı.
Her şeyin neden bu kadar birbirine paralel olduğunu anladınız mı bilmem ama, annemin pişirdiği yemek ile aracın yedek parçası bile artık akraba gibi karşımızda duruyor. Çünkü hepsinin familyası aynı. Aynı ana ve babadan. Yediklerimizin de araca taktığımız parçanın da menşei artık , yabancı. Yabancı da bize bunları satarken öpücükle vermeyeceğine göre karşılığı dolar olmalı. Dolar artacak, kasko da artacak. Nedenini bilmeyen varsa daha da öğrenmesi güç. Onun da bedeli dolar ile endeksli. Tabi bu vesile yedek parça artınca kasko da artacak. Pardon yanlış oldu galiba. Dolar arttıkça yedek parça artacak. Yedek parça arttıkça kazalar artacak. Kazalar artınca ne olacak? Olacağı şu kasko artacak. Sanki her gün milyonlarca kaza oluyor da, sigorta şirketleri iflasta gibi algılanıyor ama, eski bir şarkıyı hatırlatmakta yarar var. “Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur” bu günler için yazıldığı anlaşılıyor. Cuk diye oturmuş.