Selma Erdal

Tüm Yazıları


İçimizden Geldiği Gibi

  • 12 Haziran 2019 Çarşamba



*Bugün Akköylü Kadınların Pazaryeri'nde, Bursa Gemlik zeytin fidanlarının Didim zeytin bağlarına dikilmesi sonucunda elde edilmiş zeytinlerden bulunca, sonunda damak tadımız yerine geldi.Ama daha sonrasında Suriyeliler'in işgali altındaki kentimin o güzel günleri usuma düştü, içim sızladı. Artık Bursa'da ne yeşil ova,ne şeftali bahçeleri, ne de dut ağaçları... Özellikle dut ağaçları olmayınca da gerçekten de "bulunmaz" oldu Bursa İpeklisi...Ne yazık ki Bursa İpeklisi ile tanışmamış olan neslin diline pelesenk oldu "Bulunmaz Hint Kumaşı" deyimi...Oysa Bursa İpeklisi giyen, tenezzül bile etmezdi Hintli'nin kumaşlarına... Her konuda olduğu gibi; koyunun olmadığı yerde, keçiler hep Abdurrahman Çelebi sayılıyor şu değer bilmezlerin eliyle...
Kapitalist köpeğiTalan etti ülkeyiDüşese saten düşesKalmadı Bursa ipeğiDut ağaçları kesilince; beslenemez böcek,nasıl üretilecek ki ipek?

*Gün geçmiyor ki bu ülkede yaşayanları; geldikleri yerlere göndermeye kalkışan iç ve dış mihraklar var.Daha da ötesinde utanmazca; "BİN YIL ÖNCE BU TOPRAKLARDA KİM VARDI ? " sorgulaması yapanlar var.Vara, yoğa çeneni yormayacaksın; Tarih bilmeyene İskit Türkleri'ni anlatmakla uğraşmayacaksın. Onun yerine diyeceksin ki;- Otur, oturduğun yere, çok konuşma!... Bugün kimler var; saygı duyacaksın onlara!...


*Bilindiği gibi insan beyni iki lob'dan oluşuyor...Kadını YARIM gören yobazların, gericilerin iki lobu;kadının ancak yarısını görmeye yetebiliyor.Diğer yarısını görebilmeleri için;onlara iki lob daha var Tanrım!... Amen!...
*Kadıköy'e vapurla gelenler çıkışta, AKP standının önünde biten bariyerlerin içinden geçmek zorunda bırakılmış.Oradan geçenler sanki yurttaş, halk ve İNSAN değil de sanki Pavlov'un Köpekleri, daha açık deyişle ŞARTLI REFLEKS kuramının denekleri...AKP görselleriyle halkın bilinçaltına girecekler, 23 Haziran'da da sandıklardan çıkacaklar ama sandıkları gibi olmamış, halk tepki gösterince bariyerler kaldırılmış.Yanlış hesap bu kez de KADIKÖY'den dönmüş...Gerçekten de bu gidişle yalnız İstanbul'da değil, ülkenin genelinde HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK, hiç kuşku yok!...

*Ve yine İstanbul; Veli’nin oğlu Orhan; İstanbul’u dinlemiş gözleri kapalı…Yazgı bu ya ölmeseydi o denli erken Bugünlerde İstanbul’u dinlerken; yalnızca gözlerini değil, külliyen beş duyu organını kapatmalıydı ki her gün yeniden, yeniden ölmemek için…Gerçi bazen kadınların şuh kahkahalarını, bazen de histerik ağlamalarını çağrıştıran martıların çığlıklarıyla bile İstanbul; tüm yalancılığıyla ve yavanlığıyla ve de yozluğuyla yine de güzel, yine de efkarlı devirince bir şişe şarabı…Daha güvenlisini kurmak amacıyla Haliç içlerine, Balat iskelesine çekildi TÖ döneminde aslı, astarıyla insanları kandıran Karaköy Köprüsü bile sahtekar…Artık denizde ne torik, ne dillerde retorik; buram, buram lahmacun kokularıyla İstanbul…Ve Haliç’de balıkçıların ağları yerine, durumları hallice tarikat ağaları…İstanbul’u dinleyemiyorum artık çünkü beş duyum kapalı…Beylerle, gayler arasında sıkışıp kalan Beyoğlu…Pera’da Madam Katia; kalan son şapkacı…Asıl şimdi yemiş yedi düvelin tokadını; Son Osmanlı İstanbul…Yine de seni dinlemeye, anlamaya, yaşamaya çabalıyorum ama bu kez yoldan çıkaran değil, çıkartılan sen oldun, yüreğim senin için yanık…Velhasıl İstanbul bildiğin gibi değil be Orhan Veli Kanık…Bil ki...Onu yeniden bulmak için verilecek İmamoğlu Ekrem'e BAŞKANLIK...Ve yeniden HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK...Son bulacak ülkemizin gözbebeğine yönelik saldırganlık!...Hey İstanbullular; haydi terk edin artık Didim'i, oylarınızı kullandıktan sonra bekleriz yine sizleri!...