Erol Yıldız

Tüm Yazıları


İçimiz karardı gitti

  • 13 Ekim 2018 Cumartesi


Ülkemizin bütçesi sonunda kopacak. Sanki pamuk ipliğine bağlı. Enflasyon bir yandan çekiyor, diğer yanda ise ülkemizi yönetenler. Arada kalanlar ise, bir gün aç, bir gün dertli, bir başka gün gergin olarak bekliyorlar. Ha koptu ha kopacak diye.

Efendim ülkede bu konularla ilgili gerek iktidar partisi AKP kanadından, gerekse muhalefetten sesler yükselirken, arada kalan gariban vatandaşın ise halinin içler acısı olduğunu her alanda görmek mümkün oluyor. Hani şu KHK’lar var ya, kanun hükmünde kararnameler, geçen hafta bu kararnamelere bir yenisi eklenerek, devletin elinde bulunan, memur ve işçilerin faydalandığı lojmanların satılacağı haberi kamuoyuna iletildi. Önceden biliniyor muydu yoksa bilinmiyor muydu orasını ben bilemem. Bildiğim konu şu aslında, işin böyle olacağı perşembeden belliydi.
Beş yüz elli kişi olan meclisteki vekil sayısı altı yüze çıkarıldı. Her bir vekilin aldığı ücret belli. Çarparsanız ortaya çıkan bedel ile iş bitmiyor. Bunların her birinin en az bir danışmanı ve bir sekreteri var. Etti mi sana bin iki yüz. Şoförü var. Ekle altı yüz daha. Aşçısı, garsonu, temizlikçisi, tamircisi, boyacısı derken en az bin kişi. Sayıyı ben de unuttum. Bir o kadar daha sayıyı iki ile çarp çıkan rakamın iki katı da diğer çalışanlar. Etti mi sana bir bütçe. Bunların sayısı kadar araç ve onların gideri.
Arkadaş sata sata bitiremedik bu yerleri. Zonguldak’ta maden ocakları, Seydişehir de alüminyum tesisleri, Batman’da petrol yatakları, ülkemizin iletişim beyni olan Türk Telekom, ki şu anda satışı yapılanlar tarafından borcu ödenmeyen. Önemli değil vatandaş nasıl olsa ödüyor. Bir çok madenimiz, yer altı kaynaklarımız, köprülerimiz, vatandaşın suyunu gasp ederek yaptırılan yüzlerce HES’ler, Bankalar ne varsa birilerine gidince bütçemiz de elbette açılacaktır.
Aslında bütçe çok çabuk ve gözle görülür ölçüde kapanabilir. Ama nerede bunu düşünen. Eskiden olduğu gibi, tarım üretimi arttırılsa, eskiden olduğu gibi hayvancılık teşvik edilerek desteklense, önceden olduğu gibi yerli malımızı üretebilsek, bu sayede dışarıya döviz ile paramızı çarçur etmesek ortalık süt liman olacak ama, bunları düşünen nerede?
Konuya esas olan bu lojmanlar satılacak ve oradan toplanan gelir belki de bütçenin sadece birkaç aylık bölümünü kurtarabilecek. Ya sonrası ne olacak hiç tahmin eden var mı? Var tabi ki ama kimsenin umurunda değil. Herkes artık günlük yaşıyor. İşçisi, memuru, emeklisi , köylüsü ve dar gelirlisi ama hepsi artık günlük yaşıyor. Yarınını düşünmeden. Bu gün kazandığını bu gün yiyerek. Yatırım yapmadan. Çocuklarına gelecek için bir şey bırakmadan. Neden bunlar biliyor musunuz diye sorsalar, evet biliyorlar bir şeyler ama ah o yardımlar var ya o yardımlar, işte onlar sayesinde günlük yaşamaktan vaz geçemiyorlar.
Aslında ülke bir anda yüzeye çıkabilir. Çok basit. Aklınıza ne kadar lüks bina varsa satın, ne kadar saray, ne kadar gökdelen, ne kadar hava alanı, ne kadar deniz kıyısı ne varsa satın, ortada birikenle artık yeni bir ülke mi kurarsınız, yoksa vatanı mı top yekûn satarsınız orasını ben bilemem. Sadece artık geleceği düşünmekten içim karardı.