İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


İ f l â s ı n r a p o r u

  • 08 Haziran 2018 Cuma


Göçmenlerin Alman toplumuna uyma raporunda netice iflâs etmiştir. Hamed Abdel-Samad, uzun yıllar uyum kavramı görev yerine getirme, iyi bir tahsil ve Almancası iyi olan uyum sağlamış şeklinde yorumlandı, diyor.
Hamed Abdel-Samad, 1972 yılında Kahire’de doğdu, UNESCO için İslâmbilimi Erfurt Üniversitesi ve Münih Üniversitesi (LMU) Yahudi tarihi ve Kültürü Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştı. İslâm konferansında üye. İslâm konusunda fikri sorulan aydınların başında geliyor. Çok sayıda kitapları Almanca’dan diğer
Avrupa dillerine çevriliyor.
Uyum konusunda göçmen hemşerilerinden beklediklerini uygulayarak örnek oluyor. İslâm dininin doğru anlaşılması, ancak sorunları konuşarak tabu olmaktan çıkarmakla mümkün olduğunu savunuyor.
Avrupa ülkelerinin çoğu sömürge deneyimleri olduğundan dolayı Almanya’dan daha iyi sonuç alınıyordu. Sığınmacı sorunu sağ popülist partilerin hortlamasına sebep olunca uzun yıllardır ülkede yaşayan göçmenlere zararı oldu.
Tahsilini yarıda bırakan işsiz gençler uyumsuz gösterildi. Öğrencilerin başaramamasında, diploması olduğu halde iş ve ev bulamamasına sebep olan ön yargılı üstü kapalı ırkçılık gözardı edildi.
Almanya, Türkiye referandum seçim sonuçlarının şaşkınlığının şokunu hâlâ geçiremedi. Bilhassa devleti temsil edenlerin seçim kampanyası yapması Avrupa demokrasisinde yadırgandı. Seçmenlerin Türkiye Cumhurbaşkanını kendi cumhurbaşkanı sayması, Almanya Başbakanı ve Cumhurbaşkanına uzak kaldığı tespiti Almanya ve tüm yaşlı kıtanın diğer ülkelerinde şok etkisi yaptı.
Yorum iki önemli noktaya dikkat çekiyordu. Bu ülkede doğup büyüyen, okul yolunu yaşadığı halde dede ve ninelerinin geldiği ülkeye gençlerin bağlılığı. Kendisi demokrasinin bütün olumlu imkânlarından faydalanıyor. İnsan hakları, basın hürriyeti, çok iyi işleyen hukuk devletinden yararlanırken AKP’yi seçmesi anlaşılamıyor. Türkiye’deki vatandaşlara aynı hakları vermiyor, hatta hakkı olmadan Türkiye’de yaşayan insanlara kaderini seçimiyle çiziyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin onaltı yılda aldığı yolda bilhassa 2016 yılından sonra yüzde elli toplum mutsuz yaşıyor, düşüncesi Avrupa’ya yansıyor. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde memnun olanların sayısı çok daha fazla olduğu gibi, bütün Dünya ülkelerini terkedip bu ülkelere gelmek isteyenlerin sayısı oldukça fazla görünüyor.
Öyle ki Avrupa hür yaşayan bir ada gibi okyanus sarsıntılarından kendini korumaya geçti, Savaşların neticesi olarak sığınma, göçmen politikası okyanusta adanın demokrasisini deprem gibi sarsıyor. Avrupa sınırlarına duvar örerek karşı koymaya çalışıyor. Yeni göç dalgası uzun yıllar uyum sağlayan veya sağladığı sanılan göçmenlerin hayatında da kötü etki yapıyor. Zira popülist partiler hepsini aynı çekmeceye koyarak, seçimleri kötüye kullanarak, oy kapmayı ön plânda tutarak davranıyor.
Göçmenlerin çocukları Alman vatandaşı oldukları halde kendilerini evinde hissetmiyor. Okul sistemi başaramadı. Açık çoğunluk topluma aidat hissi olmayan gençler buradaki değerleri benimsememiştir.
İyi ki, Türkiye yurt dışı vatandaşlarına seçme hakkı verdi demek için henüz çok erken. Tartışmanın uyumlu yürütülmesi kâfi değil. İş yerlerinde, politikada göçmen çocuklarına bugün gelmiş sığınmacıya davrandığı gibi kurallar koymazsa, negatif tartışma olumlu bir yaşama yönlendirilip gerçekten uyum sağlanabilir. Referandum seçim oranı üçbuçuk milyon Türk sayısına oranlanıyor, seçmen sayısına göre değil.
Bu noktada Türkiye politikacıları her türlü kolaylığı göstermek zorunda. Siyasal Biliminsanlarının danışmada rolüyle Türkiye politikacıların 24 Haziran’dan önce seçim kampanyasına izin verilmeyen Avrupa ülkelerinde duyduğum en sık söz:
Anavatan, Babavatanımıza gölge yapmayın, başka ihsan istemeyiz.
Bu düşüncelerime tam şekil veren kitap Uyum, İflâsın Bir Raporu kitabı oldu. Zira Hamed Abdel-Samad’ın girmediği, araştırma yapmadığı hiçbir organize, vakıf, dernek, parti, camii, okul ve kilise yok. Her türlü tehlikeyi göze alarak insanlarla konuşarak bu kitabını derlemiş.

Gerçekler yok sayıabilir, ama gerçeklerin ortaya çıkardığı akibeti, neticeyi yok saymak mümkün değildir.
Ayn Rand
Türk-Alman göçmen torunları dedelerinin ülkesinde Avrupa normlarına uymayan bir partiyi seçiyor. Uymuş toplumun bir parçası olmuş, tamamlamış sayılan, yaşadığı Avrupa ülkesinin dilini iyi bilen, hatta yüksek tahsil yapmış gençler İslâm adı altında IS terör örgütüne katılıyor.
O halde tarihte yanlış giden birşeyler olmuş. Yıllarca konuk işçi sıfatıyla, her iş krizinde suçlu bulunmuş dede ve ninelerin torunları Avrupa ülkelerini babavatan kabul edememişti.
Avrupa ülkelerinde politikada yapılan hataları bugünkü ürünü, sonucu üretti.
Yıllardır Türkiye kaynaklı sorunlar vardı, şimdi karşıtlarla daha da çetinleşti.
Kaliteli dernek panel ve toplantılarında konuşmacı olarak katılanlar yazılmış kitaplardan alıntı yapıyor, okunmasını tavsiye ediyorlar.
Sorunlara çözüm önerileri getiren yazarlar çok güzel kitaplar yazıyorlar. Hamed Bey’in kitabı çok satarlardan ziyade en çok okunanlar listesinde, belgesel niteliğinde.
Son bölümü çözüm önerileriyle bitirmiş. Bu öneriler yerine getirilmezse Dünya’yı elbette önce Almanya’yı hangi tehlikelerin beklediğini bir utopi makalesiyle bitirmiş.
Almanya’nın geleceği uyum politikasının tarihte, geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılarak yapılması yönlendirecektir, diyor.
Elbette çoğunluk toplumu, toplumu bütünleyecek, tamamlıyacak azınlık grupların da yerine getirmesi zorunlu olan görev ve sorumlulukları vardır.

Hoşça kalın!




Mutlaka okunması gereken bu kitap:
Hamed Abdel-Samad, Intergration, ein Protokoll des Scheiterns,
Droemer Verlag, München 2018
ISBN 978-3-426-27739-3