Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Hukukun özü ve esası…

  • 30 Mayıs 2018 Çarşamba


Aslında hepimiz aynı mahallede oturup, evlerimizin pencerelerinden aynı sokağa bakıyoruz…

Bizi birbirimizden farklı kılan ve düşüncelerimizi ayrıştıran “şey”, sokağa baktığımız pencerenin açısı mı?.. Belki.
Kimi bodrumunda oturuyor binanın... Kimi, üst katlardaki ferağ bir dairede… Kimi ise, arka mahallerin arasına sıkışmış bir gecekondunun damı altında…
İşte temel sorun bu noktadan kaynaklanıyor. Hayata bakışın pusulası bu noktada oluşuyor…
Gecekonduda oturan yurttaşımızın sokağı çamurlu, çukurlu ve bakımsız…
Lüks dairesinin balkonundan sokağı seyreden öteki yurttaş ise, doğal olarak dünyayı başka bir açıdan görecek ve yine doğal olarak farklı düşünceler ve dünya görüşünün sahibi olacak…
İşte zurnanın zırt dediği yer burasıdır!..
Demokrasiyi icat edenler diyor ki,
- Sen ey lüks dairesinin yurttaşı, dünya görüşünü oluşturmakta özgürsün, istediğin gibi düşünebilirsin… Ve sen ey gecekondunun gariban yurttaşı, sen de kendi sınıfının ideolojisini serbestçe edinip, savunabilirsin…
Yani, demokrasi, yurttaşların kendilerine özgü pencerelerinden bakarak, şöyle ya da böyle düşünebilme imkan ve özgürlüğüdür.
Milletçe mutabakata varılan “koordinatlar arasında” özgürce konuşan, tepki gösteren, tartışan, sorgulayan, irdeleyen aydınlık insanların “layık olduğu” bir sistemin adıdır demokrasi.
Evet, bilindiği gibi, her millet, eninde sonunda, layık olduğu idare biçimine kavuşuyor…
Türkiye Cumhuriyeti de, verdiği “Bağımsızlık Savaşı” sonucunda, laik ve demokratik bir sosyal hukuk devletine kavuştu...
Kan dökerek sınırlarını çizdi. Ankara başkentimdir, dedi... Ve bağımsızlığın bu milletin karakteri olduğunu dosta düşmana ilan etti.
Ve ulusça dendi ki;
Temel ilkeler; ülkenin bütünlüğü, milli çıkarların savunulması ve tam bağımsızlıktır…
Türküm ve doğruyum ve çalışkanım.
Hedefim, yükselmek ve ileri gitmektir...
Ve… “Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!..”
İşte Ankara kurulan “Milli Devlet” Türkiye’nin hukukunu... Yani toplumumuzun koordinatlarını, yani milli mutabakatlarımızı bu ilkelerle kuşattı… Bu ilkelerle sınırladı!..
Türkiye tam bağımsız olacaktır.
Türkiye Devletçi olacaktır.
Türkiye, Demokrat olacaktır.
Türkiye halkçı olacaktır.
Türkiye laik olacaktır.
Türkiye devrimci olacaktır.
Türkiye’nin demokrasisi, bu altı ilkenin (ALTI OKUN), ülkenin geleceği, milli menfaatları ve yükselişi doğrultusunda üretilerek hayata geçirilen düşüncelerin varlık sebebi ve teminatıdır.
Bireysel anlamda ise demokrasi, Türk insanının, düşünsel, duygusal, kültürel ve ekonomik alanlardaki gelişmesinin kaynağını ve dayanağını oluşturmaktadır.
İşte Türkiye’nin hukuku, toplumsal uzlaşma ile oluşan bu düşünce bütünlüğünün yazılı şekle getirilmesi ve hukuk tekniği ile işlenerek, normlaştırılmasından ibarettir.
Türkiye’nin hukuku, milli sanayini, milli tarımını ve ulusal sınırlar içinde örgütlenen ticaretini korumak ve kollamakla yükümlüdür. Türkiye, siyasi ve ekonomik bağımsızlığını ancak, kendisini garanti altına alarak koruyabilir.
Silahla sağlanan siyasi bağımsızlığın, ekonomik alanda da gerçekleştirilebilmesi için, milli sanayi, milli tarım ve milli nitelikteki ticaretimizin, “Pazar Ekonomisi” perdesinin ardına gizlenerek mevzilenmiş bulunan, dünün üniformalı... bugünün ise, kravatlı-bond çantalı emperyalistlerine karşı korunması ve kollanması gerektir; şarttır, elzemdir!..
İşte Türkiye’nin hukuku, bütün bu gereklilikleri normlaştıran bir bütünlüğü de içeriğinde barındırır.
O’nun özü ve sözü budur!
Türk demokrasi ise, bu nitelikteki bir hukukun ürünüdür ve aynı zamanda da, bu hukukun bir neticesidir.
Unutturulmaya çalışılan tarih bilincimize, milli değer ve kimliğimize ve kendi kültürümüzün renk ve lezzetine sarılıp, birleşmedikçe... Örgütlenip, çoğalmadıkça, “Bizim Mahalle”nin kaderini düzlüğe çıkartmak mümkün değildir.
24 Haziran’da önümüze konan seçenekler, sıralamaya çalıştığımız bu unsurların içinde yer aldığı bir bilançoda değerlendirilmelidir…
Bilanço eksi verirse, durum nakıstır.
Artı verirse, gelecek umut yüklüdür. Adalet, barış, sosyal devlet, bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük gibi kavramlarla yüklüdür.

Av. Faruk Haksal

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com