Selma Erdal

Tüm Yazıları


Hoşgeldin Yeni Yıl Diyebilmek

  • 31 Aralık 2018 Pazartesi


Paul Valery, Fransız şair, yazar ve düşünür. 20. yüzyılın en büyük şairlerinden biridir. 1894'ten başlayıp ölünceye kadar her gün düşüncelerini not ettiği Defterler yazarın kimliğinin aynası sayılır. Deniz Mezarlığı ise şiir sanatının doruklarına çıktığı çalışması olarak değer bulur.İşte bu Fransız Paul demiş ki:-Bir devlet, yaşayan ve kendine karşı çıkanı ne kadar koruyabiliyorsa, o kadar güçlüdür.
İrdele, incele, sorgula, yargıla; bu nasıl bir tümce, bu nasıl bir anlamlı sözler dizini diye ister övgüler düz,, ister karşı çıkıp sövgüler düz...Ama ortada var bir gerçek ki o da yönetenler, yönetilenlerin en küçük eleştirisine bile horgörüyle yaklaşıyorsa...İşte orada ne demokrasiden söz edilebilir, ne özgürlükden, ne hoşgörüden...Yeni yılın ilk yazısında, geçen yılın son gününden miras kalan sorunlarımızla, kaygılarımızla, sıkıntılarımızla 2019 yılında çıkarken yolculuğa...Yine de umutlu, yine mutlu, yine de sağlıklı ve başarılı günler diliyoruz ülkemize, ulusumuza, tüm insanlığa...Ama Paul Valery'nin sözleri de hep usumuzda, aklımızda...
Biz insanlar içimizdeki yaşama içgüdüsüyle, yaşama bağlanma istemiyle; yılları tanımlayan sayılar değişse bile, pek bir şeylerin değişmeyeceğini bile, bile iyi dilekler eşliğinde kendimizi de, birbirimizi de avutuyoruz "işte yeni yıl geldi" diye.31 Aralık'dan 2018'den, 1 Ocak 2019'a geçdiğinde zaman; sorunlar demiyor ki aman, her geçen gün daha da yaman geliyorlar üzerimize, üzerimize...Oysa ne olurdu gerçekden de "sihirli bir yılbaşı" olsaydı, her şey ansızın pırıl, pırıl sokaklarda yanan renkli ışıklar gibi ya da ayaz gecelerde gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi aydınlatıverseydi yaşamlarımızı...İşte bir geceliğine mutluluk, eğlence, piyango umudu,közde patlayan kestaneler ya da lüks masalarda patlayan şampanyalar...Ve sürdürülse de "yılbaşı kutlamak günahdır" diye yobazca kampanyalar...Herkes kesesine, kasasına, kurabildiği masasına göre kutluyor her yıl, yeni bir yılın gelişini...Bunca sorun, sıkıntı, ekonomik yıkıntı arasında boğulurken halk; bir de sen onlara kalk vara, yoğa günahlardan söz et, o yasak, bu yasak...Neredeyse yaşamak da yasak diyecekler de...Gizli, saklı ya da açıkça; bizlerden çok daha iyi yaşadıkları ortada olduğu için şimdilik bu konuda susuyorlar...Ama bizler ne yaparsak "bugün için" günah, belki gelecekde "ola ki ellerine geçerse her türlü olanak" yasak olacak eğlenmek, gülmek, şarkı söylemek ve dostlarla masalar kurmak...Bir gecelik düş, bir gecelik mutluluk, eğlence, kahkaha...Ardından kaldığımız yerden sorunlarla sarmaş, dolaş...Acaba emekliye yüzde kaç zam verilecek?...Acaba iki satır yazı yazdığı için kimler Yargı'da sorgulanacak?...Acaba Ortadoğu bataklığında daha kimler şehid olacak?...Kısaca 1 Ocak 2019 sabahında "acabalar dünyası"na açarız gözlerimizi bir kez daha...Ne diyelim ?...Yaşamak böyle bir şey işte...Anlık mutluluklar olmasa ve onların verdiği ivmeyle yeşeren umutlar; herkes bin pişman olur şu dünyaya gözlerini açdığına...Umalım ki ölmeden daha yaşanılası bir ülkede, daha yaşanılası bir dünyada yaşamak da yazılır yazgımıza...
Ortadoğu'da hırsla otlayan büyük başları izledikçe...Ülkemize yönelik tehlikeleri gördükçe...Hep Güney Amerika'yı ya da daha da bilinen adıyla Latin Amerika'yı düşünürüm... Latin Amerika ülkelerinden Venezuella'nın Başkanı idi Hugo Chavez...Toprağı bol olsun...Rahmetli... Latin Amerika'yı silkeledi,titretdi, uykudan uyandırdı...Latin topraklarını Amerika'nın arka bahçesi olmakdan da çıkardı. Onun varlığıyla özgüvene kavuşan yerliler saygı görmeğe başladı, onun yaydığı olumlu dışsallıklar sonucunda... En son kalan riskli bölge olan Meksika'da bile; artık saygı görmekdeymiş, adamdan sayılmakdaymış yerliler...Ki onlar Kızılderili asıllı gerçek Amerikalılar...Üstelik onlar; daha dünlere kadar İspanyol sömürgenlerin soydaşlarınca/kendilerini de soylu ve üstün sananlarınca horlananalar... Bugün hak ettikleri saygıyı görmekdeymişler ve yaşam koşulları da giderek iyileştirilmekdeymiş. Hani şu gönenç pastası denilen; ekonomik iyileştirmelerden daha çok pay almak anlamına gelen koşullar var ya işte onlardan...Ne diyelim?...DARISI BAŞIMIZA...BİRİLERİNİN AÇ GÖZLERİ HELE BİR DOYSUN DA...SIRA GELSİN YURDUMUZUN YETİMİNE, DULUNA, YOKSULUNA...
Yine bir başka rahmetli ve yine o da Latin ki o Yazar Eduardo Galeano... Yazmış;"Noel 1930 itibariyle; Noel Baba Coca-Cola tarafından işe alındı" diye...Onun "Aynalar" adlı kitabından da okuyabilirsiniz bu bilgiyi...Ve niye Noel Baba'nın giysisinin de COCA-COLA KIRMIZISI olduğunu...Elbette ki DRINK COCA-COLA koşullandırması nedeniyle olduğunu da öğrenirsiniz, anlarsınız... COCA-COLA ve Amerikan emperyalizmi arasındaki ilişkiyi...Her yılbaşı geldiğinde; elimde olmadan anımsıyorum bir de bu bilgiyi...
Veee diyorum ki;Dik başlı olmak değildi amacım Yalnızca başımı dik tutmakDoğan güne, esen yele, gelen yılaKarşımda kasıla, kasılaBoy gösterdikçe yalan, dolan, talanYalnızca onurum olsa da elimde kalanDik başlı olmak değildi amacımYalnızca başımı dik tutmak...Dolayısıyla yeni gelen yılda da yazacağım, yazacağım,yazacağım...Daha güzel yarınlara giden yollara; sözlerim bir çakıl taşı döşese bile bundan kıvanç duyacağım.2019'a yolculuğunuz; aydınlık olsun.En çok aydınlığa gereksinimimiz var ne de olsa... Ve yeni yılınız kutlu olsun...