Selma Erdal

Tüm Yazıları


Hodri Meydan

  • 16 Eylül 2020 Çarşamba



Ara, sıra dile getirdiğimiz gibi bugünlerde yine şöyle bakıp da düne, bugünlerde yaşananları anlamaya çalışıyoruz.
Sözüm ona Berlin Duvarı yıkıldı, soğuk savaş dönemi kapandı, demir perde ülkeleri demokrasiyle buluştu ve bloklaşma son buldu. Öyle sanıyorduk; oysa nasıl da yanılıyorduk.Berlin Duvarı yıkıldı, yıkılmasına ama insan tinindeki Savaş Tanrısı ARES ne yazık ki binlerce yıldır olduğu gibi, bugünlerde de tüm saldırganlığıyla ve kana susamışlığıyla dimdik ayakta…
Kendi dünümüzden bakarsak, bugünlerde yaşananlara...

Ecevit’in ülkeyi Irak serüvenine sürüklemeyişinin sonucu; hani o çok bilindik tekerlemeyle "alavere, dalavere, Kürt Memed nöbete" mi ?… Yok; Kürt Memedler’in PKK’ya katılanları dağda eşkıya, katılmayanları PKK keleşlerinin, kalleş kurşunlarıyla anacıklarının yüreğinde sızı ve o Memedçik Kürt de olsa kanı aynı kan kırmızı, şehidlik kefeniyle kara toprağın derinlerinde…
Kürt Memedler’in durumu böyleyse; alavere, dalavere sonucunda ne oldu öyleyse ?…
Anımsayalım yakın geçmişimizi…
Ecevit; hasta…Ölümüyle; sevenleri yasta… Ergenekon bilmecesiyle; Kemal’in Askerleri kafeste… Ecevit'in ardından kürekleri çekmekte aheste, aheste GÜL Abdullah, günümüzün AKBaşkanı ve en geri planda da Okyanus ötesinden Big Brother korumasındaki efendi hazretleri göndermekte memlekette okunacak fermanları…

Ecevit'in asker sokmadığı Ortadoğu topraklarında, en sonunda Türk Askerleri...
Ve bir kez daha anımsayalım o günleri...

Küçücük bir çatışmada bile kanla dolacak olsa da oluklar; hemen oluşturuldu bloklar… Suriye’nin ardında; Rusya, İran ve Çin…Türkiye’nin ardındaysa; “sözde” tüm NATO ülkeleri var. Düne kadar adamdan saymadıkları Türkiye için; bugün çok kaygılılar. İlişkiler can ciğer kuzu sarması…Ola ki son aşamada Suriye’ye saldıran tanklara, uçaklara, gemilere takılacak olan hangi ülkenin arması ?… Sonunda kime çıkacak bu işin faturası ?... Eh ne de olsa belleğimizde taptaze durmakta Yavuz ve Midilli zırhlılarına ilişkin I. Dünya Savaşı hatırası …
Ortadoğu bataklığındaki ayaklarını henüz çamurlardan kurtaramadan, Libya için fedailiğe soyunacakken, şimdi de Doğu Akdeniz'de doğal gaz arayanlarla karşı, karşıya kalan bir Türkiye...

Ve dün Suriye sorununda; Rusya, İran ve Çin karşısında, Türkiye'nin arkasında saf tutmaya kalkışan NATO Ülkeleri, bugün yoklar, niye?... Neden saf değiştirdiler ?... Ki yalnızca onlar mı "elde kur'an/musaf tutan entarili" Araplar bile Birinci Dünya Savaşı'nda olduğu gibi ve sonrasında Anadolumuz'un Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi, neden incil okuyanlarla birlikte ?...

Ne yazık ki Türk Tarihi'ni okumayanlar, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü yok sayanlar, O'nun devrimlerini, ilkelerini, düşüncelerini anlamayanlar, YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ ilkesine uymayanlar... Tarih tekerrürden ibarettir sözlerini bir kez daha dilimize düşürüp, dünlerden ders almayanlar... İşte YUNAN maskesinin arkasına gizlenmiş yedi düvel ve TÜRK yine yalnız ve de neden Türk'ün yanında değil ne NATO, ne de birilerinin DOSTU TRUMP ?...Suriye karmaşasında, Rusya ile Türkiye'yi çatışmaya sürüklemek için "sözde" arkasında yer aldıklarını ileri sürenler, işte gerçek yüzleriyle Doğu Akdeniz Doğalgaz Paylaşım Savaşı sırasında Yunanistan'ın yanında...
Neden?...
En kaba söyleyişle; çünkü onlar köpeksiz köyü buldukları için değneksiz gezmekteler.
Çünkü Türkiye'nin Ordusu, artık MUSTAFA KEMAL'in Askerleri kimliğini, bilincini, gücünü çoktandır yitirdi. Çünkü Türkiye'yi yönetenler; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ü, başardıklarını, savaş alanlarında ve barış antlaşmalarında kazandıklarını küçümsediler, yok saydılar, O'na saygı duymadılar. Ki yine ülkeye egemen olanlar; özellikle 24 Temmuz günü LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI'nı anmak yerine, Ayasofya'yı yalnızca camii durumuna değiştirmek amacıyla toplu namaz kılarken, Covid 19 paylaşımları yapılmasına olanak sağladılar.
Bugün de kuyruğuna basılmış kedi gibi bağırıyorlar, Yunanistan'ın yaptıkları karşısında ancak Lozan'ı anıyorlar, anımsıyorlar. Hani kendileri sıkça diyorlar ya ATI ALAN ÜSKÜDAR' GEÇTİ diye... İşte Yunan-Lozan-Adalar bağlamında da durum AT ve ÜSKÜDAR söylemindeki gibi...
Sakın ola ki kandırmaya kalkışmayın bizleri; çünkü söylem ve eylemlerinizle siz hazırladınız bu koşulları!...
Efendim; 15 Eylül 2020 günü eleştirmiş muhteremler "Yunanistan LOZAN'ı ihlal etti" demişler.
Demeyin be?...
Şimdi mi geldi aklınız başınıza?...
Siz yıllardır ihlal edilmesi için her türlü kolaylaştırıcı koşulları oluşturuyorsunuz ya?...
Şu uyur, düşman uyumaz, varsa bir açık varsa bir zayıflık, saldırmak için fırsatı kaçırmaz!...
Ne Tarihçi, ne deneyimli diplomat ya da siyasetçi aklına gerek duymayanlar, tek bir akla ve güce yetki verenler; haydi görelim sizleri bakalım nasıl çözeceksiniz ülkemizin karmakarışık ettiğiniz şu bağımsızlık ve egemenlik işlerini?...
Hodri meydan!... Bakalım nasıl dedirteceksiniz Yunan'a (ve arkasında yer alanlara) aman?...