Selma Erdal

Tüm Yazıları


Hiç Geçmeyen Devir

  • 05 Ağustos 2019 Pazartesi



Günlerdir yakınları kayırma, onları yüksek makamlara atama tartışmaları yeniden toplumu germeye başladı. Az sayıda olsa da CHP'li belediyelerde bile bu kayırmacılık yozluğu görüldü. İktidar partisindeyse kayırmacılık yoksa; kıyamet alametidir diye şaşırıp kalırız kuşkusuz, ama ne gezer?... Kayırmacılık; sanki onların alamet-i farikası bir uygulama...Günümüzü bir an için beklemeye alalım, şöyle bir düne bakalım...ODA TV kaynaklı ve 11 Aralık 2014 günlü bir habere göre;CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, KPSS sınavından AKP’li milletvekilleri ve bakanların çocukları, yakınlarının muaf olması için kanun teklifi vermiş.Genel Kurul, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında saat 15.00’te toplanmış.Genel Kurul’da gündem dışı konuşan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, “Ülkedeki 80 kişinin istisnai memura alınma yoluyla umudunu sınava bağlamış olan iş, aş bekleyen insanlarımızın sorunları çok yüksek. 80 tane AKP’li milletvekili, bakanın eş dost çocuklarının istisnai yolla memurluğa atanması demektir. KPSS sınavlarıyla ilgili bir kanun teklifini verdim. KPSS’ye bundan sonra AKP’li milletvekilleri ve bakanların çocukları yakınları bu sınavdan muaf olsun” demiş..Tanal, AK Partili vekillere de,“80 tane yakınınızı işe yerleştirmeyle ilgili hangi yapı yaptı, bunu paralel yapı herhalde yapmadı, buna da itiraz edemiyorsunuz. Türkiye’de asıl sorun işsizliktir, yolsuzluktur, adam kayırmaktır. İstisnai yoldan memur alınıyor. Kanuna karşı hile yapıyorsunuz”diye seslenmiş.

İyi demiş,hoş demiş,güzel demiş;ama hiç bilinmedik,hiç duyulmadık ne demiş ?...CHP Milletvekili Mahmut TANAL; bu yasa önerisini vermeden önce, acaba zahmet edip de hiç incelemiş mi dünleri, geçmiş dönemleri?...
Bugüne değin hiç mi karşılaşmamış mı; asker ocağından, üniversiteye ya da kültür sanat dünyasında böylesi ayrıcalıklara, böylesi torpillere ?...
Örneğin CHP Milletvekili Suphi BAYKAM’ın oğlu Bedri (ressam,yazar, aydın; bilumum ünvanların sahibi ) İNÖNÜ döneminde; “üstün zekalı çocuklar” kadrosundan gönderilmedi mi yurt dışında eğitime ?...
Ve 1980 darbesinin BEŞİBİRYERDE’sinden Muhsin’in oğlu Enis BATUR; hiç zorlandı mı yazılarını, kitaplarını kamusal alana yayarken?...
Tiyatrocu, sinemacı ya da şarkıcı ünlülerin çocukları; boy göstermedi mi gösteri sanatları alanında ya da palyaço/şarkıcı Neco’nun kızı Ayşe gibi yazar olarak karşımızda ?...
Ve bu ne şans, bu ne fırsat, bu ne ayrıcalık sözlerine karşın sığınılmadı mı “Armut dalından uzağa düşmez” ya da “Kuş yuvada gördüğünü işler” içerikli atasözlerine ?...
Askerlikte “bedelli” uygulamaları çıkmadan çok öncesinde, en sıradan bir albayın oğlu; hiç süründü mü yurdun her hani bir ücra köşesinde ?...Ve de en son yaşanan savaş; Kıbrıs Barış Harekatı’nda ya da yıllardır süregelen PKK terör saldırılarında şehid düştüğüne ilişkin bir duyum ulaştı mı hiç kulaklarınıza ?...
Üniversitede…Akademik kariyer hevesiyle çarparken yürekleriniz; kadrolara alınabildiniz mi bilmem kim profesörün kızı ya da oğlu öncelikliyken ?...
Kamu kurumlarında allame-i cihan olsanız da; atanabildiniz mi daha üst görevlere aşiretlerin, ağaların çocukları varken ?...
Verdiğim bu örneklerin her biri AKBabalar öncesi dönemden; hangi partiden, hangi görüşten oldukları hiç fark etmez, her dönemden, her partiden…
İşte 2014 yılının Aralık ayında CHP’li Vekil TANAL; çok sanal bir muhalefet yapma girişiminde bulunmuştu anımsanacağı üzere... Ve de aklınca; AK-Veledler’in durumunu gözlere sokmaya çalışmıştı da…Bizim belleklerimizde hala taptaze dururken sizlerin geçmişleri, marifetlerinizin izleri, arpalıkları nasıl da aranızda üleştiklerinizin kanıtları henüz silinmemişken…AK-Veledler elbette ki ayrıcalıklı olacaklar, AK-Babaları’nın sultaları sürdükçe…
Geçmişte tıpkısının, aynısı sizin veledlerin; yaşadığı gibi, edindiği ayrıcalıklar gibi… Elbette ki yaşamın her alanında en baba kadrolar onların olacak; tıpkısının, aynısı sizin dönemlerinizde çocuklarınıza tanınan ayrıcalıklarda olduğu gibi…
Her ne kadar Ulu Önder Kemal ATATÜRK’ün ideali, ülküsü, en değerli eseri olan CUMHURİYET (ve HALK PARTİSİ); OSMANLI’yı inkar etmekle geçirse de iktidar ya da muhalefet sürecini ve de CUMHURİYET’in OSMANLI ile bağlantısını… Yine de OSMANLI’nın mirasını aldı; kurumlarıyla da, yozluklarıyla da… Öncelikle onların dönemlerinde kayırmacılıklar olmuşsa... Ve daha sonrasında; Özal döneminde bu uygulamalar iyice yerleşmişse...Dün öyle de, bugün başka mı olacaktı?... İktidarı, otoriteyi, gücü, yetkeyi eline geçirenler; kendilerinden öncekilerden başka mı davranacaktı?...
İşte bundan dolayı;AK-VELEDLER, HER ŞEYE HAK-VELEDLERDİR… BU MİLLETE DE MÜSTEHAK VELEDLERDİR… Bal tutan parmağını yalar, diğerleri de aval, aval bakar.Bu ülkede; her devir gelir geçer, ancak BABAM SAĞOLSUN DEVRİ hiç geçmez... İşinize gelmiyorsa, bakarsınız çaresine, çözümüne... Muhalefete düşünce, demokrasi havarisi kesilip; yapılan eleştirilerle dünlerin üzeri örtülebilse, iyi de... Ama örtülmüyor, unutulmuyor. Gücü ele geçirenler;kamusal yarar yerine, özel yarar derdine düşüyor, bir de yandaşlara "arpalık dağıtmak" üstüne tüy dikiyor...Rant için siyaset yapılan bu ülkede, yakınlara "nam, ünvan, makam, kadro" için de siyaset yapılıyor. Ne edelim; yazgımız böyle...Aynı terane; her dönemde, her devirde, " babam sağolsun" söylemi eşliğinde geliyor önümüze aynı uygulamalar.